Lockyear, İsrail'in ateşkese rağmen saldırıları ve kısıtlamaları altında bulunan Gazze'deki son durum ile burada yardım faaliyetleri yürüten uluslararası sivil toplum kuruluşlarına (STK) getirdiği yeni kayıt sistemine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'da felaket boyutundaki insani durumun devam ettiğini söyleyen Lockyear, "Gazze Şeridi'nin yüzde 80'i yıkıldı. 1,3 milyon insan acil barınmaya ihtiyaç duyuyor. (Gazze'de) 1,6 milyon kişi, yani nüfusun yüzde 76'sı, hala açlık kriziyle karşı karşıya." dedi.
"(Gazze'de) İnsani ihtiyaçlar çok fazla ve insani yardım müdahalesinin azalması değil, önemli ölçüde artması gerekiyor." diye konuşan Lockyear, kış koşullarının, Gazze'deki nüfusun kronik sağlık sorunlarını daha da kötüleştirdiğini hatırlattı.
Lockyear, Gazze'de 4 bini çocuk olmak üzere 18 binden fazla kişinin tıbbi tahliyeyi beklediği bir süreçte bulaşıcı hastalıkların arttığını vurguladı.
"Ateşkes yürürlüğe girdiğinden bu yana 500'den fazla Filistinli öldürüldü ve 1500'den fazlası yaralandı"
Kış şartları ile vahim barınma şartlarının birleşmesinin olumsuz etkisine değinen Lockyear, "Bu durum, Gazze Şeridi genelindeki felaket sağlık durumunu daha da kötüleştiriyor. Ateşkes yürürlüğe girdiğinden bu yana 500'den fazla Filistinli öldürüldü ve 1500'den fazlası yaralandı. Ateşkese rağmen Gazze'de insanlar öldürülmeye devam ediyor. Ateşkesin amacı daha fazla insani yardım getirmekti. MSF adına konuşacak olursam, 2026 yılının başından bu yana hiçbir (tıbbi) malzeme veya uluslararası personel getiremedik." ifadelerini kullandı.
Lockyear, Gazze'de insani felaketin devam ettiğini, insani yardımlar ve tıbbi tahliyelerin büyük ölçüde arttırılması gerektiğini belirtti.
İsrail'in Gazze'de hizmet verecek uluslararası STK'lara yönelik getirdiği ve bu yıl yürürlüğe girecek yeni kayıt sistemine de değinen Lockyear, İsrail hükümetiyle bir yıla yakındır bu konuda görüştüklerini söyledi.
"Mevcut koşullar altında personel listelerimizi İsrailli yetkililere vermeyeceğimizi söyledik"
Lockyear, "Sorun şu ki İsrailli yetkililere personel listelerimizi vermemiz istendi. 1700'den fazla insani yardım çalışanının öldürüldüğünü unutmamalıyız, Gazze'de kendi personelimizden 15 kişi öldürüldü. Bu nedenle onların güvenliği konusunda son derece endişeliyiz. Ancak bu Gazze'ye insani yardımı azaltmak için bir bahaneden başka bir şey değil. Çünkü bizim gibi kuruluşlar, insani yardım sağlamaya çalışmak ile personelimizin güvenliğini sağlamaya çalışmak arasında bir seçim yapmak zorunda bırakılıyor. Bu bilgilerin nasıl kullanılacağına dair gerekli güvenceleri alamadık. Bu nedenle mevcut koşullar altında personel listelerimizi İsrail yetkililerine vermeyeceğimizi söyledik ve bunun sonucunda operasyonlarımızı durdurmamız gerektiği söylendi." şeklinde konuştu.
Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'da insani yardım sağlamaya devam etmek istediklerinin altını çizen Lockyear, Gazze Şeridi'ndeki varlıklarını sürdürmenin ve müzakere etmenin bir yolunu bulmak için İsrailliler dahil çatışmanın tüm taraflarıyla görüşmeye devam edeceklerini aktardı.
"Bu arada hala oradayız ve Gazze'deki tıbbi insani yardım faaliyetlerimize devam edebilmeyi umuyoruz"
Lockyear, MSF ve diğer insani yardım kuruluşlarının ayrılmasının etkisinin Gazze'deki sağlık sisteminin daha da kötüleşmesine ve felaketin üzerine bir felaketin gelmesine yol açacağını bildirdi.
MSF'nin personel listesinin paylaşılması ve kayıt işlemlerinin tamamlanabilmesi için kendilerine 60 gün süre verildiğini hatırlatan Lockyear, "Bunu yapmadık. Bu arada hala oradayız ve Gazze'deki tıbbi insani yardım faaliyetlerimize devam edebilmeyi umuyoruz. Bunu yapmanın bir yolunu bulmak için İsrailli yetkililerle görüşmeye devam edeceğiz. (MSF'nin Gazze'de yasaklanması) Bunun gerçekleşme riski çok büyük. Bundan çok endişeliyiz. İnsani yardım sağlamak veya personelimizin güvenliğini sağlamak arasında imkansız bir seçimle karşı karşıya kaldığımızı düşünüyoruz ve ihtiyacımız olan güvenceleri alamadık." dedi.