ABD Başkanı Donald Trump'ın İran’a karşı başlattığı askeri operasyonun ekonomik ve askeri sonuçları Washington’ın uzun vadeli stratejileri açısından tartışma yaratıyor. Özellikle ABD’nin küresel güç rekabetinde odağını Asya-Pasifik’e kaydırmayı öngören yeni doktrinin, Ortadoğu’daki savaş nedeniyle ciddi şekilde sarsıldığı değerlendiriliyor. ABD yönetimi aralık ayında açıkladığı ve kamuoyunda “Donroe Doktrini” olarak anılan strateji çerçevesinde Avrupa ve Ortadoğu’daki askeri yükünü azaltarak Hint-Pasifik bölgesine yoğunlaşmayı planlıyordu. Ancak 28 Şubat’ta İsrail ile birlikte İran’a karşı başlatılan operasyon bu planın tersine dönmesine yol açtı.
ASKERİ GÜÇ BOŞLUĞU OLUŞTU
Washington yönetimi, 2003’teki Irak işgalinden bu yana ilk kez 50 binden fazla askeri yeniden Ortadoğu’ya konuşlandırmak zorunda kaldı. ABD donanmasına ait uçak gemileri ve savaş gemilerinin önemli bir bölümü Pasifik’ten çekilerek Basra Körfezi ve çevresine yönlendirildi. Bu durumun özellikle Çin’i dengelemeye yönelik ABD askeri varlığını zayıflattığı yorumları yapılıyor. Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı üzerinden direnişi güçlendirme ve bir petrol krizi oluşturma tehdidinde bulunması, ABD'yi uzun yıllar boyunca bölgede yoğun askeri varlık bulundurmak zorunda bırakabilir. Bazı ABD'li senatörler şimdiden, Washington'ın Irak'tan sonra yine bir "sonsuz savaşa" kendisini bağladığı yorumlarını yapıyor. İran'da yönetimin ABD'nin tüm askeri baskısına rağmen ayakta kalması, sadece maddi bir maliyet değil aynı zamanda hegemonya mücadelesinde ağır bir darbe anlamına da gelebilir.
DONANMA MÜHİMMAT EKSİKLİĞİ ÇEKEBİLİR
Askeri kaynaklar, savaşın aynı zamanda ABD’nin mühimmat stokları üzerinde de ciddi baskı yarattığını belirtiyor. Financial Times gazetesine konuşan kaynaklara göre Washington, İran’a yönelik saldırılarda önemli miktarda stratejik mühimmat tüketti. Amerikan düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) tarafından yapılan tahminlere göre ABD güçleri operasyonun ilk 100 saatinde yaklaşık 168 adet Tomahawk seyir füzesi ateşledi. ABD’li yetkililer bu mühimmatın yeniden üretilmesinin yıllar alabileceğini belirtiyor. Bir kaynak, “Donanma bu harcamayı birkaç yıl boyunca hissedecek” değerlendirmesinde bulundu.
GÜNEY KORE'YE THAAD ŞOKU
ABD’nin hava savunma kapasitesinde de benzer bir baskı oluştu. Washington'ın Güney Kore’de konuşlu Yüksek İrtifa Hava Savunma Sistemleri'ni (THAAD) Ortadoğu'ya göndermeye başladığına yönelik haberler ABD'nin Hint-Pasifik bölgesindeki müttefiklerine ilişkin güvenlik taahhütlerini yerine getirme konusunda ne kadar güvenilir olduğunu gündeme getirdi. THAAD sistemlerinin Güney Kore'ye konuşlandırılması, Seul ile Pekin arasında siyasi ve ekonomik krize sebep olmuş, Çin'de birçok Güney Kore markası faaliyetlerini sonlandırmak zorunda kalmıştı. Bu durum, Pasifik’teki savunma mimarisinin geçici olarak zayıflayabileceği yorumlarına yol açtı.
İLK CEPHE OLMA RİSKİ
Trump yönetiminin İran'a açtığı savaşta, ABD üslerinin bulunduğu Körfez ülkelerinin ilk cephe durumuna düşmesi ve Washington'ın güvenlik şemsiyesinin söz konusu ülkeleri korumada yetersiz kalması da, Asya-Pasifik bölgesine mesaj verdi. Çin ve Kuzey Kore gibi ülkelerin ABD'nin İran cephesinde yaşadığı zafiyeti yakından takip ettiği değerlendiriliyor. Öyle ki Çinli sivil uydu teknolojisi şirketlerinin gün gün ABD donanmasının ve hava kuvvetlerinin hareketliliğini dijital mecralarda paylaştığı biliniyor. ABD ile Çin arasında olası bir askeri gerilimde, Washington'ın Hint-Pasifik'teki müttefiklerinin güvenliğini sağlama konusunda yeterli olamayacağı endişesi, söz konusu ülkeleri Pekin ve Washington arasında yeni bir denge politikası yürütmelerine sebep olabilir.
ÇİN'İN ORTAĞI RUSYA'YA CAN SUYU
Savaşın ekonomik cephesi de Washington için yeni sorunlar oluşturuyor. İran’la savaş nedeniyle küresel petrol arzının daralması fiyatları hızla yükseltti. ABD yönetimi enerji krizini frenlemek amacıyla daha önce ağır yaptırımlar uyguladığı Rus petrolünün satışına geçici izin vermek zorunda kaldı. ABD Hazine Bakanı söz konusu adımın sadece denizdeki Rus petrolünü kapsadığını söylese de, Hürmüz'deki krizin ne zaman sona ereceğinin bilinmemesi ve halihazırda yüksek seyreden petrol fiyatları Çin'in stratejik ortağı Rusya'nın ekonomisine adeta can suyu oldu. Karar kapsamında yaklaşık 130 milyon varil Rus petrolünün dünya piyasalarına ulaşmasının önü açıldı. Analistler artan petrol fiyatlarıyla birlikte Rusya’nın günlük yaklaşık 150 milyon dolar ek gelir elde ettiğini ve ay sonuna kadar Moskova’nın kasasına 5 milyar dolara yakın ek kaynak girebileceğini belirtiyor. Bu gelişme, Ukrayna savaşından bu yana uygulanan enerji yaptırımlarının etkisinin zayıflayabileceği tartışmalarını da beraberinde getirdi.
PEKİN'DE ELİ ZAYIF KALABİLİR
Öte yandan ABD Başkanı Trump'ın nisan ayının başında (31 Mart-2 Nisan) Çin'e resmi bir ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyor. Hürmüz'deki krizi çözemeyen bir Trump'ın Şi Cinping'i başta ticaret olmak üzer birçok konuda ikna etmekte zorlanacağı değerlendiriliyor.
Ortadoğu'ya 5 bin Deniz Piyadesi
- ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon), Ortadoğu’ya 5 bin deniz piyadesi göndereceği öne sürüldü. Wall Street Journal’a (WSJ) bilgi veren üç ABD'li yetkiliye göre, ABD Ortadoğu’da asker sayısını ve varlığını artırıyor. Kaynaklar, İran'ın Hürmüz Boğazı'na yönelik saldırılarını artırmasıyla ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Ortadoğu'ya birkaç savaş gemisi ile 5 bin Deniz Piyadesi ve denizciden oluşan bir amfibi hazır grubu ve ona bağlı Deniz Piyade seferi birliği gönderilmesini onayladığını ileri sürdü. Talebin ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığından (CENTCOM) geldiğini belirten yetkililer, Japonya merkezli USS Tripoli ve ona bağlı Deniz Piyadeleri birliğinin Ortadoğu'ya doğru ilerlediği bilgisini paylaştı.