Küresel krizlerin, siber savaşların ve Açık Kaynak (OSINT) bilgi tufanının karar alıcılar üzerinde yoğun bir bilişsel yük yarattığı günümüzde, istihbarat dünyasının görünmeyen zihinsel süreçlerine ışık tutan yeni bir eser yayımlandı. Psikiyatri Uzmanı Dr. Nedim Havle tarafından kaleme alınan ve bağımsız olarak yayımlanan “Karanlıkta Görmek: İstihbarat Analizinde Yapılandırılmış Bilişsel Teknikler”, istihbarat başarısızlıklarının temelindeki nörobiyolojik ve psikolojik nedenleri inceliyor.
Kitap; tarihteki büyük istihbarat fiyaskolarının bilgi eksikliğinden ziyade, insan beyninin evrimsel zaaflarından, teyit sapmasından ve kurumsal “grup düşüncesi” patolojilerinden kaynaklandığını tıbbi ve metodolojik bir perspektifle ele alıyor. Eser, zihnin bu biyolojik sınırlarını aşmak için Yarışan Hipotezlerin Analizi, Kırmızı Takım ve Senaryo Planlaması gibi Yapılandırılmış Analitik Teknikleri birer “bilişsel protez” olarak okuyucuya sunuyor.
Makine hızı ve insan şüpheciliğinin sentezi
Siber tehditlerin milisaniyeler içinde gerçekleştiği ve yapay zekâ algoritmalarının zaman zaman “otomasyon önyargısı” yarattığı modern teknoloji çağında kitap; insanın bağlam okuma ve şüphe etme yeteneği ile makinenin işlem gücünü birleştiren “Sentor (İnsan-Makine Simbiyozu)” modelini detaylandırıyor. Eser, analistlerin devasa veri yığınları karşısında yaşadığı “bilişsel boğulmayı” önleyecek triyaj mekanizmalarını açıklıyor.
Türkiye’nin gerçeklerine uyarlanmış kurumsal bir model
Yabancı laboratuvarlarda üretilen tekniklerin sahada çalışabilmesi için kültürel kodlarla uyumlu olması gerektiğini savunan Dr. Nedim Havle, Türkiye’nin kendine has operasyonel kültürünü, bürokratik yapısını ve kriz yönetimi reflekslerini sosyolojik bir zeminde inceliyor. Eser; Türk karar alıcıları ile istihbarat üreticileri arasındaki köprünün nasıl güçlendirileceğine, kurumlar arası “Silo Kültürü”nün nasıl aşılacağına ve istihbarat eğitiminin nasıl bir bilişsel laboratuvara dönüştürülebileceğine dair yapısal öneriler getiriyor.
Yazar, kitabın temel felsefesini kapanış bölümünde şu sözlerle özetliyor:
“Türkiye’nin güvenlik vizyonu, sadece dünyanın en iyi SİHA’larını üretmekle veya sahadaki en cüretkâr operasyonları yapmakla tamamlanmış sayılamaz. Bu fiziksel gücün; kendi varsayımlarını acımasızca test eden, düşmanın zihniyle empati kurabilen ve geleceği algoritmik bir titizlikle öngörebilen ‘Bilişsel Bir Güç’ ile taçlandırılması ontolojik bir zorunluluktur. Zira modern istihbaratta en güçlü silah; saklanan bir sır değil, doğru yapılandırılmış bir zihindir.”
İstihbarat profesyonelleri, akademisyenler, dış politika uzmanları ve insan zihninin karar alma süreçlerindeki sınırlarını merak eden her okur için kapsamlı bir başvuru kaynağı olan Karanlıkta Görmek, istihbarat metodolojisine psikiyatrik bir pencereden bakmak isteyenleri bekliyor.