NATO'nun, 7-8 Temmuz'da Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da düzenlenecek liderler zirvesinde, yalnızca yeni siyasi mesajlar verilmekle kalınmayacak. Son yıllarda alınan kararların nasıl hayata geçirileceği de netleştirilecek. Zirvenin en önemli özelliği, önceki zirvelerde üzerinde uzlaşılan hedeflerin uygulama takviminin ve askeri kabiliyet planlamasının belirlenmesi olacak. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin de vurguladığı gibi, Ankara Zirvesi'nin "Geçmiş zirvelerde verilen taahhütlerin uygulamaya geçirildiği zirve" olarak hatırlanması hedefleniyor. Bu kapsamda liderler, savunma harcamalarındaki artışın somut askeri kapasiteye nasıl dönüştürüleceğini, Avrupa'nın üstleneceği yeni görevleri ve NATO Kuvvet Modeli'nde gelinen noktayı değerlendirecek. Batı medyasında yer alan haberlere göre taslak liderler bildirgesinde, NATO'nun 5. madde kapsamındaki ortak savunma taahhüdü yeniden teyit edilirken, Rusya'nın uzun vadeli tehdit olarak tanımlanmaya devam edilmesi bekleniyor. Avrupa ülkelerinin Ukrayna'ya yönelik askeri desteği sürdürmesi ve önümüzdeki yıl için de benzer düzeyde katkı sağlaması hedefinin de bildirgede yer alacağı bildiriliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın, zirvesiye "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a duyduğu saygıdan dolayı" katılacağını belirtmesi, Türkiye'nin oynadığı merkezi rolü göz önünü sermesi anlamında önemliydi.
Savunma sanayii liste başı
Batı medyasına konuşan diplomatik kaynaklara göre zirvenin en önemli gündemlerinden biri, milyarlarca dolarlık yeni savunma sözleşmeleri ve ittifak genelinde üretim kapasitesinin artırılması olacak. Ukrayna savaşıyla birlikte mühimmat ve silah stoklarının hızla azalması, NATO'yu savunma sanayiinde seri üretim anlayışına yöneltti. Ankara'da liderlerin, mühimmat, hava savunma sistemleri, insansız hava araçları ve uzun menzilli vurucu sistemler başta olmak üzere kritik alanlarda üretim kapasitesini artıracak yeni iş birliklerini açıklaması bekleniyor. Zirve, yalnızca daha fazla savunma harcaması yapılmasını değil bu kaynakların ortak üretim ve ortak tedarik mekanizmalarına dönüştürülmesini de hedefliyor.
Avrupa'ya daha fazla rol
Ankara Zirvesi'nin bir diğer belirleyici başlığı ise ABD'nin Avrupa'daki askeri yükünü kademeli olarak azaltması ve bunun Avrupa müttefikleri tarafından nasıl telafi edileceği olacak. Bu konunun zirve sonunda yayınlanacak liderler bildirgesinde vurgulanması da bekleniyor. ABD Savaş Bakanı Pete Segseth, bu dönüşümü "NATO 3.0" ifadeleriyle işaret etti. Washington'ın NATO'ya tahsis ettiği bazı askeri kabiliyetleri azaltma kararı sonrasında Avrupa ülkeleri, hava savunması, derin taarruz kabiliyetleri, insansız sistemler ve kuvvet hazırlığı alanlarında daha büyük sorumluluk üstlenmeye hazırlanıyor. Reuters'a konuşan NATO kaynakları, ABD'nin bıraktığı kabiliyet boşluklarının büyük bölümünün Avrupa ülkeleri tarafından doldurulduğunu belirtiyor. Bu noktada son 20 yılda savunma sanayiini küresel boyutta geliştiren ve çeşitlendiren Türkiye önemli rol alacak ülkelerin başında geliyor.
Hem dengeleyici hem merkez
Ankara Zirvesi, Türkiye açısından yalnızca ev sahipliği yapılan bir toplantı olmanın ötesinde, ülkenin NATO içindeki değişen konumunun uluslararası düzeyde teyit edileceği bir platform niteliği taşıyor. Karadeniz'e açılan boğazları kontrol etmesi, Ortadoğu, Kafkasya ve Doğu Akdeniz'in kesişim noktasında bulunması ve ittifakın en büyük ve modern ordularından birine sahip olması Türkiye'yi NATO'nun vazgeçilmez aktörlerinden biri haline getiriyor. Son yıllarda izlediği "stratejik otonomi" yaklaşımıyla Ankara, hem NATO yükümlülüklerini yerine getiren hem de farklı güç merkezleriyle diyalog kurabilen bir politika izliyor. Bu nedenle birçok değerlendirmede Türkiye, NATO içinde hem "dengeleyici" hem de "merkez ülke" olarak tanımlanıyor. Ankara'nın zirvede İstanbul İşbirliği Girişimi'nin genişletilmesini, NATO'nun güney kanadına daha fazla odaklanmasını ve Karadeniz ile Doğu Akdeniz'in güvenlik mimarisinde daha etkin yer almasını gündeme taşıması bekleniyor. Ankara Zirvesi bu yönüyle yalnızca mevcut güvenlik krizlerine cevap arayan bir toplantı olmayacak. Aynı zamanda NATO'nun 21. yüzyılın ikinci çeyreğinde nasıl bir ittifak yapısına evrileceğinin de çerçevesini çizecek.
Trump: En fazla biz harcıyoruz
- ABD Başkanı Donald Trump NATO müttefiklerine tepki gösterdi. Kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social’dan paylaşım yapan Trump, "ABD, NATO’yu korumak için diğer tüm ülkelerden açık ara daha fazla para harcıyor ancak bundan hiçbir fayda sağlamıyor" dedi. Ülkelerin harcamalarını da açıklayan Trump, "ABD 999 milyar dolar, Birleşik Krallık 90,5 milyar dolar, Fransa 66,5 milyar dolar, İtalya 48,8 milyar dolar, Polonya 44,3 milyar dolar. Almanya da dahil olmak üzere diğer ülkelerin harcamaları ise bunlardan çok daha düşük. (2014-2025) Saçma sapan bir durum" ifadelerini kullandı.
İsrail'in korkusu güçlü Türkiye
- Yunanistan'da yayımlanan Kathimerini gazetesi, Ankara'da 7-8 Temmuz'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nde, Türkiye'nin İttifak içindeki rolünün güçlenmesi ihtimalinin İsrail'de rahatsızlık oluşturduğunu kaydetti. Habere göre, Ankara Zirvesi'nde Türkiye'nin NATO içindeki rolünün daha da artması ihtimalinin İsrail'de oluşturduğu rahatsızlık İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun son günlerdeki eylemlerinden anlaşılıyor. Gazete, İsrail hükümetinin geçen hafta 1915 Olayları'na ilişkin Ermeni iddialarını tanımasını bu rahatsızlığın bir sonucu olarak yorumladı. Haberde, Netanyahu'nun "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'in yıkımını istemediği bir gün bile yok" sözlerinin gerçekle bağdaşmadığı belirtilerek, "Erdoğan hiçbir zaman İsrail'in yıkılmasından bahsetmedi ancak NATO'nun tek Müslüman ülkesinin lideri olarak İsrail'in Gazze'deki aşırılıklarını sert bir şekilde eleştirdi" ifadesine yer verildi.