Diriyah Bienali Vakfı’nın bu yıl üçüncü kez düzenlediği Diriyah Çağdaş Sanat Bienali kapılarını 30 Ocak’ta açtı. Diriyah Bienali Vakfı tarafından düzenlenen etkinlik, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan At-Turaif’e komşu JAX bölgesine yayılıyor. 1970’lerde inşa edilmiş endüstriyel depolardan oluşan JAX yerleşkesi, zamanla atıl kaldı. Sonrasında sanatçıların duvarları devasa tuvallere dönüştürmesiyle, bölge bugün Diriyah’nın en dinamik ve yenilikçi merkezlerinden biri haline geldi.
Bölgenin dönüşümü, Suudi Arabistan’ın Vision 2030 çerçevesinde yürüttüğü kültür politikasının bir parçası. Ülkenin tarihi mirasından ilham alınarak, şehirlerin (Riyad ve Cidde) sanat merkezi olması hedefleniyor. JAX’in bir sanat mekânı olarak yeniden kurgulanması; kültürü, şehirleşmeyi ve ekonomiyi birlikte ele alan stratejinin tam merkezinde yer alıyor.
Sürgünde yaşayan hikâyeler
Bu sene “Duraklarda ve Yolculuklarda” temasıyla hazırlanan bienal, göç temasına odaklanıyor. Ama bunu yaygın anlatımla ele almıyor. Çağdaş bir yorumla, dünyayı sabit olmayan, yolda olma hali olarak okumaya davet ediyor. İnsanların, kültürlerin, dillerin, ezgilerin, hatıraların konakladığı ve yola devam ettiği varsayımından hareket ediyor. Göçü; bir şarkının dilden dile geçmesi, bir ritmin coğrafya değiştirmesi, bir hikâyenin sürgünde yaşamaya devam etmesi olarak okuyor.
Konser sahnesi araba bagajı
Hal böyle olunca, farklı kültürlerden kimi göçmen sanatçıların eserleri çok sesli bir senfoni oluşturuyor. Geçiş ve hareketi temeline alan bienal; tarihleri, ataları ve göçleri şarkılar, anlatılar ve bedenler üzerinden birlikte düşünmeye çağırıyor. Tam da bu nedenle bienalin bölümlerinden biri bir geçit töreni olarak kurgulanmış. Aynı zamanda bienalin açılışını da temsil eden bu yürüyüş, Folding the Tents (Çadırları Toplamak) başlığını taşıyor. Yerleşiklikten vazgeçmeyi, her an yola çıkabilme hâlini simgeliyor.
Vadi Hanifa’dan geçerek bienal alanına ulaşan yürüyüş, sanatçı Hamdan’ın küratör Ladautad ile birlikte tasarladığı bir konserle devam ediyor. Konser, bölgede yaygın kullanılan araçlar üzerinde gerçekleşiyor. Burada vurgu, sabit bir sahneye değil; hareketin kendisine. Bienalde her şey gibi müzik de yolda.
Beş farklı bölüm beş farklı bakış
Bu kadar girizgahtan sonra bienalin kendisine odaklanalım. Etkinliğin küratörlüğünü Nora Razian ve Sabih Ahmed üstleniyor. Bienal altı bölümden oluşuyor. İlk bölüm, bienalin açılışını da temsil eden Folding the Tents (Çadırları Toplamak) başlıklı geçit. Diğer beş bölüm ise JAX alanındaki depolara yayılıyor: Distracted Choreographies (Dağılmış Koreografiler), Call of Chance (Rastlantının Çağrısı), The Collective Observation (Ortak Gözlem Sistemleri) ve A Forest of Echoes (Yankılar Ormanı). Tüm bu alanlara ek olarak ayrıca 11 eser bienalin hem açık alanlarında hem de kapalı depo mekânlarında büyük ölçekli ve mekâna özgü işler olarak yer alıyor. Bu eserler, insanların vakit geçirdiği alanlar olarak kurgulanmış çalışmalar.
Eserleri yakından inceleyelim
Bienalde yer alan eserler; hareket, göç, hafıza, beden, doğa ve teknoloji ekseninde şekillenen, hem kişisel hem kolektif tarihlere yaslanan çok katmanlı üretimlerden oluşuyor. Sanatçılar; yürüyüşler, haritalar, ses yerleştirmeleri, kum, su, taş, atık malzemeler, dijital arşivler, videolar ve resimler aracılığıyla geçmişle bugün, yeryüzüyle gökyüzü, bedenle coğrafya arasında bağlar kuruyor. Amazon’dan Gazze’ye, Güney Afrika’dan Porto Riko’ya, Vietnam’dan Hindistan’a uzanan bu işler; sömürgecilik, sınırlar, savaş, çevresel yıkım, yas, dayanıklılık ve aidiyet gibi meseleleri şiirsel ama güçlü bir dille ele alıyor. Sergi, izleyiciyi yalnızca bakmaya değil; yürümeye, dinlemeye, durmaya ve mekânla birlikte düşünmeye davet ediyor. Eserlere dair ayrıntılı incelemeyi, bana çağrışımda bulunan işleri ve farklı ülkelerde yeniden karşılaştığım çalışmaları ise başka bir haberimde ele alacağım.