Kelebek etkisi

04:0029/11/2025, Cumartesi
G: 29/11/2025, Cumartesi
Serdar Tuncer

Tadı yok hayli zamandır; dünyanın, hayatın, insanın ve muhabbetin. Pandemiyle birlikte bir şeyler oldu sanki. Dünyanın kahrını çekmek daha bir zorlaştı, hayatın anlamı hepten yitti, insanın çilesi katmerlendi iyice. Dünya, hayat ve insan hepsi birden muhabbetle anlamlıydı, muhabbetin bile tadı tuzu yok artık. Zulümler, ölümler, küresel ısınma, su sıkıntıları, savaşlar, dijitalizm, karikatür liderler ve bilumum saçma sapan işlerle trajikomik bir tiyatro sahnesini andırıyor dünya. Dünya tarihinin

Tadı yok hayli zamandır; dünyanın, hayatın, insanın ve muhabbetin.

Pandemiyle birlikte bir şeyler oldu sanki. Dünyanın kahrını çekmek daha bir zorlaştı, hayatın anlamı hepten yitti, insanın çilesi katmerlendi iyice. Dünya, hayat ve insan hepsi birden muhabbetle anlamlıydı, muhabbetin bile tadı tuzu yok artık.

Zulümler, ölümler, küresel ısınma, su sıkıntıları, savaşlar, dijitalizm, karikatür liderler ve bilumum saçma sapan işlerle trajikomik bir tiyatro sahnesini andırıyor dünya. Dünya tarihinin tamamı bilmem son yirmi yıl kadar absürtlüğe şahit olmuş mudur?

Etrafınıza bir bakın şöyle yahut aynaya; tahammülsüz, dağınık, tembel, zayıf, unutkan, mutsuz, anksiyeteye esir, ilaca muhtaç tipler göreceksiniz. Psikiyatrinin parantezine dahil edilebilecek marazlar istisna olmaktan çıkıp âdeta kaide haline geldi. Huzurlu, kendisiyle sahiden barışık, mütevekkil ve dingin birisini görünce şaşırıyoruz, sarıp sarmalayasımız geliyor bu nevâdir zevatı kaşıkçı elmasına denk bin kat mahfazalar içinde. Hastayız.

Bereketi yok hayli zamandır; kazancın ve zamanın.

Ne zenginin biriktirdiği şükre yetiyor ne fakirin kazandığı sabra! Sanki bir şey oldu, bir yerde bir yanlış yaptık elbirliğiyle ve canına yandığımın bereketi göklere çekildi. Eğniyâ-yı şâkirîn bir eski zaman şarkısı artık, fukarâ-yı sâbirîn fî tarihinden kalma tatlı bir masal.

Kıyamete yakın yılların ay, ayların gün, günlerin saat gibi geçeceği haber verilmiş. Gün yetmiyor insana artık, hafta an gibi, yıllar su gibi akıp geçiyor. Geliyor galiba gelmekte olan diyorum bereketinin bunca kaybolduğunu görünce zamanın.

Bütün bu işlerin bir sebebi vardır elbet. Akıllı abiler niyesini bilirler, nasılından haberdardırlar. Derin analizleri, analitik yorumları, bildik bildik nutukları onlara bırakalım. Bana öyle geliyor ki yeryüzünün dört bir yanında yaşanan adaletsizliklere, zulümlere, ölümlere, açlıklara ses çıkarmayışımız bu hale sebep oldu. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın dedik, yılanın soktuklarının âhı gelip bizi buldu. Her koyun kendi bacağından asılır dedik, kokusu bütün mahalleyi sardı.

Bomba Filistin’e atıldı ve biz ölmedik ama Filistin’de can veren her bir masumla bir güzel şey eksildi bizim hayatımızdan. Çile Doğu Türkistan’da çekildi ve biz yanmadık ama orada akan her bir damla gözyaşıyla burada sebebini bilemeden hasta olan biz olduk. Açlık Afrika’nın problemiydi ama buna bir çare aramayışımız dahası umursamayışımızla beraber bereketi ve tadı kaçtı sahip olduklarımızın. Arakan’da akan kanı, uykumuzda başımızdan aşağı boca etti sanki görünmez bir el ve sabah uyandığımızda yüzümüze somurtuştan yapılmış geçmeyen bir huzursuzluk yapıştı. Sudan’da insanlar katledildi ve biz vitrinlere baktık uzun uzun. Tatil planları yaptık ve yatırım hesapları. O tatil yordu bizi ve o yatırım evlatlarımızın kavgasına sebep oldu.

Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan zulme sessiz kaldığımız için tadı kaçtı bütün dünyanın. Bereket bu sebepten kayboldu, yağmur bunun için yağmıyor, mevsimler bu sebepten sarhoş, insan bu yüzden hasta, muhabbet bunun için yok, her şey bu yüzden anlamsız! Pandemiyle beraber bu işler iyiden ayyuka çıktı ama virüs bu işin sebebi değil bana sorarsanız sonuçlarından birisi sadece.

Böyledir O’nun işleri. Akıl sır ermez. Bir uyuz it yüzünden bir beldeye kış vermez. Bir çocuğun duası hatırına yağmuru esirger bir köyden. Askerde misvak kalmadı diye kale düşmez

bir türlü. Küçücük sebeplerden büyük büyük neticeler doğar. Böyledir O’nun işleri. Çünkü ‘Kün’ deyip alemleri var edendir O.

Google’dan yapılmaz göklerde mesafe hesapları. Myanmar Zürih’in kapı komşusudur, Gazze Newyork’a iki adım, Urumçi Cidde’nin sınır ili, El-Fâşir İstanbul’un yanı başı. Komşuda pişer bize de düşer sadece yemek ve ikram bahsine dair değildir. Oraya bomba yağar buraya hastalık, orada insan ölür burada bereket, orada açlık vardır burada huzura aç insanlar. Komşuda pişen yemek değil insan etidir ve kokusu kusturmaya yeter en leziz sofralar başında insanı.

Musibet suçluları bulmaz sadece suça ses çıkarmayanı, engel olmayanı, umursamayanı da yakalar paçasından. Tarihe bir bakıverin. Helak olan kavimlere. Bir şehir kül olmuş, bir beldeyi hastalık yakıp kavurmuş, bir diyar yerle bir olmuş. Zalimler ve günahkârlara değil sadece; zulmü ve günahı görüp, bilip, ses çıkarmayanlara da kesilmiş fatura. Bu defa bir şehrin değil bütün dünyanın musibete düçar olmasını nasıl izah edeceğiz? Herkes her şeyden haberdar olduğu için olabilir mi? Hani globalleşen dünya yani, küçük bir köy diyorlar ya hani dünyaya, hah işte ondan olamaz mı?

#aktüel
#hayat
#Serdar Tuncer