Çocukluk travması suça sürüklüyor: Yalnız geçirilen saatlerde tehlike artıyor

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu'nda yapılan sunumlar, çocukların suça sürüklenmesinde ruh sağlığı, çocukluk çağı travmaları ve denetimsiz zaman dilimlerinin belirleyici rolünü bir kez daha ortaya koydu. Komisyonda konuşan uzmanlar ve sivil toplum temsilcileri, cezalandırıcı değil önleyici ve rehabilite edici bir çocuk adalet sistemine ihtiyaç olduğunda birleşti.

Uğur Duyan
Suça sürüklenen çocuklarda riskin azaltılmasının cezalandırma yerine rehabilitasyon, psikolojik danışmanlık, sosyal destek, madde bağımlılığıyla mücadele ve yoğun takip programlarıyla mümkün olabileceği ifade edildi.

Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği (ÇOGEPDER) yetkilileri, çocukluk çağında yaşanan olumsuz deneyimlerin suçla güçlü bir ilişki içinde olduğunu vurgulayarak, 4 ve üzeri olumsuz deneyim yaşayan bir çocuğun hapse girme ihtimalinin 20 kat arttığını söyledi. Sunumlarda, şiddet içerikli suçların büyük bölümünün okul günlerinde, okul çıkışından sonra ve özellikle 15.00–20.00 saatleri arasında işlendiğine dikkat çekildi.

SUÇ İŞLERKEN ARKADAŞLARI YANINDA

Ergenlik döneminde dürtü kontrolünün zayıfladığına işaret eden ÇOGEPDER temsilcileri, bu yaş grubunda "ödül sistemine artmış duyarlılık" nedeniyle yüksek duygusal yoğunlukta sağlıklı karar vermenin zorlaştığını belirtti. Yapılan araştırmalara göre, suç işleyen çocukların yüzde 50'sinin eylem sırasında yanında bir arkadaşının bulunduğu, akran etkisinin kontrolsüz ortamlarda riski artırdığı ifade edildi.

YALNIZ GEÇİRİLEN ZAMAN RİSK FAKTÖRÜ

Komisyonda öne çıkan başlıklardan biri de çocukların yalnız geçirdiği süredeki artış oldu. Uzmanlar, özellikle ergenlik çağında yalnız geçirilen zamanın akademik başarıyı, sosyal-duygusal gelişimi ve riskli davranışları olumsuz etkilediğini vurguladı.

Düşük sosyoekonomik düzeyde bu sürenin daha da arttığına dikkat çekilirken, bunun çocuk suçluluğu ve davranış bozukluklarıyla doğrudan ilişkili olduğu kaydedildi. Sunumlarda, okul sonrası programların çocukları suça karşı koruyucu bir işlev gördüğü, denetimli ve destekleyici ortamların riskleri önemli ölçüde azalttığı belirtildi.

Koordinasyon şart, parçalı yapı yetersiz

Komisyon Başkanı Müşerref Pervin Tuba Durgut, çocuk adalet sisteminde daha esnek ve çocuğun bireysel ihtiyaçlarını gözeten bir yapıya ihtiyaç olduğunu belirterek, "Her bir vakanın biricikliği var. Hukuk sisteminin bu elastikiyeti sağlayacak şekilde kurgulanması gerekiyor" dedi. Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Derneği Yataklı Servisleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Selma Tural Hesapçıoğlu ise çocuklara yönelik hizmetlerin parçalı yapısının ciddi bir sorun olduğuna işaret ederek, çocuk ve ergen ruh sağlığı merkezi koordinasyon biriminin kurulması çağrısında bulundu. Hesapçıoğlu, çok paydaşlı ve eşgüdümlü bir yapının hem önleme hem de rehabilitasyon açısından kritik olduğunu vurguladı.

Eğitim evleri yetersiz, rehabilitasyon öne çıkmalı

Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı Başkanı Selmin Cansu Demir, eğitim evlerinin uluslararası standartlara en çok yaklaşan modellerden biri olduğunu ancak kapasitenin yetersiz kaldığını belirterek, sadece 435 çocuğun eğitim evlerinde kaldığını söyledi. Komisyondaki ortak değerlendirmelerde, suça sürüklenen çocuklarda riskin azaltılmasının cezalandırma yerine rehabilitasyon, psikolojik danışmanlık, sosyal destek, madde bağımlılığıyla mücadele ve yoğun takip programlarıyla mümkün olabileceği ifade edildi. Ayrıca ebeveynlerin çalışma saatlerinin çocukların okul saatleriyle uyumlu hale getirilmesinin, özellikle okul sonrası riskli zaman dilimlerini azaltıp azaltamayacağı da tartışmaya açıldı.