Papa XIV. Leo’nun Türkiye ziyareti, Cumhurbaşkanı’nın resmî daveti üzerine gerçekleştirildi. Ankara’daki törenler, ikili görüşmeler ve İstanbul ile İznik’te devam eden temasların, Türkiye ile Vatikan arasındaki diplomatik diyaloğu güçlendirdiği belirtiliyor. Ziyarette özellikle bölgesel barış, insani meseleler ve Gazze’de kalıcı ateşkese yönelik uluslararası çabalar ele alındı. Bu temaslar Türkiye’nin küresel diplomasi sahnesindeki merkezi konumunu bir kez daha ortaya koydu.
Papa XIV. Leo’nun Türkiye ziyareti sonrasında sosyal medyada birçok iddia gündeme geldi. Bu iddiaların gerçeği yansıtmadığına ilişkin bilgiler şöyle:
Ziyaretle ilgili ilk iddia, Papa’nın Türkiye’ye Patrik Bartholomeos’un davetiyle geldiği yönündeydi. Oysa ziyaretin, Patrikhanenin değil, Cumhurbaşkanlığı makamının daveti üzerine gerçekleştiği biliniyor.
Papa gelirken “Talealbedru” ilahisi okunduğu iddiası
Karşılama töreni hakkında da bazı yanlış bilgiler dolaşıma girdi. Papa’nın gelişi sırasında ilahisinin okunduğu iddia edildi ancak tören akışı incelendiğinde, Hatay Medeniyetler Korosu’nun Salat-ı Ümmiye ilahisini Papa salonda yokken seslendirdiği; Papa’nın salona girişinden sonra ise Tevhid ve Esma Zikri’nin okunduğu görülüyor.
Bayrak düzeniyle ilgili tartışmalarda, Türk ve Vatikan bayraklarının yanlış konumlandırıldığı öne sürüldü. Protokol uygulamalarına bakıldığında ise devlet başkanları arasında yapılan ziyaretlerde misafir ülkenin bayrağının ve temsilcisinin sağ tarafta yer almasının uluslararası teamül olduğu biliniyor. Ziyarette basın toplantısının yapıldığı Cihannüma Salonu’nun kubbesinde Alak Suresi’nden “O, kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediğini öğretendir.” mealinin bulunduğu da dikkat çeken ayrıntılar arasında yer aldı.
Papa’nın İstanbul ve İznik’te ayin düzenlemesinin laikliğe aykırı olduğu ileri sürüldü. Türkiye’de laik düzen, din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alıyor; dolayısıyla yabancı liderlerin kendi inançlarına göre ibadet etmesi, çoğulculuk anlayışına uygun bir uygulama olarak değerlendiriliyor.
İznik’teki ayine ilişkin iddiasının da Türkiye ile ilgisi bulunmuyor. Yayınlanan videoların Türkiye’de çekilmediği ve geçmiş yıllarda İspanya’da kaydedildiği biliniyor.
Ziyaret "Roma projesi" mi?
Son dönemde yüz kadar kilisenin restore edilmesi üzerinden iddiaları da gündeme getirildi. Oysa bu çalışmalar, farklı dinlere ve kültürlere ait tarihi eserlerin korunmasına yönelik genel kültürel miras politikalarının bir parçası niteliğinde.
Ziyaretin ya da kapsamında siyasi bir hamle olduğu; Patri̇khaneyi tüm Ortodoksların merkezi hâline getirerek Türkiye–Rusya ilişkilerine zarar vermeyi amaçladığı yönündeki iddiaların da karşılığı bulunmuyor. Ziyaret, barış, kültürel miras ve karşılıklı temaslar etrafında şekillenen bir program kapsamında gerçekleşti.
Papa’nın ziyaretiyle Fener Rum Patrikhanesine statü kazandırıldığı yönündeki iddia da gerçeği yansıtmıyor. Patrikhanenin statüsü Lozan Antlaşması ile belirlenmiş durumda ve bu çerçevede herhangi bir değişiklik söz konusu değil.
"Atatürk zamanında Papaların Türkiye'ye girişi yasaktı" iddiası
Atatürk döneminde Papaların Türkiye’ye girişinin yasak olduğu iddiası da tarihsel olarak doğru değil. O dönemde böyle bir yasak bulunmadığı gibi, Papaların söz konusu yıllarda diğer ülkelere de yurt dışı ziyaret gerçekleştirmediği biliniyor.
Son olarak Hatay Medeniyetler Korosu’nun Külliye’deki törende giydiği kıyafetlerin olduğu iddiası da gerçeğe dayanmıyor. Üç semavi dinden üyelerden oluşan koro, 2007’den bu yana sahne kıyafetlerini kendisi seçiyor ve genellikle beyaz tonlarını tercih ediyor. Bu nedenle kıyafetlerin özel bir anlam taşıdığı yorumları gerçeği yansıtmıyor.