İstanbul Boğazı’nın her biri birer mücevher tanesi olan yalı camilerinden Kandilli Camii, yeni yüzüyle cemaatine kavuştu. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun denetimi ve talimatları altında Ayhan ailesinin katkılarıyla yürütülen restorasyon, yaklaşık iki yıl sürdü. Kurban Bayramı’nda yeniden cemaatiyle buluşan tarihi cami, şimdi de Dünya Kupası için sabah namazına çağrı yapıyor. İslam İşbirliği Gençlik Forumu Başkanı Taha Ayhan’la bu kapsamlı restorasyonu ve önce namaz sonra maç organizasyonunu konuştuk.
Bugünkü Kandilli Camii’nin temelini oluşturan yapı, Sultan I. Mahmud döneminde 1751 yılında, çevredeki sarayla birlikte ihya edilmişti. Cami, 19. yüzyılın ikinci yarısında Sultan II. Abdülhamid döneminde onarım gördü. 1929–1931 yılları arasında Vakıflar İdaresi tarafından yeniden inşa edilen cami, Boğaz hattındaki nadir yalı camileri arasında yer alıyor.
İŞGALLERİ KALDIRDIK CAMİ ORTAYA ÇIKTI
Kandilli’ye taşındıklarında camiyi çok bakımsız gördüğünü söyleyen Taha Ayhan, restorasyona başlama hikâyesini şöyle anlattı: “Cami, etrafını saran birçok bina tarafından adeta işgal edilmişti. Bu işgallerden sebep, caddeden bakıldığında görülmüyordu bile. Çok üzülmüştüm ve çare bulmaya çalışırken yeniden ihyasını Allah nasip etti. O işgallerin tamamını kaldırdık ve camimiz ortaya çıktı. En önemlisi de camiye güçlendirme yaptırdık, inşallah 300-400 yıl daha sağlam bir şekilde ayakta kalacaktır.”
ÇİNİLER TEKFUR SARAYI’NDAN
Restorasyon sırasında sıvanın tamamen kazındığını ve orijinalindeki kalem işlerinin korunarak aynısının yapıldığını aktaran Ayhan, “Caminin en dikkat çekici bölümü olan mihrapta, her iki yanda yer alan vazo motifli çiniler Tekfur Sarayı’ndan getirildi. Mihrabın bir örneği Tekfur Sarayı’nda hâlâ muhafaza ediliyor, ama orijinali burada. Mihraptaki hat yazısı ile cami girişindeki taç kapı yazılarının hazırlanması Davut Bektaş ve Ali Toy hocalar tarafından üstlenildi. Restorasyon sırasında yapının orijinali tamamen korundu, olmayan yangın sistemi eklendi. Marin ve gül karışımı camiye has bir koku tasarlandı” diye konuştu.
ÖNCE NAMAZ SONRA MAÇ
İstanbul’daki yalı camilerinin mücevher tanesi gibi olduğunu söyleyen Ayhan, “Burası nüfusun azlığı sebebiyle gözden ırak kalmıştı. Malumunuz Vaniköy ve Kuleli camileri yeni restore edildi ve cemaatleri arttı. Umarız ki burası da ciddi cemaat çekecek. Ecdadımız bu kadar değerli bir alanı ibadet yeri olarak ayırmış. Bu da onların dini ve milli karakterimize verdiği önemi gösteren bir şiar. O anlamda da bizim için değerli. Bunu herkese göstermek istiyoruz. Dünya Kupası’nın olduğu gün, önce namaz kılıp sonra maçı izlemeye herkesi davet ediyoruz. Sabah namazının ardından bir ikramımız olacak. Daha sonra da Spor Bakanlığı’mızın caminin dışına kuracağı ekrandan Dünya Kupası maçı izlenecek” dedi.
KABE İMAMINA KAPI TOKMAĞI EMANET EDİLDİ
- Restorasyonun en özgün dokunuşlarından biri, semtin adına gönderme yapan kapı tokmağında hayat buldu. Müsenna besmeleler, üst üste yerleştirilen üç kandilden müteşekkil selvi ağacını andıran Kandilli Camii’ne özgün bir istife dönüştürüldü ve kapı tokmağı ile minber örtüsünde kullanıldı. Tasarımı hattat Levent Karaduman’a ait olan tokmaktan ayrıca 70 tane daha üretildi ve “camii tokmağının kaybolması halinde camide kullanılmak için getirilmek üzere” müminlere emanet edilecek. İlk emanet de geçtiğimiz günlerde camiyi ziyarete gelen Kabe’nin baş imamı Şeyh Salih bin Abdullah el-Humeyd’e verildi.