ABD Başkanı Donald Trump’ın girişimiyle kurulan ve Gazze’de kalıcı ateşkes ile barışın sağlanmasını hedefleyen Barış Kurulu, ilk toplantısını bugün ABD'nin başkenti Washington’da yapacak. Toplantıda Türkiye’yi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil edecek. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun katılımının beklenmediği zirvede, Ankara yönetiminin Filistin, Gazze ve Batı Şeria’nın geleceğine dair 5 kritik mesaj vermesi planlanıyor.
KARARLILIK VURGUSU
Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Bakan Fidan’ın Washington’daki hitabında ilk olarak Filistin sorununun çözümüne yönelik çabaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini vurgulayarak Türkiye'nin bu sürece olan tam desteğini ifade etmesi bekleniyor. Fidan'ın, İsrail’in ateşkes ihlallerine ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını engellemeye yönelik uygulamalarına derhal son vermesi çağrısında bulunacağı belirtiliyor. Bu kapsamda Türkiye’nin Gazze’de insani yardım sağlamayı sürdüreceği ve yeniden imar faaliyetlerine katkı sağlamaya hazır olduğu da toplantıda güçlü bir şekilde dile getirilecek.
Ayrıca Türkiye’nin, Gazze’de Filistin halkının haklarının korunması ve güvenliğinin sağlanması için tesis edilecek uluslararası mekanizmalarda aktif yer alma iradesi yinelenecek. Bakan Fidan’ın, Batı Şeria’da İsrail’in artan baskılarına, yasadışı yerleşim faaliyetlerine ve yerleşimci şiddetine karşı uluslararası toplumun bir an evvel harekete geçmesi gerektiğini belirterek, Ankara'nın iki devletli çözüm perspektifine yönelik sarsılmaz desteğini teyit etmesi öngörüyor.
Trump’ın, Kurul üyesi ülkelerden toplamda 5 milyar doları aşan bir mali destek taahhüdü alındığını duyurmasının ardından gözler ülkelerin yapacağı katkılara çevrildi. Edinilen bilgiye göre, Türkiye bu süreçte doğrudan finansal katkıdan ziyade Filistin’de yeniden imar sürecine destek, altyapının ayağa kaldırılması ve insani yardım faaliyetlerine odaklanacak.
Sürecin bugüne nasıl geldiğine bakıldığında ise yoğun bir diplomatik trafik göze çarpıyor. İlk adım, 23 Eylül 2025’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu önde gelen 8 Müslüman liderin, ABD Başkanı Trump’la Gazze’de ateşkes ve barışın sağlanması amacıyla bir araya gelmesiyle atılmıştı. Bu tarihi görüşmenin ardından Trump tarafından yeni bir Barış Planı açıklandı. 13 Ekim 2025’te Mısır’ın Şarm el-Şeyh Barış Zirvesi’nde Türkiye, ABD, Katar ve Mısır tarafından imzalanan ortak bildiriyle ateşkesin sağlandığı duyuruldu ve bu adım Barış Planı’nın ilk aşamasını oluşturdu. Söz konusu plan, 17 Kasım 2025’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararıyla resmi olarak kabul edildi.
14 Ocak'ta Gazze’nin idaresini üstlenmek üzere 15 Filistinli teknokrattan oluşan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi kurulurken, aynı gün ABD Başkanı Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un açıklamasıyla sürecin ikinci aşamasına geçildiği ilan edildi. 16 Ocak’ta ise Barış Kurulu ve ona bağlı organların teşkili duyurularak, Bakan Fidan’ın da Gazze Yürütme Kurulu’nda yer alacağı açıklandı.
Gazze’de barışın tesisi fikrinden doğan Barış Kurulu’nun, Birleşmiş Milletler’e alternatif bir yapıya dönüşebileceği yönündeki eleştiriler nedeniyle bazı ülkeler Trump’ın bu girişimine katılmama kararı aldı. Ancak şimdiye kadar 25 ülke kuruluş tüzüğüne imza atarak süreçteki yerini aldı.
Siyasi arenada bu adımlar atılırken, İsrail'in saldırılarıyla harabeye çevirdiği Gazze Şeridi’nde ramazan ayının ilk günü bu yıl da belirsizlik ve buruk bir şekilde karşılandı. Gazze sahilinde gençler kumun üzerine "Hoşgeldin ramazan" yazarken, yerlerinden edilen Gazzeli aileler çadır kamplarda yokluk içinde yaşama tutunmaya çalışıyor. Aileler, sadece insani yardım dağıtım programlarından gelecek destek ile ramazanı geçirmeyi umuyor. Ramazan öncesi un, zeytin ve şeker gibi temel gıdaların karaborsaya düşmesi ise Gazzelilerin hayatını daha da zorlaştırıyor. Yaşadıkları sıkıntıları anlatan 55 yaşındaki Hanan Attar da öğütülmüş mercimekle hayata tutunduklarını söyleyerek şu ifadeleri kullanıyor:
“Un ve yağ yok. Son üç yıldır her ramazan mercimeği öğütüp, yardımlardan aldığımız makarna ve pirinçle karıştırıyoruz. Bu günler de geçer. Önemli olan bir daha savaşı yaşamamak”