Türk halk kültürünün en köklü sözlü miraslarından âşıklık geleneğinde kadınların yeri hep kısıtlı kalmıştır. Fakat yine de kadın aşıklar bu geleneği sürdürmeye devam etti. Bunlardan biri olan Özlem Olgaç’ın hayatı, sanatı ve eserleri, “Âşıklık Geleneğinde Kadın Temsili Âşık Özlemi” ismiyle kitaplaştı. Bilgem Yayınları tarafından okuyucuyla buluşan eseri, Merve Ok kaleme aldı. Kadın âşıkların Sivas’taki temsilcilerinden Âşık Özlemî mahlaslı Olgaç, 21. yüzyıl âşıklık geleneğinde yetişen ve bu geleneği sürdüren önemli bir sözlü kültür taşıyıcısıdır.
Tarihsel süreç içerisinde çoğunlukla erkek âşıklar üzerinden temsil edilen aşıklık geleneği içinde, kadın âşıkların varlığı sınırlı bir görünürlükle ele alındı. Çocuk yaşlarda saz çalmaya başlayan badeli âşıklardan Âşık Özlemî, âşıklık geleneğine hizmet eden bir dernek bünyesinde usta-çırak ilişkisi içinde yetişerek hem kadın hem erkek âşıklarla irticalen atışmalarda bulundu. Âşık Özlemî’nin icralarına hâlen devam etmesi, onu geleneğin etkin temsilcileri arasında konumlandırdı. Kendisiyle kadın âşık olmak ve bu geleneği devam ettiren tek kadın olmak üzerine konuştuk.
İLK ÖNCE TÜRKÜ ÖĞRENDİM
Müzik hayatına 1993 yılında Sivas Belediye Konservatuarı'nda Türk Halk Müziği Bölümü'ne kayıt olup, ilk önce türküleri öğrenerek başladığını söyleyen Özlem Olgaç, müzikte belli bir seviyeye geldikten sonra âşıklığa heves ettiğini söyledi. Olgaç, “2003 yılında Sivas Fasıl Heyeti, Aşıklar Halk Oyunları Derneği’ne üye oldum. 5 yıl boyunca âşıkları dinledim. Usta çırak ilişkisi içerisinde bazı ayaklar, hece ölçüleri verildi. Bunlarla ilgili şiirler yazdım, düzeltmeler oldu. Atışmalara 2010 yılında başladım” diyerek mesleğe giriş hikâyesini anlattı.
KADIN ÂŞIKLAR HER ORTAMA GİREMİYOR
Atışmalarını genelde kadın âşıklarla yaptığını ancak şimdilerde atışma yapan kadın âşık kalmadığını belirten Olgaç, “Şimdi erkek âşıklarla da atışma yapıyorum. Türkiye genelinde 20 kadar kadın âşık var ama atışma yapan hiç yok. Atışma yapan kadın âşıklardan biri Yavuz Bingöl'ün annesi Şahsenem bacıydı, onu da geçenlerde kaybettik. Kadın âşıklar her yerde bu işi yapamıyor, erkekler kahvehanelerde toplanabiliyor, her meclise girebiliyor ama biz giremiyoruz. Bakanlık, belediye veya valiliklerin düzenlediği festival, şenlik gibi yerlerde çıkabiliyoruz. Türkiye'de kadın âşıklardan şu anda en gündemde olan benim. Bu geleneği geleceğe taşımak için de iki tane çırak yetiştiriyorum” dedi.
CENTİLMENCE BİR KADIN-ERKEK ATIŞMASI
Sivas Âşıklar Bayramı'nda Âşık Mümtaz ile yaptığı atışmaya değinen Özlem Olgaç, “Âşık Mümtaz sözlerime kulak ver, elimdeki sazım caza benzemez’ diye bir ayak verdiler bana. Ben de ona taşlama türünde, ‘Âşıklıkta yeni hem de çok toysun. Çaldığın sazların bize benzemez’ dedim. O da ‘Özlem Abla benim hemşerim olur, sanmayın ki bizim kıza benzemez. Sözleri burada yerini bulur, öyle boş söylenmiş söze benzemez’ dedi. ‘Bu sanatta yalnız bir bayan kaldım, bu ateş içimde köze benzemez’ şeklinde devam ettim” diyerek centilmence yapılan kadın erkek aşık atışmasına örnek verdi.