Yargıtay’dan milyonlarca çalışan ve işvereni ilgilendiren emsal karar: O imzalar artık geçersiz

İşçi ve işveren uyuşmazlıklarında kötü niyetli uygulamalara kapı aralayan "jet arabuluculuk" sistemine Yargıtay'dan tarihi bir fren geldi. İşten çıkarıldığı gün alelacele arabulucuya götürülerek yasal haklarından feragat ettirilen işçilerin mağduriyetini ortadan kaldıracak bu emsal kararda işverenin dayatmasıyla zor durumda alınan imzaların hukuken hükümsüz sayılacağını ve hak gaspına geçit verilmeyeceğini net bir şekilde ortaya koyuyor. İşte milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiren o kritik sürecin detayları...

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işten çıkarıldığı gün arabuluculuğa götürülerek imza alınan işçinin iradesinin sakatlandığına hükmetti.

SGK Uzmanı İsa Karakaş, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin iş hukukunda ezber bozacak nitelikteki emsal kararını bugün Türkiye Gazetesi’ndeki köşesine taşıdı. İşten çıkarıldığı gün arabulucuya götürülerek imza alınan işçinin iradesinin sakatlandığına hükmeden Yargıtay, işverenlerin "jet arabuluculuk" yöntemiyle işçi alacaklarını ortadan kaldırma girişimlerine hukuki bir sınır çizmiş oldu.

Yüksek mahkemeden fren

Uzun süren yargı süreçlerinin önüne geçmek ve işçi ile işveren arasındaki ihtilafları kısa sürede çözmek amacıyla kurulan ihtiyari arabuluculuk müessesesinin bazı işverenler tarafından istismar edildiğini belirten Karakaş, yüksek mahkemenin bu duruma sert bir fren yaptırdığını ifade etti. Kamuoyunda "jet arabuluculuk" olarak bilinen ve işçinin işten çıkarıldığı an eline alelacele tutanak tutuşturulması şeklindeki uygulama, Yargıtay barajına takıldı. Mahkeme, bu sistemin salt işçinin ileride dava açmasına mani olmak amacıyla bir hile-i şeriyye gibi kullanılamayacağına karar verdi. İlgili karar, işçinin zor durumda iken istifa ettirilerek alınan imzalarının hükümsüz sayılabileceğini net bir şekilde ortaya koydu.

İşçinin sağlık sorunlarını fırsat bildi

Karakaş'ın aktardığı emsal karara konu olan olayda, bir fabrikada 6 yılı aşkın süredir üretim elemanı olarak çalışan ve ağır anksiyete tedavisi gören bir işçinin sözleşmesi, sağlık sorunları bahane edilerek feshedildi. Bilinci ve algıları kullandığı ağır ilaçlar sebebiyle zayıflamış olan işçi, sözleşmesinin feshedildiği gün apar topar şirketin anlaşmalı olduğu bir arabulucunun ofisine götürüldü. Kendisine tüm alacaklarının ödeneceği vadedilerek önüne konulan belgeler imzalatıldı. 6 yıllık emeği karşılığında işçiye, aynı fabrikada 3 yıllık kıdemi olan başka bir çalışana ödenen 162 bin liranın dahi altında kalarak net 156 bin lira gibi bir rakam verilmesi kararlaştırıldı. İşçi yaşanan bu olay sonrası hukuk mücadelesi başlattı.

Yerel ve istinaf mahkemelerinden hak ihlali tespiti

İş Mahkemesi, işçinin işten çıkarıldığı gün arabuluculuk masasına oturtulduğunu ve kendisine tefekkür edebilmesi için kafi bir süre tanınmadığını belirterek tutanakların geçersizliğine hükmetti. Kararda, sürecin işçinin kendi rızasıyla başladığına dair bir delil olmadığı ve işçiye yasal haklarının ötesinde makul bir ek menfaat sağlanmadığı vurgulandı. İşverenin istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi de yerel mahkemenin kararını onadı. İstinaf dairesi, ağır ilaçların tesiri altındaki işçinin zayıf konumundan aşırı yararlanma durumunun sabit olduğunu ve fesih ile arabuluculuk işlemlerinin aynı gün bitmesinin ortada hakiki bir müzakere bulunmadığını gösterdiğini kaydetti.

Yargıtay'dan hak gaspına geçit yok

İşveren tarafının kararı temyize taşıması üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını usul, kanun ve ispat kurallarına tamamen uygun bularak onayladı. İsa Karakaş, bu onama ile birlikte jet arabuluculuk formülünün hukuken külliyen çöktüğünü belirterek, işverenin yangından mal kaçırır gibi işçiden imza alarak mahkeme yolunu kapattığını düşünmesinin aslında kendi ayağına sıkmaktan farksız olduğunu ifade etti. Karar, çalışanların tazminat ve alacaklarının hiçbir usulsüz tutanakla gasbedilemeyeceğini tescillemiş oldu.