Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, pladis ve GODIVA Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, kişisel internet sitesinde, Goya’da Çıldır Gölü deneyimini okurlarıyla paylaştı. Ülker, “Gündüz nasıl bir doğa harikasının içinde olduğumuzun farkına vardık; hava güneşli, nefisti, dondurucu soğuğu hissetmedik bile… Tabii pistlerde sıra ile kısıtlı süre sürüş yapabiliyorsunuz. Ama günün sonunda zaten yeteri kadar yorulmuş olduğunuzu hissediyorsunuz” diyerek heyecanını paylaştı.
Murat Ülker'in yazısı şu şekilde;
KAR VE BUZ SÜRÜŞ DENEYİMİNE VAR MISINIZ?
BOM Akademi’den daha önce bahsettim. Akademi 2015 yılında Borusan Otomotiv Motorsport (BOM) tarafından sosyal sorumluluk bilinciyle kurulmuş, katılımcılarına sürüş eğitimleri ve etkinlikler sunuyor Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu lisanslı eğitim kurumu olarak, 2015–2024 yılları arasında yaklaşık 4500 katılımcıya sertifika vermiş.
BOM Akademi’nin her yıl şubat ayında düzenlenen Kar ve Buz Sürüş Deneyimi, BMW ve MINI otomobillerle Türkiye’nin en büyüleyici doğal güzelliklerinden biri olan donmuş Çıldır Gölü’nde gerçekleştiriliyor.
BOM’un sitesinde şöyle yazıyor:
“Katılımcılar, gölün beyaz örtüsü altında eşsiz bir manzara eşliğinde adrenalin, heyecan ve sürüş tutkusunu bir arada yaşıyor. Bu benzersiz etkinlikte, yalnızca doğanın kalbinde yer alan bir atmosferi deneyimlemekle kalmıyor; aynı zamanda buz üzerinde otomobil hâkimiyetinizi geliştirme, reflekslerinizi keskinleştirme ve sınırlarınızı keşfetme fırsatı buluyorsunuz.”
Şimdi yazımı okuduğunuzda göreceksiniz, biz de ailecek ve arkadaşlarla bu etkinliğe katılmıştık.
Biz geçen yıl şubat ayında kalktık aile üyeleri ve bir arkadaş grubuyla Çıldır Gölü’ne doğru yola çıktık. Arabayla değil tabii. Kars için havaalanına geldik ama kış şartları nedeniyle uçağımız rötar yaptı ve ancak neredeyse akşam üzeri Kars’a varabildik.
Kar yağmıyordu ama kuru bir soğuk vardı. Kısa sürede grup olarak toparlanıp Ardahan, Çıldır yönüne doğru gitmek üzere minibüslere doluştuk. Karla kaplı yolda ilerlemeye başladık. Yaklaşık 1 saat 15 dakika sonra neredeyse akşam üzeri Çıldır gölünün kenarında konaklayacağımız otelimize vardık.
Açıkçası otel kompleksi taş mimarisiyle beni şaşırttı. Burası özellikle kayak ve atlı kızak turizmine gelen grupları ağırlarmış. Tesislerin sahibi kökleri bu bölgeye dayanan emekli Prof. Dr. Yusuf Bayraktar, Hacettepe Üniversitesi’nde gastroenteroloji uzmanı ; memleketine yatırım yapmayı tercih etmiş. Sazlısu’da çevreyle uyumlu mimari tarzda, Taş Konak / Çıldır Gölü Konağı otelini kurmuş. Burası aynı zamanda müze, kütüphane gibi sosyal alanlar içeriyor. Bölge turizmini canlandırmak için kendi imkânlarıyla bu tesisi yaptırdığı söyleniyor.
Geç vardığımız için ilk gün programımız şaştı. Hemen yemek/toplantı için ayrılmış büyük çadıra yönelerek bir şeyler atıştırdık. O esnada hava karardı, bahçedeki ateş ve mangal oldukça otantik bir ortam yaratıyordu. Programda sarkma olduğu için hemen heyecanla Çıldır Gölü’nün üstündeki özel parkura çıktık; yaklaşık 2,5 km çapında birden fazla dairesel pistte değişik BMW araçları test ediyorduk.
Kar yağışı vardı, araçlara dağıldık ve sırayla rehber hocamız eşliğinde buzda araç kullanmanın inceliklerini öğrenmeye başladık. Elli yıllık ehliyet sahibi olup, her iklimde ve koşulda ve hatta İskandinav ülkelerinde buz rallisine katıldığım için kolayca hatırladım. Araçlar donanımlı, parkurlar güvenli ve eğitmenlerimiz pek iyiydi.
Ama yarın meydanı gençlere bırakmaya kararlıydım. Kısa birkaç saatlik sürüş deneyiminden sonra yol yorgunluğu da olunca Taş oteldeki odalarımıza çekilip güzel bir uyku çektik. Sabah kendime bir sürprizim vardı.
Herkes uyurken, sabah erkenden Çıldır gölüne balık avına gittik. Buz altında ilk balık yakalama deneyimimdi.
Soğuğu hissetmedik bile… sonra baktım ki öğlen tadacak kadar balık yakalamışız. Oldukça güzel bir deneyimdi, çok teşekkürler.
Daha sonra kahvaltıya yetiştim ve peşinden BOM Akademi’nin değerli öğretmenlerinden Hakan Değerli beyden brifing aldık. Burada parkur ve süreç hakkında bilgilendirildik; güvenli sürüş bilgilerimizi tazeledik.
Etkinlik boyunca BMW M ve MINI JCW modellerini deneyecektik:
– BMW M5 Competition
– BMW M5 Touring
– BMW M4 Competition Coupé
– BMW M3 Sedan
– BMW M2 Coupé
– BMW M240i xDrive
– BMW 320i
– MINI John Cooper Works Countryman ALL4
– MINI John Cooper Works
Ben bir önceki gece BMW5 Competition’la tanışma fırsatı bulmuştum ama bu kadar fazla araç seçeneğimiz olması fevkaladeydi. Ayrıca parkurlar her sene alınan izinlerle genişliyor ve farklılaşıyormuş.
Tabii ki doğanın elverdiği ölçüde güvenli bir şekilde oluşturuluyor. Yeterli buz kalınlığının olması şart, hatta bazen yeterli buz kalınlığı oluşmazsa etkinlik iptal ediliyor. Buzun en dayanıklı olduğu aylar şubat ve mart ayları imiş.
Gündüz nasıl bir doğa harikasının içinde olduğumuzun farkına vardık; hava güneşli, nefisti, dondurucu soğuğu hissetmedik bile… Tabii pistlerde sıra ile kısıtlı süre sürüş yapabiliyorsunuz. Ama günün sonunda zaten yeteri kadar yorulmuş olduğunuzu hissediyorsunuz.
Öğlende yine çadırda lezzetli bir yemek ve bizim buzun altından tuttuğumuz balıkları yedikten sonra akşama kadar devam ettik.
Bu sefer daha heyecanlıydı zira herkes aynı parkurda zamana karşı itinayla yerleştirilmiş kukaları devirmeden yarışacaktı. Bazılarımızın hızını alamayıp birkaç tur daha atıp ustalaşmaya çalıştığı gözümden kaçmadı ama gençliklerine verdim.
Ben bir, iki kukayı zevkle devirdim ve ceza puanlarım sayesinde klasman harici kalmayı seçtim. Bu vakitten sonra çocuklarıma ve arkadaşlarına ustalık taslayacak değildim. Ama boşunaymış, gençlik başka bir şey, istesem de onları eleyemezmişim.
Neşe içinde yarışlar tamamladı, hatta kimilerimiz çadırda çay, kahve, salep içip keyif çattı. Ve özel bir akşam yemeği sonrası kazananları tebrik ettik. Neşe içinde dostluklarla güzel anılar depolayarak bir etkinlik daha hitama ermişti, güzel bir deneyimdi, tavsiye ederim.
Dönüş yolunda Kars Peynir Müzesi ziyareti ilginç oldu. Müze, Kars şehir merkezinde, eski Tümen Komutanlığı’nın yaklaşık 100 yıllık taş binasında 2021 yılında açılmış. Kars’ımızın zengin peynir kültürünü, üretim tekniklerini ve tarihi peynir mirasını tanıtmak amaçlanmış. Kars gravyeri, Kars kaşarı, çeçil, malakan peyniri gibi yöreye özgü peynirlerin hikâyelerini müzede öğrenmek mümkün; bölgede süt hayvancılığı ve meracılık kültürünün anlatıldığı bölümler de var. Kars’ın gastronomi turizmini güçlendirmek için tasarlanmış hem turistik hem eğitim amaçlı bir müze, çok takdir ettim. Kars gravyeri ve kaşarının neden dünya ölçeğinde özel bir yere sahip olduğunu şimdi daha iyi anladık ve tabii numune peynirler aldık. Mutlaka görmek lazım.
Bir ikinci sürpriz uçağa binmeden önce GastroKars isimli otantik lokantada Kars’a özgü yemekleri tatmamızdı. Evelik aşı çorbası, Piroşki böreği, Kafkaslara özel etsiz mantı (Hangel), Kars kazı ve Umaç helvası. Hepsi çok lezzetli idi. Şayet giderseniz, sakın kaçırmayın. Hatta Kars’a gidin derim; bu benim galiba üçüncü gidişim.
Özetlersem Avrupa’da Kuzey ülkelerinde örneklerine rastlanan özel bir sürüş deneyimini yaşadık, BOM Akademi sözü gerçekmiş. Bu deneyim BOM Akademi tarafından 2026 yılının şubat ayında 10. kez tekrarlanacak, ben haber vermiş olayım. Türkiye’nin coğrafi zenginliklerini ve doğal imkânları kullanarak güzel etkinlikler gerçekleştiren BOM Akademi’nin deneyimli eğitmenlerini kutluyorum.