Gözler masada eller tetikte

ABD ile İran arasındaki kırılgan ateşkes, Lübnan’dan Hürmüz Boğazı’na uzanan derin anlaşmazlıklar nedeniyle ilk gününden sarsılırken, taraflar sert açıklamalarla restleşmeyi sürdürüyor. 11 Nisan’da İslamabad’da yapılacak kritik görüşme, ya kalıcı barışın kapısını aralayacak ya da bölgeyi daha büyük bir çatışmanın eşiğine sürükleyecek. İsrail'in beklentisi de ateşkes sürecinin başarısız olması.

Sernur Yassıkaya
İran halkı eski dini lider Ali Hamaney'in öldürülmesinin 40. gününde düzenlenen törene katıldı

ABD ile İran arasında varılan geçici ateşkes, daha ilk gününden itibaren kırılganlığını ortaya koyarken, taraflar arasındaki görüş ayrılıkları umutları zayıflatıyor. 11 Nisan cumartesi günü Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yapılması planlanan yüz yüze ilk buluşma öncesi bölgedeki tansiyonun hızla düşmeyeceğine işaret eden gelişmeler, dünyayı diken üstünde tutmaya devam ediyor. Taraflar arasında, Lübnan'da ateşkes, Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkı ve Hürmüz Boğazı'nın kontrolü ana anlaşmazlık meseleleri olarak öne çıkıyor. İşgalci güç İsrail, ateşkesi baltalamak için her yolu deneyeceğini gösteriyor. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Said Hatipzade de, İran heyetinin müzakerelere katılacağını belirtirken, 8 Nisan gecesi ateşkes ihlaline karşılık vermeye hazırlanıldığını ancak Pakistan'ın müdahale ettiğini söylemesi de, ateşkesteki kırılganlığı gösterdi.

Trump'tan üç şart

Ateşkesin Lübnan’ı kapsayıp kapsamadığı konusundaki anlaşmazlık, sahadaki en kritik gerilim başlıklarından biri haline geldi. İsrail’in Lübnan’a yönelik yoğun saldırıları sürerken, İran bu durumu açık bir ihlal olarak nitelendiriyor. ABD ise İsrail'e destek vererek ateşkesin Lübnan’ı kapsamadığını savunarak farklı bir pozisyon alıyor. ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada Amerikan askeri varlığının bölgede süreceğini vurgulayarak sert bir mesaj verdi. “Amerika geri döndü” ifadesini kullanan Trump, anlaşma tamamen uygulanana kadar ABD unsurlarının bölgede kalacağını kaydetti. Ayrıca nükleer silah ediniminin engellenmesi ve Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasının öncelikleri olduğunu dile getirdi. Trump’ın, anlaşma sağlanamazsa daha büyük bir çatışmanın kaçınılmaz olacağı yönündeki uyarısı ise müzakereler öncesi gerilimi artıran bir diğer unsur oldu.

Temkinli ama sert söylem

İran cephesinde ise temkinli ve sert bir söylem dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ateşkesi ihlal ettiğini belirterek, bu tür adımların müzakereleri “anlamsız” hale getirebileceğini ifade etti. Pezeşkiyan, "Parmaklarımız tetikte kalmaya devam ediyor. İran, Lübnanlı kardeşlerimizi asla yalnız bırakmayacaktır" sözleriyle ABD'ye tepki gösterirken, müzakerelerde İran heyetinin başında olması beklenen İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da benzer şekilde, “Lübnan ve tüm 'Direniş Ekseni', İran’ın müttefikleri olarak ateşkesin ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır” dedi. İran Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekreminiya da müzakere sürecine temkinli yaklaştıklarını belirterek, görüşmelerin başarısızlığı halinde uzun süreli savaşa hazır olduklarını bildirdi.

Uranyum muamması

ABD Başkanı Trump'ın ve Beyaz Saray Sözcüsünün, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin ABD’nin kırmızı çizgisi olduğu ve bu durumun müzakere edilemeyeceğine yönelik açıklaması da masa öncesi gerilimi artırdı. Açıklamaları değerlendiren Kalibaf, ihlal edilen son maddenin, "Ateşkes çerçevesinin 6. maddesinde yer alan İran’ın zenginleştirme hakkının kabul edilmesi" olduğunu söyledi. İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami, ABD'nin İran'a uranyum zenginleştirmeyi durdurması taleplerini kabul etmeyeceklerini söyledi.

Hürmüz'ün durumu

Bir ayı aşkın süredir kapalı olan ve dünya ekonomisinde krizi tetikleyen Hürmüz Boğazı'nın durumuna ilişkin de belirsizlik devam ediyor. Ateşkesin ilanının üzerinden geçen 48 saatte sadece 2 geminin Hürmüz'den geçtiği ifade edildi. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, ateşkes ilanıyla birlikte Hürmüz Boğazı'nın derhal açılması gerektiğini belirtirken, İran, boğazın ancak Lübnan'da ateşkes sağlanması ve kendi kontrolünde açılması şartlarında diretiyor. Öyle ki İran Limanlar ve Denizcilik Kurumu, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş için bekleyen gemiler için olası deniz mayınlarıyla çarpışma riskine karşı yeni rota hazırlandığını ve Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri ile koordinasyon sağlamalarını istedi. Birleşik Arap Emirlikleri'nden yapılan açıklamada da 200'den fazla geminin geçiş için beklediği aktarıldı. Öte yandan Rusya haber ajansı TASS'ta yer alan habere göre İranlı bir kaynak, "Ateşkes anlaşması kapsamında İran, Hürmüz Boğazı'ndan günde en fazla 15 geminin geçmesine izin verecek" ifadelerini kullandı.

İsrail başarısız olmasını istiyor

Öte yandan İsrail Diaspora Bakanı Amichai Chikli, ABD-İran arasında sağlanan ve İsrail'i de kapsayan geçici ateşkesin "hata" olduğunu savunarak sürme olasılığının yüzde 50 olduğunu iddia etti. Chikli, bir İsrail radyosuna verdiği röportajda, saldırılardaki duraklamanın uzun sürmeyeceğini savunarak, işgalci gücün ateşkesin başarısız olmasını isteğini göz önüne serdi. İsrail medyasında yer alan haberlerde de savaşın bu şekilde bitmesinin İsrail'e maliyetinin çok olacağı belirtilerek adeta savaş borazanlığı yapılmaya devam ediliyor. Haberlere göre İran'a saldırılar, İsrail tarihinin en pahalı saldırıları oldu. 40 günlük saldırıların maliyetinin 50 milyar ila 60 milyar şekel (16,2 milyar ila 19,4 milyar dolar) olduğu tahmin edildi.

Ya tamam ya devam

Tüm bu gelişmeler ışığında gözler, 11 Nisan’da başlaması planlanan kalıcı barış için müzakerelere çevrilmiş durumda. Ancak tarafların farklı gündemlerle masaya oturmaya hazırlanması ve karşılıklı güvensizlik, müzakerelerin başarısının kırılgan bir zemine bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Cumartesi masada oluşacak resmin "ya tamam ya devam" anlamına gelmesi bekleniyor. İran tarafında Meclis Başkanı Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı da heyette yer alacak. ABD tarafında ise Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in başkanlığında, Jared Kushner ve Steve Witkoff masada olacak.