Yahudi olmayan herkese düşmanlar: Canlı yayında bile işkence

İsrail, uluslararası sularda kaçırdığı 78’i Türk vatandaşı 428 aktiviste işkence yapıp sosyal medyada yayınladı. Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir, Aşdod Limanı’nda elleri kelepçeli diz çöktürülen aktivistlere hakaret etti ve onları tartaklayan askerleri tebrik etti. Görüntüler tüm dünyada infiale yol açtı. Ben Gvir’in “İsrail’e hoş geldiniz” mesajıyla övünerek paylaştığı görüntülerde Küresel Sumud Filosu aktivistlerinin, İsrail bayrakları asılmış çadırda elleri arkadan kelepçeli şekilde ve çömelir vaziyette oturduğu görülüyor. Hoparlörden İbranice şarkı çalarken aktivistler itilip kakılıyor ya da tartaklanıyor. Bu sırada Ben Gvir geçerken “Özgür Filistin” diye bağıran bir kadın yere yatırılıp darbediliyor. Ben Gvir ise “İşte böyle yapmak gerekiyor” diyerek askeri kutluyor. Kısa sürede yayılan bu görüntüler dünyada infiale yol açtı. Zor durumda kalan İsrail yönetimi bile Ben Gvir’e tepki gösterdi.

Saliha Engin Neslihan Önder
Ben-Gvir'in İsrail'e hoş geldiniz mesajıyla paylaştığı görüntülerde, aktivistler limanda elleri kelepçeli şekilde diz çöktürülerek bir yerde toplu halde tutuluyor.

Siyonist İsrail, uluslararası sularda alıkoyup Aşdod Limanı'na getirdiği Küresel Sumud Filosu aktivistlerine insanlık dışı muamele uygulamaya devam ediyor. Terör devletinin, Gazze'ye yardım ulaştırmak için yola çıkan ve uluslararası sularda hukuk dışı biçimde alıkoyduğu 78’i Türk 428 aktivist Aşdod Limanı'na getirildi. Limana çıkarılan çok sayıda aktivist, İsrail bayrakları asılmış bir çadır içinde elleri arkadan kelepçeli, yüz üstü yerde çömelir pozisyonda tutuluyor. Burada itilip kakılan ve darbedilen aktivistlere hoparlörle de İbranice şarkı dinlettirilip işkence uygulanıyor.

AKTİVİSTLERE İNSANLIK DIŞI MUAMELE

İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, sosyal medya hesabından Aşdod Limanı'na gittiği ve İsrail güvenlik güçlerinin aktivistlere kötü muamelede bulunduğu görüntüyü paylaştı. Görüntülerde, Ben-Gvir'in geçişi sırasında bir kadın aktivistin "Özgür Filistin" diye bağırdığı, İsrail polisinin ise kadına sert müdahalede bulunarak yere yatırdığı kameraya yansıyor. Bu sırada aşırı sağcı Ben-Gvir'in "İşte böyle yapmak gerekiyor" dediği duyuluyor. Ben-Gvir'in aktivistlerin bulunduğu yerde İsrail bayrağı salladığı, "Çok yaşa İsrail" diye bağırarak onları tahrik etmeye çalıştığı görülüyor. Ben-Gvir'in "İsrail'e hoş geldiniz" mesajıyla paylaştığı görüntülerde, aktivistler limanda elleri kelepçeli şekilde diz çöktürülerek bir yerde toplu halde tutuluyor.

İSRAİLLİ BAKANDAN BEN-GVİR'E ELEŞTİRİ

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Ben-Gvir'e tepki gösterdi. Ben-Gvir'in paylaşımını alıntılayan Saar, “Bu utanç verici gösteriyle ülkemize bilerek ve isteyerek zarar verdiniz. Üstelik bu ilk kez de değil. Hayır, siz İsrail'in yüzü değilsiniz” dedi. Ben-Gvir ise Saar'ı "terör destekçilerine boyun eğmekle" suçladı ve "Saar'dan İsrail'in artık bir şamar oğlanı olmayı bıraktığını anlaması beklenir" açıklamasını yaptı. Başbakan Netanyahu ise aktivistlerin sınır dışı edilmesi için talimat verdiğini söyledi. Netanyahu, Ben-Gvir'in Aşdod Limanı'da aktivistleri provoke etmeye çalışmasının "İsrail'in değerleri ve normlarıyla örtüşmediğini" de öne sürdü. Ancak Ben Gvir'in tutumunun münferit olmadığını gösteren açıklamalar da geldi. Ulaştırma Bakanı Miri Regev, Gazze’ye yönelik ablukayı kırmak için gelenlere yapılacak şeyin bu olduğunu savundu. Regev, "Terör destekçilerinin yeri hapishanedir. Elbette onları geldikleri ülkelere geri göndereceğiz" dedi.

Siyonist İsrail'e küresel tepki

Sumud Filosu'na müdahale ve Aşdod Limanı’nda aktivistlere yönelik kötü muamele, uluslararası toplumun sert tepkisine yol açtı. Olay sonrası Gazze'deki İsrail soykırımının en büyük destekçisi konumundaki Avrupa ülkeleri bile tepki göstermek zorunda kaldı.

ELÇİLERİ ÇAĞIRDILAR

* Fransa: Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, İsrail’in Paris Büyükelçisi’ni bakanlığa çağırdı.

* İspanya: Özür bekleyerek İsrail'in Madrid Maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığına çağırdı. Başbakan Sanchez, AB'den Ben-Gvir'in AB ülkeleri topraklarına seyahatinin yasaklanmasını istedi.

* İtalya: Başbakan Giorgia Meloni, İsrail'den, özür talep ederek, İsrail Büyükelçisini çağıracaklarını duyurdu.

* Hollanda: Başbakan Jetten, 'kabul edilemez muamele' sonrası büyükelçiyi Dışişleri Bakanlığına çağıracaklarını duyurdu.

* Kanada: Dışişleri Bakanı Anand, 'rahatsız edici' görüntüler sonrası büyükelçinin bakanlığa çağırılacağını söyledi.

* Finlandiya: Dışişleri, Helsinki Büyükelçisinden açıklama talep edeceğini bildirdi.

* Güney Kore: Devlet Başkanı Lee Jae Myung, Netanyahu’nun ülkeye girmesi halinde tutuklanmasının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

* Avusturya: Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Viyana Büyükelçisi'ne tepkilerini ilettiklerini bildirdi.

* Polonya: Dışişleri Bakanı Sikorski: Vatandaşlarımız için adalet, sizin içinse ceza talep ediyoruz.

* İrlanda: Bakan Helen McEntee, vatandaşlarının derhal serbest bırakılmasını talep etti.

* Birleşmiş Milletler derhal serbest bırakılma çağrısı yaparken, Avrupa Parlamentosu'nda İsrail protesto edildi.

Ümmü Gülsüm Durmuş ve ailesi

Kızım Gazzeli bebekler için gitti

Terör devleti İsrail’in alıkoyduğu GZT Editörü Ümmü Gülsüm Durmuş’un durumu belirsizliğini koruyor. Durmuş’un ailesi iletişim kuramadıkları kızlarının durumundan endişe ediyor. Durmuş’un babası 90 yaşındaki Şevket Durmuş, Yeni Şafak’a yaptığı açıklamada kızı için dua ettiğini ifade etti. Yaşadığı belirsizliğin kendisini her geçen gün daha da yıprattığını vurgulayan baba Durmuş “Evladımdan gelecek bir haber benim için en büyük teselli olacak. Kızım Gazzeli bebekler için gitti. Bu soykırım 3 yıldır canımıza tak etti. O da buna dayanamadı ve yola koyuldu” dedi. İleri yaşına rağmen güçlü durmaya çalıştığını ancak yaşanan sürecin kendisini derinden etkilediğini belirten Durmuş, şunları söyledi: “Bir haber bekliyorum, bir ses duymak istiyorum. En zor şey belirsizlik. Evladımdan ayrı kalmak bu yaştan sonra en ağır imtihan. Kızım için her gün ellerimi açıyorum. Allah’tan başka sığınacak yerim yok."

Thiago Avila

Gazze’ye insani yardım ulaştırmak için yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na yönelik İsrail saldırısının yankıları sürerken, 29 Nisan’da Girit açıklarında, uluslararası sularda kaçırılarak günlerce işkence gören Brezilyalı aktivist Thiago Avila yaşadıklarını anlattı. İsrail tarafından alıkonulan, 10 gün boyunca rehin tutulan ve bu süreçte annesini kaybeden Avila, İsrail’in sadece Gazze’de değil, uluslararası sularda da sistematik bir devlet terörü yürüttüğünü söyledi. Yeni Şafak’a konuşan Avila, “İsrail haydut bir devlettir. Korsan bir devlettir. Filistinlilere yaptıkları düşünüldüğünde onlara ‘terör devleti’ demekten daha doğru bir tanım yoktur” ifadelerini kullandı. Gazze’ye yönelik ablukanın devam ettiğini, ateşkes iddialarının ise gerçeği yansıtmadığını belirten Avila, dünyanın gözleri önünde sürdürülen katliamların durmadığını vurguladı.

“Gazze'de gerçek ateşkes yok”

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının “ateşkes” söylemlerine rağmen devam ettiğini belirten Avila, bölgede ölümün ve kuşatmanın sürdüğünü söyledi. Gazze’ye yardım götürme misyonunun kişisel değil insani bir görev olduğunu ifade eden Avila, “Biz bu misyonu kendimiz için yapmıyoruz. Gazze’de gerçek bir ateşkes olmadığı için yapıyoruz” dedi. Son yedi ay içerisinde yüzlerce Filistinlinin öldürüldüğünü vurgulayan Avila, “İnsanlar hala öldürülüyor. Ateşkesin olduğu son yedi ayda 800’den fazla insan dronlarla, tanklarla, tüfeklerle, her türlü silahla ve bombalarla öldürüldü. Yardımlar hala engelleniyor. İnsanlar Gazze’de kolayca tedavi edilebilecek hastalıklardan ölüyor” ifadelerini kullandı. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Gazze’nin büyük bölümünü kontrol altına aldıklarını açıkça ilan ettiğini belirten Avila, bunun yalnızca askeri bir işgal değil aynı zamanda küresel sermaye destekli bir sömürü projesi olduğunu söyledi. Avila, “Netanyahu televizyonlarda Gazze’nin yüzde 60’ından fazlasını kontrol altına aldığını söyleyerek övünüyor. Geleceğe dair planları ise o bölgenin Netanyahu ve Donald Trump gibi savaş suçluları tarafından, büyük teknoloji şirketleri tarafından ve savaşlardan kâr eden askeri-endüstriyel kompleks tarafından yönetilmesi” dedi.

“İsrail siyonizmini durdurmak tarihsel görev”

Filistin meselesinin yalnızca bölgesel bir kriz olmadığını söyleyen Avila, mücadeleyi küresel bir adalet ve insanlık mücadelesi olarak tanımladı. “Benim düşüncelerim her zaman bu kuşağın önündeki büyük tarihsel görevle ilgili” diyen Avila, İsrail siyonizminin ve ABD emperyalizminin durdurulması gerektiğini ifade etti. “Bizim görevimiz sadece Filistin halkına karşı değil, insanlığa ve yeryüzündeki yaşama karşı da bir sorumluluktur” ifadelerini kullanan Avila, İsrail’in uluslararası hukuk tanımayan saldırılarının tüm dünyayı tehdit ettiğini söyledi.

“Filoya yapılanlar Filistinlilere yapılanların küçük bir kısmı”

İsrail’in filoya yönelik saldırısının bilinçli ve organize olduğunu vurgulayan Avila, aktivistlerin tamamen şiddetsiz bir misyon yürüttüğünü söyledi. “Bu misyon uluslararası hukuk tarafından korunuyor ama onlar bizi durdurmaya çalışarak uluslararası hukuku ihlal ediyor” diyen Avila, İsrail askerlerinin kullandığı mühimmatın niteliğinin dahi bilinmediğini ifade etti. “2010’da Mavi Marmara’da 10 kişiyi şehit ettiler ve biz şu anda katılımcılarımızın fiziksel güvenliğinden ciddi şekilde endişe duyuyoruz” diyen Avila, filoda bulunan aktivistlere yönelik saldırının aslında Filistin halkına yıllardır uygulanan sistematik şiddetin küçük bir örneği olduğunu belirtti. İsrail askerlerinin saldırı anında ateş etmesine de değinen Avila, “Videolarda da gördüğünüz gibi insanlar hiçbir şekilde karşılık vermiyor. Bu durum İsrail’in korkaklığını ve insanların haklarını ihlal etmek üzere nasıl eğitildiklerini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

“İşkence çığlıklarını her gün duyduk”

Avila, alıkonulduğu Sumud Filosu’nun Gazze misyonunda İsrail tarafından ağır işkenceye maruz bırakıldığını da anlattı. İsrail güçlerinin 22 teknedeki 181 kişiyi kaçırdığını söyleyen Avila, kendisi ve Filistinli aktivist Saif Abu Keskek’in özellikle hedef alındığını belirtti. “179 kişiyi Girit’te bıraktılar ama beni ve Saif’i işgal altındaki Filistin’e, Aşkelon’a götürdüler” diyen Avila, iki gün boyunca teknede ağır fiziksel saldırıya uğradıklarını söyledi. “Dayak nedeniyle iki kez bayıldım” ifadelerini kullanan Avila, daha sonra İsrail iç istihbarat birimi Şabak’ın tesisine götürüldüklerini anlattı. Şabak tesislerinde sistematik işkence sesleri duyduklarını belirten Avila, “Her gün Filistinlilerin işkence seslerini duyuyorduk. Gardiyanlar onların çığlıklarına ‘şarkı söylüyorlar’ diyordu. Ve sıranın bana geleceğini, bunu yasal olarak yapabileceklerini ifade ediyorlardı” dedi. İsrailli görevlilerin kendisini ölümle tehdit ettiğini söyleyen Avila, “Bana yönelttikleri beş suçlamanın her birinin 20 yıl hapis cezası gerektirdiğini söylediler. Haklarımın tamamen yok sayılacağını, işkence görebileceğimi hatta idam edilebileceğimi söylediler” ifadelerini kullandı. 10 gün boyunca neredeyse kesintisiz sorguya çekildiğini anlatan Avila, gözleri bağlı şekilde taşındığını, sürekli kelepçeli tutulduğunu ve hücre hapsine maruz bırakıldığını söyledi.

“Annemin öldüğünü serbest bırakılınca öğrendim”

Serbest bırakıldıktan sonra annesinin ölüm haberini aldığını anlatan Avila, bunun yaşadığı en ağır travmalardan biri olduğunu söyledi. İsrailli görevlilerin günler boyunca annesi hakkında “Anneni bir daha göremeyeceksin” gibi tehditkâr ifadeler kullandığını belirten Avila, bunun psikolojik baskının parçası olduğunu düşündüğünü ifade etti. “Serbest kaldıktan sonra Sina Çölü’nde bırakıldım ve Kahire’ye gitmeye çalışıyordum. Şoförün telefonundan eşime mesaj atmak için Instagram’a girdim. İlk karşıma çıkan şey annemle ilgili haber oldu” diyen Avila, yaşadığı yıkımı şu sözlerle anlattı: “Bu benim için yıkıcıydı. Bana yaptıkları fiziksel işkencelerden çok daha ağırdı.” Filistinli tutukluların her gün benzer acılar yaşadığını vurgulayan Avila, Gazze’de görev yapan Doktor Husam Ebu Safiye’nin annesini cezaevindeyken kaybettiğini hatırlatarak, “Cenazesine gidemedi, ona veda edemedi” dedi.

“Türkiye Filistin dayanışmasının en önemli merkezi”

Türkiye’nin Filistin dayanışmasındaki rolüne özel vurgu yapan Avila, Türk halkının vicdanını ve mücadele iradesini övdü. “Gazze ablukasını kırmak için yapılan deniz misyonlarında en fazla tekneyi sağlayan ülke Türkiye oldu” diyen Avila, filoya en fazla katılımcıyı gönderen ülkenin de Türkiye olduğunu söyledi. 16 yıl önce düzenlenen Mavi Marmara Baskını saldırısında hayatını kaybeden 10 şehidi hatırlatan Avila, Türkiye’nin siyonizme karşı mücadelenin önemli merkezlerinden biri olduğunu belirtti. Türkiye’de boykotlara ve protestolara katıldığını ifade eden Avila, ailelerin …

“Mücadele bitmedi Sumud devam edecek”

Sumud hareketinin yalnızca deniz misyonlarından ibaret olmadığını söyleyen Avila, mücadeleyi küresel ölçekte sürdürmeye kararlı olduklarını ifade etti. İsrail’in Gazze, Batı Şeria ve bölge ülkelerine yönelik saldırılarının cezasız bırakıldığını belirten Avila, Lübnan, Suriye, Irak, Yemen ve İran’a yönelik saldırılara dikkat çekti. ABD’nin de Latin Amerika’da baskı politikalarını sürdürdüğünü söyleyen Avila, “Dünyanın ve gezegendeki yaşamın tehlikede olduğunu görüyoruz. Bu yüzden harekete geçmek zorundayız” dedi. Gazze’ye ulaşmaya çalışan kara konvoyunun Libya üzerinden Refah Sınır Kapısı’na ilerlemeye çalıştığını belirten Avila, tüm misyonlarının engellense bile mücadelenin süreceğini söyledi. “Bugün dünyadaki 8 milyar insanın daha iyi bir toplum için ayağa kalkması, örgütlenmesi ve birlikte hareket etmesi gerekiyor” diyen Avila, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Oraya gitmemizin tek nedeni Gazze’de yaşananlar. Güvenlik isteseydik bu misyona hiç katılmazdık. Güvenlik önemlidir ama insanların onurlu ve barış içinde yaşama hakkından daha önemli değildir. Biz güvenlik aramak için değil, adalet aramak için gidiyoruz.”

12 Türk sağlık çalışanı esir

Doctors for Gaza Türkiye Sorumlusu ve Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, Siyonist askerlerin esir aldığı 78 Türk’ten 12’sinin sağlık çalışanı olduğu bilgisini verdi. Sağlık çalışanlarının hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Akkoyunlu, “Sağlık çalışanları ve doktorlar herhangi bir siyasi oluşumun parçası değildir. Amaçları, oradaki sivil insanların, özellikle çocukların ve kadınların sağlık hizmetlerine erişimini sağlamak ve ölüm riski altındaki insanlara yardım etmektir” diye konuştu. Akkoyunlu, “Arkadaşlarımızın bir kısmının Aşdod Limanı’na götürüldüğünü öğrendik. Onlar oradayken, işgal güçlerince kötü muameleye maruz kaldıkları süreçte çok ciddi bir vicdan azabı hissediyoruz. Onların yanında olamamamız, onlarla birlikte olamamak gerçekten içimizi yakan bir tablo oluşturuyor” şeklinde konuştu.

Tüm insanlık değerlerine düşmanlar

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Siyonist İsrail güçlerinin Küresel Sumud Filosu’na yönelik müdahalesine ve aktivistlere uygulanan şiddete sert tepki gösterdi. Sumud Filosu’nun insanlık haysiyetini temsil ettiğini belirten Çelik, "Başında Netanyahu’nun olduğu soykırım örgütü ise tüm insanlık değerlerine düşmandır. Soykırım örgütü üyesi bir bakanın, Sumud Filosu katılımcılarına uyguladığı sözlü ve fiziki şiddeti lanetliyoruz. İnsanlık, bu soykırım şebekesini hukuk önünde eninde sonunda mahkum edecektir" diye konuştu. Çelik, "Sumud Filosu’nun tüm asil katılımcılarını selamlıyoruz. Sumud Filosu’nu desteklemek insanlığı desteklemektir" dedi. Türk Dışişleri Bakanlığı da aktivistlere yönelik şiddeti lanetledi.