Boğaziçi klanı ne istiyor: Yüzde 70 imtiyaz yüzde 30 ideoloji

Türkiye’nin en başarılı öğrencilerinin tercih ettiği Boğaziçi Üniversitesi 5 yıldır küçük ama gürültülü bir “klan” ile mücadele ediyor. 1000 akademisyenin görev yaptığı üniversitede 10-15 akademisyen her gün eylem yapıyor. Boğaziçi’nden bir akademisyen eylemlerin motivasyonunu, “Yüzde 70 güç ve iktidar, yüzde 30 da ideolojik” olarak açıkladı.

Boğaziçi Üniversitesi.

Türkiye’nin en başarılı öğrencilerinin tercih ettiği Boğaziçi Üniversitesi 5 yıldır küçük ama gürültülü bir “klan” ile mücadele ediyor. Yaklaşık 1000 akademisyenin görev yaptığı üniversitede 10-15 akademisyen neredeyse her gün saat 12.15’te kampüste “ayakta dikilerek” eylem yapıyor veya sosyal medyada trollük yapıyor.

Talepleri çok soyut ve mealen bir devlet üniversitesi olan Boğaziçi’ni “Biz yönetmeliyiz” diyorlar. Mesela “Cumhurbaşkanı’nın rektör atamasına karşıyız” diyorlar. Oysa Prof. Dr. Mehmed Özkan da 2016 yılında aynı şekilde atanmıştı ve itiraz eden yoktu. Fark belki de Özkan’ın “klan”ın sözünün dışına çıkmamasıydı.

GÜRÜLTÜNÜN SEBEBİ ÇOĞUNLUĞUN SESSİZLİĞİ

Derste ve ders dışında öğrencileri eyleme teşvik ediyorlar. Boğaziçi Üniversitesi’nin kadroya kattığı her yeni akademisyenin iş akdinin feshi için dava açıyorlar. Bu akademisyenlere üniversitede mobbing yapıyorlar, sosyal medyada ve yandaş medyalarında hedef gösteriyorlar. Bu kadar gürültü çıkarabilmelerinin bir nedeni de üniversitedeki ‘çoğunluğun sessizliği.’ “Boğaziçi Üniversitesi zarar görmesin” ya da “Aman bize çamur bulaşmasın” denildiği için meydan bu klana kalmış görünüyor.

İMTİYAZLARINI KAYBETTİLER

Üniversitenin derin sessizliği içinde bu 15-20 gürültücüyü tanımaya çalıştık. Geçmişte rektör yardımcılığı, dekanlık, bölüm başkanlığı yapmış ya da kritik kurullarda görev almışlar. Şimdi nüfuzlarını kaybetmişler. Bu gürültünün en önemli sebebi bu…

Çoğu Bilgisayar Mühendisliği ve İktisat bölümünde örgütlenmiş. Birbirlerinin öğrencileri, asistanları, hocaları…. Bir nevi “inbreeding” (akraba evliliği) var aralarında… Liyakat ve akademik başarıları falan yok. Bazılarının geçtiğimiz yıllarda “intihalleri” ortalığa dökülmüş. Bu utançla köşelerine çekilmeleri gerekirken, siyasi kutuplaşma sayesinde kendi mahallelerinde kahramanca dolaşıyorlar.

Kim olduklarına gelince; Mine Eder, Ünal Zenginobuz, Fikret Adaman, Burçay Erus, Lale Akarun, Cem Ersoy, Cem Say, Tuna Tuğcu, Birkan Yılmaz Ahmet Ersoy, Çiğdem Kafesçioğlu, Hande Sart, Betül Tanbay Zeynep Uysal, Taner Bilgiç, Ayşe Mumcu.

***

Prof. Dr. Tuna Tuğcu: Kendine ihaleler verdi

Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi. Kampanyaların merkezinde yer alıyor. Geçmişte resmi yetkisi olmadığı halde üniversitenin bilgi işlem merkezini fiilen yönetti. Bu sırada kurduğu şirkete ihalesiz işler verdi. Bilgi işlemdeki kontrolünü kaybedince yanına aldığı birkaç akademisyenle merkezi bastı ve bazı evrakları zorla almaya kalktı. Tuğcu editörlüğünü Ian Akyıldız’ın yaptığı bir dergide, Akyıldız ile akademik yayınlar yaptı. Tuğcu’nun bu şekilde birçok kez başvurduğu yöntem akademik etiğe aykırı.

***

Prof. Dr. Cem Ersoy ve eşi Prof. Dr. Lale Akarun: İntihalci çift

Bilgisayar Mühendisliği bölümündeki kliğin ve kampüsteki protestoların başını çekiyorlar. Ersoy eski bölüm başkanıydı, Akarun da eski rektör yardımcısı. Ersoy aynı zamanda Tuna Tuğcu’nun tez hocası. Karı-koca aynı bölümde çalışan bu çift 2 yıl önce master tezlerinin 14 sayfasında bire bir aynı ifadelerin yer aldığı intihal skandalıyla gündeme gelmişti. Boğaziçi Üniversitesi’ni ve Bilgisayar Mühendisliği’ni kendi mülkleri gibi görüyorlar. İntihalin ortaya çıktığı sene Akarun, ertesi yıl da eşi Ersoy, Türkiye Bilimler Akademisi’ne bile alındı. Çünkü “Beyaz Türk akademisyenler” her şeye rağmen birbirlerine sahip çıkıyor.

***

Prof. Dr. Cem Say: Sosyal medya trolü

Prof. Dr. Cem Say Bilgisayar Mühendisliği’nde öğretim üyesi. Ancak bir akademisyen ve üniversite hocasından çok, sosyal medya trolü. Her gün sosyal medyada bazıları İslamofobik, bazıları ırkçı siyasi mesajlar yazıp duruyor. Hiç yayını olmadan, bölüm başkanı olan danışmanı sayesinde Boğaziçi Üniversitesi’ne atanıyor ki bu üniversitenin teamüllerine göre “inbreeding”tir ve yapılamaz. Normalde Boğaziçi kendi mezununu hemen istihdam etmez. Öğrenci 2-3 sene başka üniversitelere gider, post doktora yapar sonra döner. Fakat süreç Cem Say için öyle işlememiş.

***

Prof. Dr. Ünal Zenginobuz: 11 yıldır akademik yayını yok

İktisat Fakültesi öğretim üyesi. Bir kesime göre “Boğaziçi direnişinin kahramanı.” Üniversitede ise öne çıkan vasfı öğrencilerle kurduğu sorunlu ilişkiler. Dersini alan 10 öğrenciden 7’sini bırakıyor. Bu nedenle sürekli rektörlüğe şikayet edilen bir hoca. “Zorba bir yönetim tarzına sahip” deniliyor. Bölüm başkanlığı döneminde başörtüsü yasağını savunuyordu, yabancı öğrenci alımına karşı ve yeni hocalara da ders verdirmiyordu. Son yayını 2015 yılında yani 11 yıldır akademik yayını yok.

***

Prof. Dr. Mine Eder: Paralel rektör

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyesi. Üniversiteyi bilen biri Eder için, “Kendini paralel rektör olarak görüyor” dedi. 2021’de üniversite içinde yapılan gayriresmî oylamalarda kendisini fiilen “rektör” olarak konumlandırmış. 1995 yılından bu yana görev yaptığı bölümde “otoriter bir yapı” kurmuş. Bölümde onun onaylamadığı hiç kimse istihdam edilemiyor. Eder, Mayıs 2023’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce üniversiteye gelen yeni akademisyenleri kameralar önünde tehdit etmişti. Hatta seçimi Kılıçdaroğlu’nun kazanacağını düşünerek ekibiyle üniversiteyi nasıl tekrar kontrol altına alacağına dair 3 aylık bir plan dahi yaptı.

EYLEMLERİN LOJİSTİK MERKEZİ

  • Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği (BÜMED), kampüsteki protestoların lojistik merkezi gibi çalıştı. Üstelik BÜMED, üniversite kampüsü içinde yaklaşık sekiz dönümlük bir araziyi sembolik bir bedelle kullanıyor, havuz başındaki bu yapıda düğünler, özel davetler ve kapalı toplantılar düzenleyerek ciddi gelirler elde ediyordu. Boğaziçi mezunu olsun olmasın belli bir çevrenin lokali gibi işletilen tesiste yasa dışı olmasına rağmen alkol servisi yapılıyordu. Üniversite yönetimi sözleşme süresi bitince burayı öğrencilere tahsis etti. Boğaziçi’ndeki eylemlerin en büyük nedenlerinden biri de buradaki imtiyazın sona ermesi denilebilir.

ALEYHTEKİ KAMPANYALAR İŞE YARAMADI

  • Boğaziçi Üniversitesi bu klanın 5 yıldır devam eden “üniversite çöküyor” yaygaralarına rağmen başarılı öğrencilerin tercihi olmaya devam ediyor. 2025 yılında üniversite sınavlarında ilk 1000’e giren öğrencilerden tam 566’sı Boğaziçi Üniversitesi’ni tercih etti. Prof. Dr. Naci İnci döneminde akademik kadro genişledi, “elitist düzen” bozuldu. Boğaziçi, “Türkiye’nin üniversitesi” haline geldi. Teknopark konusunda geri kalınmıştı, yatırım yapıldı. Kampüs alanları genişletildi, yurt binaları yenilendi, yeni yurtlar yapıldı. Veri Bilimi ve Yapay Zeka Enstitüsü, Film ve Medya Çalışmaları Enstitüsü kuruldu.

TEK TİP İDEOLOJİYLE YÖNETİLİYORDU

  • Boğaziçi Üniversitesi’nden bir akademisyenle konuştuk. İsmini kullanılmasını istemedi ama bazı değerlendirmelerde bulundu: “Bu kurumun gatekeeper’ları (kapıyı tutanlar diyebiliriz) vardı. Akademik tabirle kimin hoca olacağına kimin olamayacağına karar verenler… Hem imtiyazları vardı hem de üniversiteyi ideolojik olarak tek tipe dönüştürmüşlerdi. Bir nevi tekke gibi yönetiyorlardı. Naci İnci’nin rektörlüğü döneminde bu sistemi değişmesinin sancısını yaşıyorlar. Her fırsatta da rektörü, rektörlüğü hatta üniversiteyi yıpratmanın yollarını arıyorlar. ‘Ya benimsin ya toprağın’ diyorlar.”

HUKUK FAKÜLTESİ’Nİ SEÇEN ÖĞRENCİYE MOBBİNG YAPILIYOR

  • “Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi açtı. Bölüme gelen öğrencileri, ‘Niye buraya seçtiniz?’ diye zorbaladılar, sosyal medyada ‘Kimse sizinle arkadaşlık etmeyecek’ diye aşağıladılar.” “Burada ölene kadar ders verebileceğini düşünenler var. Mesela Prof. Dr. Faruk Birtek sanırım 85 yaşında. Yaş haddinden emekli olalı 20 yıl olmuş. Sözleşmeli olarak ders veriyordu. Sözleşmesi yenilenmeyince ‘Bana nasıl ders verdirmezler’ diye röportajlar veriyor.”

BAŞÖRTÜLÜ HOCA HİÇ YOKTU

  • “Bunlar güya liberal, özgürlükçü, çok kültürlüler. Fakat sadece dostlarını, arkadaşlarını, öğrencilerini, ideolojik olarak kendileri gibi olanları üniversiteye almışlar. Dindar, muhafazakar sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Başörtülü hoca hiç yoktu. İlk başörtülü hoca 2023 yılında atandı. Hatta 2008 yılında bildiri yayınladılar, ‘kamuda başörtülü olmamalı’ diye. Şu an özgürlük eylemi yapanların hepsi de bu bildiriyi imzalamıştı.”

YÜZDE 70 GÜÇ VE İKTİDAR YÜZDE 30 İDEOLOJİK SEBEPLER

  • Konuştuğumuz akademisyen protestoların gerekçesini şu şekilde özetledi: “Yüzde 70 güç ve iktidar, yüzde 30 da ideolojik sebepler.” Bunu doğrulayan şöyle bir olay yaşandı mesela. Biliyorsunuz Boğaziçi’ndeki protestolar Prof. Dr. Melih Bulu’nun atanmasıyla başlamıştı. Bulu, yüksek lisans ve doktorasını Boğaziçi’nde tamamlasa da Boğaziçili olarak görülmedi. Eylemler de ‘dışarıdan gelen’ birine yapılıyordu. Fakat perde arkasından Bulu’ya gidip ‘Rektör ol ama üniversiteyi biz yönetmeyedevam edelim’ demişler. Bulu 6-7 ay sonra ayrıldı. Yerine de Boğaziçi’nin 27 yıllık akademisyeni Naci İnci atandı. Bulu’yu yıldırdılar yerine Naci İnci geldi. İnci’nin verdiği mücadele bu “klan”a“Keşke Bulu’ya razı olsaydık” dedirtmiş olabilir…