Yer altında trilyon dolarımız var

Türkiye’nin tespit edilmiş altın varlığının gelişen teknolojilerle 12 bin tona kadar çıkabileceğini belirten Altın Madencileri Derneği Başkanı Hasan Yüce, "Yastık altındaki 6-8 bin ton altınla birlikte buradaki varlığımız trilyon doları aşan stratejik bir güç oluşturuyor. Buna karşın yıllık altın üretiminin 8 tonda kaldığı 2025'te yaklaşık 150 ton altın ithal edildi" dedi.

Merve Safa Akıntürk
Arşiv.

Jeopolitik riskler, merkez bankalarının artan alımları ve küresel ekonomik belirsizlikler altını yeniden dünyanın en güçlü “güvenli limanı” haline getirirken, Türkiye bu yükselişi yeterince üretime dönüştüremiyor. Gazetelerin ekonomi muhabirleriyle bir araya gelen Altın Madencileri Derneği (AMD) Başkanı Hasan Yücel, Türkiye’nin yeraltı zenginliğinin büyük ölçüde keşfedilmediğini vurgulayarak, yükselen altın fiyatlarının bu potansiyeli daha da stratejik hale getirdiğini söyledi.

DERİNDE 80 ÇEŞİT MADEN

Türkiye’nin jeolojik potansiyelinin çok yüksek olduğunu belirten Yücel, bugüne kadar yapılan çalışmaların sınırlı kaldığını ifade etti. “Biz Türkiye’nin yer altının sadece ilk 50–60 metresini biliyoruz. Derine indiğinizde 70–80 çeşit mineralin varlığını öngörüyoruz. Şu anda konuştuğumuz madenlerin tamamı yüzeye yakın olanlar” diyen Yücel, madencilikte asıl ihtiyacın risk sermayesi olduğunu vurguladı. Arama faaliyetlerine yönelik toplumsal refleksin yanlış temellere dayandığını savunan Yücel, “Arama dediğiniz şey 5–10 santimetrelik bir sondajla yer altına bakmaktır. Buna bile karşı çıkılan bir ortamdayız” dedi.

12 BİN TON ALTIN VARLIĞI

Altın özelinde Türkiye’nin çok büyük bir ekonomik değeri yer altında tuttuğunu belirten Yücel, geçmiş projeksiyonlara dikkat çekti. “1990’lı yıllarda yapılan çalışmalar Türkiye’nin 6 bin 500 tonluk bir altın potansiyeline işaret ediyordu. Bugünkü 5 bin dolar/ons fiyatıyla bu, 1 trilyon doların üzerinde bir değer demek” diyen Yücel, yapılan riskli arama yatırımlarıyla bunun 1.500–2.000 tonluk bölümünün rezerve dönüştürüldüğünü söyledi. Mevcut jeolojik verilerin çok daha büyük bir tabloyu işaret ettiğini belirten Yücel, “Saha tecrübemiz Türkiye’nin yer altındaki altın varlığının 10 bin tona, gelişen teknolojilerle 12 bin tona kadar çıkabileceğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Hasan Yücel

AÇIĞIN 60 MİLYAR DOLARI MADENDEN

Yükselen altın fiyatlarının bu potansiyeli daha da kritik hale getirdiğini vurgulayan Yücel, Türkiye’nin üretim–ithalat dengesine dikkat çekti. “Türkiye’de yıllık altın üretimi 2025 itibarıyla sadece 28 ton. Buna karşılık yılda 140–150 ton altın ithal ediyoruz” diyen Yücel, altın ithalatının cari açık üzerindeki etkisinin artık yapısal bir sorun haline geldiğini belirtti. Yücel, “Türkiye’nin 110 milyar dolarlık cari açığının 60 milyar doları maden kaynaklı. Bunun 25 milyar doları altın, 45 milyar doları bakır, alüminyum, demir gibi metallerden geliyor. Oysa Türkiye bunların tamamını üretebilecek potansiyele sahip” dedi. Türkiye’nin bir diğer avantajının da yastık altındaki birikim olduğunu vurgulayan Yücel, “Tahminlere göre yastık altında 6 bin ila 8 bin ton altın var. Bu kişi başı yaklaşık 100 gram altın demek. 8 bin tonun bugünkü değeri yaklaşık 1,3 trilyon dolar” dedi.

YATIRIM ORTAMI ÜRETİMİ DÜŞÜRÜYOR

Üretimin düşük kalmasının nedeninin kaynak değil, yatırım ortamı olduğunu savunan Yücel, madenciliğin yüksek risk içeren bir sektör olduğunu hatırlattı. “Yaklaşık 350 arama ruhsatından sadece biri işletmeye dönüşür. Geriye kalanların tamamı zarar yazar. Bir aramanın madene dönüşmesi için 250–400 milyon dolarlık yatırım gerekir” diyen Yücel, Türkiye’de altın aramalarına ayrılan yıllık risk sermayesinin sadece 40 milyon dolar seviyesinde kaldığını söyledi. Altın fiyatlarındaki yükselişin kamu gelirlerini de otomatik olarak artırdığını belirten Yücel, “Altın madenciliğinde devlet hakkı fiyata endekslidir. Fiyat 5.000 dolar/ons seviyesine çıktığında devletin payı yüzde 25’e yaklaşıyor” dedi.

AÇIĞI KAPATMANIN EN NET YOLU

Altının kilogram başına yarattığı katma değerin altını çizen Yücel, “Türkiye’nin ortalama ihracatında 1 kilogramın değeri 1,5 dolar. Oysa 1 kilogram altın yaklaşık 110 bin dolar. Yani altın, dış ticaret açığını kapatmanın en net yollarından biri” dedi. Yücel, Türkiye’nin insan kaynağı ve mühendislik altyapısıyla yıllık 100 ton üretimi gerçekleştirebileceğini vurguladı.

Yabancı sermayeyi dışlamak çözüm değil

  • Türkiye’nin geçmişte 42 ton üretim seviyesini gördüğünü vurgulayan Hasan Yücel, “Ülkemizde 28 tonluk üretimin yaklaşık yüzde 60’ını yerli şirketler, yüzde 40’ını da yabancı sermayeli şirketler gerçekleştiriyor. Sermayeyi dışlamak çözüm değil. Hem arama teknolojilerine hem de risk sermayesine ihtiyaç var. Yabancı sermaye, yerli ortaklık modelleriyle teşvik edilebilir. Yabancı sermayeli şirketler Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmakta ve yerli şirketlerle aynı vergilere tabidir. Kâr transferleri de vergilendirilerek yapılmaktadır” dedi.