Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada, tutuklu sanıklar T.Y, K.A, başka suçtan tutuklu İ.E. ve ev hapsi tedbiri devam eden E.İ. ile taraf avukatları hazır bulundu. Ahmet Yılmaz'ın eski eşi müşteki D.D. ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.
Sanık İ.E, savunmasında olay tarihinde E.İ. ile herhangi bir tanışıklığının bulunmadığını, 2009’da taksisinde çalışmaya başladığını söyledi.
E.İ'nin elebaşı olduğu iddia edilen ancak beraat ettiği 32 sanıklı suç örgütü davasında tutuklanan H.P'nin cinayete ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını öne süren İ.E, ifadelerin husumetten kaynaklandığını savundu.
Tutuklu sanıklardan K.A. ise susma hakkını kullandı. Sanığın avukatı, bir sonraki celsede mahkeme huzurunda savunma yapacaklarını ifade etti.
Duruşmada ifade veren sanık T.Y, Ahmet Yılmaz'ın öldürüldüğü sırada aynı araçta bulunduğunu iddia etti.
H.P'yi tanımadığını belirten T.Y, olay günü birlikte alkol aldıklarını, daha sonra Ahmet Yılmaz'ın yanlarına geldiğini anlattı.
Aracı kendisinin kullandığını ifade eden T.Y, şöyle devam etti:
"2018'de hayatını kaybeden B.İ. ile K.A. arka koltukta, Ahmet ise ön koltukta oturuyordu. B.İ. ile Ahmet arasında tartışma çıktı. B.İ. bir anda arkadan Ahmet'i boğmaya başladı. Samimi ikrar yaptım. 18 yıldır vicdan yaptım, saklayamadım. B.İ. Ahmet'i boğunca panikle arabadan dışarı atladım. Sonra cesedi B.İ. bagajdan aldığı çuvala koydu. Sonra gidip atıl halde bulunan kaçak ocağın birine bıraktı. Ben daha sonra Bursa'ya gittim, başka da ilgim olmadı."
"Bunu 18 sene sır olarak sakladım"
Sanık E.İ. de savunmasında, olayla ilgili bildiklerini uzun yıllar açıklamadığını, savcılığa getirildiği sırada yapılan konuşmaların ardından bildiklerini anlatmaya karar verdiğini söyledi.
Ağabeyi B.İ'nin olaydan birkaç gün sonra kendisine Ahmet Yılmaz ile tartıştıklarını anlattığını aktaran E.İ, olayın ayrıntılarını bilmediğini iddia etti.
Olayla ilgisinin bulunmadığını savunan E.İ, ağabeyini korumak amacıyla uzun süre sessiz kaldıklarını, çevresinde olayla ilgili konuşan kişilere de bu konuda konuşmamalarını söylediğini kaydetti.
Cezaevinde olayla ilgili gizli notlar gönderdiği yönündeki iddiaları da reddeden E.İ, diye konuştu.
"Ölmüş kardeşinin üstüne atıp kurtulmaya çalışıyor"
Müşteki D.D. ise sanıkların olayla ilgilerinin bulunmadığını savundukları beyanları kabul etmediğini söyledi.
B.İ. ile herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını öne süren D.D, ifadelerini kullandı.
Duruşmada 4 tanığın ifadesine başvuruldu.
Tanıklardan, bir dönem sanık E.İ. ile aynı koğuşta kaldığını belirten C.M, Ahmet Yılmaz ile sanıklar arasında para meselesinden kaynaklanan anlaşmazlık bulunduğunu öne sürdü.
C.M, B.İ'nin cezaevinde bulunduğu dönemde olayla ilgili bazı ifadelerde bulunduğunu belirterek, şeklinde konuştu.
Mahkemede tanık olarak dinlenilen itirafçı H.P. ise soruşturma aşamasında verdiği ifadelerin bir bölümünün duyumlara dayandığını söyledi.
İ.E'nin kendisine Ahmet Yılmaz olayına ilişkin bazı şeyler anlattığını öne süren H.P, "İ.E. hırsızlık davası yüzünden 'Bizim malımızı çalan böyle olur.' diye anlatmıştı. Hatta E.İ'nin bilerek mal yakalattığını, T.Y'ye Ahmet'i İstanbul'da arasınlar diye malı Ahmet'ten aldığını söylettiğini C.M. bana anlatmıştı. Ben olay kapanmasın, üstüne gidilsin diye kendimi yaşamış gibi katıp anlattım. Detayları, İ.E'nin bana anlattıklarından yola çıkarak kafamda kurdum. Böyle bir olay yanımda olmadı." dedi.
Mahkeme heyeti, bir sanığın savunmasının henüz alınmamış olması nedeniyle sanıklar T.Y. ile K.A'nın tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Heyet, E.İ. hakkındaki ev hapsi tedbirinin sürdürülmesine, başka suçtan cezaevinde bulunan İ.E. hakkındaki adli kontrol tedbirinin kaldırılarak yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasına hükmetti.
Duruşma, eksikliklerin giderilmesi amacıyla ileri tarihe ertelendi.
Balık tutmaya giden kişi tarafından fark edilmişti
Zonguldak'ta 10 Aralık 2010'ta Ulutan Barajı'na balık tutmaya giden bir kişi, yerde insan kemikleri ve kafatası olduğunu fark edince durumu yetkililere bildirmiş, kalıntılar İl Jandarma Komutanlığındaki incelemelerin ardından Adli Tıp Kurumuna gönderilmişti.
2012 yılında yapılan DNA incelemesiyle kemiklerin Ahmet Yılmaz'a ait olduğu kesinleşmiş, o dönem yürütülen soruşturmada, "öldürüldüğüne dair yeterli emare bulunmadığı" gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmişti ancak ilerleyen süreçte, bir suç örgütü dosyasında alınan ifadeler ve tanık beyanları üzerine dosya yeniden açılmıştı.
Dosya kapsamında gözaltına alınan T.Y, K.A. ve İ.E. tutuklanmış, İ.E. daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. E.İ. hakkında ise ev hapsi tedbiri uygulanmıştı.
Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, ikisi tutuklu 4 sanığın suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.