Asırlık icra kanunu değişiyor

Yaklaşık bir asırlık İcra ve İflas Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Hazırlanan yeni kanun teklifi taslağı ile ilamsız icraya belge zorunluluğu getiriliyor. İlk derece mahkemesi kararının hemen sonrasında yapılan icralara son verilecek. Bankalar ve kambiyo senetleri için öngörülen özel takip yolları kaldırılıyor.

Uğur Duyan
Fotoğraf: Arşiv

İcra sisteminde köklü değişikliklere gidilecek. Türkiye'de yaklaşık bir asırdır yürürlükte olan İcra ve İflas Kanunu'nun yerine geçmesi öngörülen Cebrî İcra Kanunu Teklifi Taslağı, icra hukukunda kapsamlı değişiklikler getiriyor. Taslakla birlikte hem alacaklı–borçlu dengesi yeniden kuruluyor hem de uygulamada eleştirilen birçok mekanizma sona erdiriliyor. Taslağa göre, icra davasının mahkemece hükme bağlanmasıyla (ilam kararı) ve gerekçeli kararın yazılmasıyla birlikte otomatik olarak başlayan icra sürecine son verilecek. Kararın uygulanması için bölge adliye mahkemesinin (istinaf) kararının beklenmesi gerekecek. Böylece 'erken icra' uygulamasının yol açtığı hak ihlallerinin önüne geçilecek.

İLAMSIZ İŞLEME BELGE ŞARTI

İlamsız icra uygulaması mevcut sistemde hiçbir belgeye dayanmadan başlatılabiliyor. Taslağa göre, ilamsız icra takibi için alacağın mutlaka bir belgeye dayanması gerekecek. Bu adımla, keyfi takiplerin önlenmesi hedefleniyor. Taslak, icra hukuk mahkemeleri nezdinde yürütülen 'itirazın kaldırılması' yolunu tamamen sistemden çıkarıyor. Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde takip duracak. Alacaklının takibe devam edebilmesi için genel mahkemelerde itirazın iptali davası açması zorunlu olacak. Böylece ilamsız icrada yargısal denetim güçlendiriliyor.

ÖZEL AYRICALIK YOK

Mevcut kanunda yer alan banka alacaklarına özgü hızlandırılmış takip hükümleri ile kambiyo senetlerine ilişkin özel ilamsız takip düzenlemeleri, taslak metne alınmadı. Tüm alacak türleri için tek ve genel bir takip rejimi öngörüldü. Taslakta, süresi içinde satış talep edilmeyen dosyalar için takibin düşmesi sonucu öngörülüyor. Bu düzenlemeyle, icra dosyalarının yıllarca açık kalmasının ve fiilen 'askıda' tutulmasının önüne geçilecek.

Deniz icrası tek çatı altında

Halen Türk Ticaret Kanunu ile İcra ve İflas Kanunu arasında dağınık halde bulunan deniz cebrî icraya ilişkin hükümler, yeni Kanunda ayrı bir kitap altında toplanıyor. Gemilerin ihtiyati haczi, satışı ve deniz alacaklarına ilişkin kurallar uluslararası sözleşmelerle uyumlu hale getiriliyor. Taslakta, Türk Ceza Kanunu'nda zaten suç olarak düzenlenen fiiller için İcra Kanunu'nda yer alan mükerrer ceza hükümleri ayıklanıyor. Özellikle 'ihaleye fesat' ve 'artırmadan çekilme' gibi suçlara ilişkin paralel düzenlemelere son verilecek. İcra organlarına borçlu ile alacaklının menfaatlerini gözetme ve dengeleme yükümlülüğü açıkça getiriliyor. Cebrî icranın, temel haklara saygılı, ölçülü ve hızlı bir şekilde yürütülmesi anayasal ilke haline getiriliyor.