Her yıl Türk-İslam sanatlarının seçkin örneklerini Çamlıca kampüsündeki sergi salonunda sanatseverlerle bir araya getiren Yıldız Holding, Ramazan’ı “Sabrın Nakşı” sergisiyle karşıladı. Küratörlüğünü Esra Göncüoğlu’nun üstlendiği sergide, Dürdane Ünver, Mamure Öz, M. Semih İrteş, Safiye Morçay ve Sevgi İrteş’in imzasını taşıyan 52 eser yer alıyor. Tezhip, kalemişi ve katı sanatının nadide örneklerini bir araya getiren sergi, Ramazan boyunca Yıldız Holding Sergi Salonu’nda randevu ile ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.
GÜZEL BİR GELENEĞE DÖNÜŞTÜ
Serginin açılışında konuşan Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, “Birlik ve beraberlik ruhunu derinden hissettiğimiz Ramazan ayının manevi atmosferine, Türk-İslam sanatının nadide örneklerini taşımak artık bizim için güzel bir geleneğe dönüştü. Bizlere sabrı, paylaşmayı ve tefekkürü hatırlatan bu mübarek ayda, geleneksel sanatlarımızın incelikli ve anlam yüklü eserleriyle gönüllere ulaşmanın huzurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Sergimiz, sanatkârlarımızın eserlerini icra ederken gösterdikleri derin sabır ve ilhamdan hareketle “Sabrın Nakşı” adını taşıyor. Her bir çalışma; güçlü bir iç disiplinin, dikkatli bir emeğin ve zamanla kurulan incelikli bir ilişkinin izlerini taşıyor” dedi.
SERGİDE 52 ESER YER ALIYOR
Bu yıl serginin teması olan sabrın önemine dikkat çeken Serginin Küratörü E. Esra Güncüoğlu, “Katı’ sanatında kâğıdın ince ince oyularak işlenmesi, kalem işi tekniğinde renklerin ve desenlerin büyük bir titizlikle nakşedilmesi… Tüm bu süreçlerin her biri, derin bir sabır ve iç disiplin gerektiriyor. İşte sergimizin ismi de bu anlayıştan doğdu. Sergimizde tezhip, katı’ ve kalem işi teknikleriyle süslenen hilye-i şerifler, ayet-i kerimeler, dualar ve şiirlerin zarif bir biçimde işlendiği levhalar ile katı’ sanatının minyatürle birlikte uygulandığı göz nuru eserler yer alıyor. Salonumuzda sergilenen 52 kıymetli eseri incelerken sabrın somut bir yansımasına şahit olacağınızı ümit ediyorum” ifadelerini kullandı.
YENİDEN DOĞUŞUN SEMBOLÜ
Katı’ sanatçısı Dürdane Ünver, sergide yer alan “Simurg” eserini ve geleneksel sanatların özündeki sabır kavramını şu sözlerle dile getirdi: “Aslında bütün sanatlar sabır gerektirir. Sergiye çok güzel bir isim verilmiş, benim de gerçekten çok hoşuma gitti. Sergide yer alan eserim Simurg; irade, merhamet ve vicdan gibi pek çok erdemi sembolize eden mitolojik bir varlıktır. Rivayete göre ömrünün sonunda kendine bir yuva yapar, orada yanar ve küllerinden yeniden doğar. Bu yönüyle yeniden doğuşun ve dirilişin sembolüdür. Ben de bu hikâyeden yola çıkarak hayvanlar üzerinden bir anlatı kurmak istedim. Eser bu düşünceyle vücut buldu.”
KÖKLÜ GELENEĞİN DEVAMI
Sanatçılardan M. Semih İrteş ise sergilerin köklü bir geleneğin devamı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Bizim sergilerimiz aslında belli bir geleneğin devamı niteliğinde. Ancak maalesef zaman zaman ‘Ramazanlık sergi’ gibi algılanabiliyor. Oysa bu sanatlar, Osmanlı İmparatorluğu boyunca yaklaşık altı yüz yıl, mimarinin her alanında ve nakkaşhanelerde işlenmiş; çok önemli bir medeniyetin, çok kıymetli ürünleri olmuştur. Bu vesileyle, böyle nitelikli bir salonda bizlere sergi imkânı sunduğu için Yıldız Holding’e de teşekkür ediyorum.”