Suriye'de Şam yönetiminin SDG ile vardığı anlaşmanın detayları netleşiyor. Güvenlik kaynakları son anlaşma ve Türkiye'nin ülkedeki konumunu Yeni Şafak'a değerlendirdi. Entegrasyonun bireysel olacağı ve orduya terör olaylarına karışmayanların kabul edileceği kaydedildi.
SDG’NİN KENDİNİ FESHETMESİ GEREK
İşte güvenlik kaynaklarının verdiği bilgiler:
SDG’ye Arap aşiretlerinden katılanlar ayrıldı, geriye YPG kaldı. SDG’nin kendini feshetmesi gerek. Artık ABD de bunların arkasında değil. ABD, bu yapıyı DEAŞ'la mücadele için kullanırken “Bir terör örgütüyle mücadele başka bir terör örgütü ile olmaz” dedik. 10 yıl sonra bizim dediğimize geldiler. Bu süreçte YPG’nin tavrı onları bile çileden çıkarttı.
ANLAŞMAYA UYMAK ZORUNDALAR
ABD bu entegrasyonu başından beri destekliyor. 10 Mart mutabakatı entegrasyonu hedefleyen bir anlaşmaydı. En ufak bir iyi niyet göstermediler. Daha sonra 18 Ocak'ta bir anlaşma daha yapıldı. SDG açısından 10 Mart'tan daha ağır şartları kapsıyordu. Sonunda Haseke'ye, Aynel Arab’a sıkıştılar. Son anlaşmayla “Tamamıyla entegre olacaksın” denildi. Entegrasyona uymak zorundalar, başka çareleri yok.
ENTEGRASYON BİREYSEL OLACAK
Anlaşma çok önemli ama uygulamaya bakmak lazım. Anlaşmada SDG tugaylarının kurulacak tümene entegrasyonu iyi anlaşılmalı. Entegrasyon bireysel olacak ve terör olaylarına karışmayanlar kabul edilecek. Güvenlik araştırmalarında Türkiye, Suriye hükümetine yardımcı olacak. Her şey “Tek Devlet Tek Ordu” anlayışıyla ilerleyecek. Yerel güvenlik de Şam hükümetinin sorumluluğunda olacak.
KÜRTLERE HAKLARI VERİLDİ
Suriye hükümeti süreci çok iyi yönetti. Bir yandan askeri operasyonları planlayıp uygularken bir yandan da bu işin Kürtlerle ilgili olmadığını, teröristlerle ilgili olduğunu ortaya koyan adımlar attı. 13 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile operasyonun başladığı akşam Kürtlere önceki rejimin vermediği kimlik, kültürel ve ülkenin bir parçası olma hakkını verdiler. Paralel bir devlete, paralel bir orduya kesinlikle müsaade etmeyeceklerini söylediler.
TÜRKİYE’NİN DESTEĞİ BÜYÜK
Türkiye, Suriye hükümetinden gelen her talebi olumlu şekilde karşılıyor. Suriye’deki Kürtlere kültürel haklarının verilmesi konusunda da en büyük desteği Türkiye veriyor.
Sınır güvenliği sağlanınca birlikler döner
- Güvenlik kaynakları, Suriye’deki TSK birliklerinin ne zaman geri döneceğiyle ilgili şartların açık olduğunu ifade etti. Suriye'de devlet otoritesi tesis edilip, sınır güvenliği garanti altına alındıktan sonra Türk askerinin yavaş yavaş geri çekilmesi bekleniyor: “Suriye’de devlet otoritesinin tamamiyle tesis edilmesi, sınırlarımızın güvenliğinin sağlanması, terör tehdidinin tamamen ortadan kalkması gerekiyor. Bunlar olduğu zaman zaten ordumuzun orada olmasına gerek kalmayacak. Bizim harekat bölgelerimizde de Suriye Hükümeti idari faaliyetlerde sorumluluğu almaya başladı. Devlet otoritesi tesis edildikçe oraya yardım için giden görevlilerimiz yavaş yavaş geri dönecek. Örnek olarak Afrin'e şurtalara (polislere) yardıma giden polis ve jandarmamız görevlerini tamamlayıp geri döndü. Afrin’in yerel güvenliği Suriye hükümeti tarafından teslim alındı. Askerlerimiz üslerinde durmaya devam ediyor.”
Barzani'ye uyarı
- KDP Başkanı Mesud Barzani’nin bu süreçteki açıklamalarının, durumu olumsuz bir hale dönüştürme ihtimaline yol açtığı vurgulandı. Güvenlik kaynakları, Ankara'nın Barzani'yi bu konuda uyardığı bilgisini verdi: “Suriye’deki teröristlerin ağabeyliğine soyunmaya kalktı, ‘Gerekirse destek olurum, asker gönderirim’ gibi açıklamalar yaptı. Bu konuda uygun kanallardan gerekli uyarılar yapıldı. Diğer taraftan onların yayın kuruluşu Rudaw’ın dezenformasyon içeren art niyetli haberleri de Türkiye ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi arasında son yıllarda oluşan olumlu ilişkilere zarar verdi. Karşısına Türkiye'yi almak çok mantıklı bir hareket değil.”
ABD'nin DEAŞ’lıları taşıma nedeni açık değil
- ABD’nin İran’a müdahalesi konuşulurken, diğer yandan ABD, Suriye’deki DEAŞ'lıları Irak'a taşıyor. Bunun arkasındaki niyetin önemli olduğunu belirten güvenlik kaynakları şunları kaydetti: “Bunun arkasındaki niyetin ne olduğu açık değil. ABD üst düzey ve kontrol altında olması gerektiğini düşündüğü DEAŞ’lıları veya Batı ülkelerinin kabul etmek istemediği vatandaşlarını transfer ediyor olabilir ya da başka bir planı vardır.”