Popüler kültür ölümü gösterip sıtmaya razı mı ediyor

Müzik ve diziler neden artık derinlik taşımıyor? Popüler kültürün dürtüyü parlatan dilini, silinen sınırları ve estetiğin arkasına gizlenen anlam kaybını masaya yatırıyoruz.

Halime Kirazlı
Lvbel C5 dinlemek mi domuz eti yemek mi? Tarafını seç.

Son dönemde eski şarkılara ve dizilere yönelmemiz bir “nostalji” meselesi değil; içerik yoksunluğuna verilen doğal bir tepki. Hamnet gibi filmler, acıyı, kaybı ve sevgiyi sanatın diliyle anlatırken; güncel popüler üretimler hız, teşhir ve tüketim düzenine uyum sağlıyor. Bad Bunny örneğinde olduğu gibi şarkılar kısa, tekrar eden ve sosyal medya algoritmalarına uygun biçimde üretiliyor; kulak için değil, etkileşim için. Bu çizgide yer alan isimlerin ortak noktası estetik ya da duygu anlatısı değil; sınırsızlık vaadi ve dürtü pazarlaması. Erkekliğin bir yanda vitrinleştiği, kadınların sayıya indirgendği dil; diğer yanda kimlik oyunlarıyla bulanıklaşan bir sahne… Yeni bir fikir üretilmiyor, çağın ruhu değil dürtüsü parlatılıyor.

Sınırlar gibi anlam da siliniyor

Videoda dikkat çektiğimiz ikinci eksen diziler ve “estetik ambalajlı” sınır ihlalleri. Aynı Yağmur Altında dizisindeki tartışmalı sahnede mesele oyunculuk ya da yazım değil; böyle bir sahnenin varlığı ve hangi gerçeklikten ilham aldığı. Benzer bir kopuşu edebiyatta da görüyoruz: Masumiyet Müzesi, takıntı ve sınır ihlalini “aşk” diye estetize ederek normalleştiriyor. Orhan Pamuk’un zarafetle fısıldanan ihlalleriyle dizilerdeki ucuz ihlaller aynı sonuca çıkıyor: sınırı siliyor, bağı koparıyor. Oysa sanat yalnızca göstermek değildir; sınırları fark ettirmektir. Sınır kaybolduğunda düşünme yavaşlar, tüketim hızlanır. Popüler kültürün sundukları tesadüf değil; izleniyor, konuşuluyor, etkileşim getiriyor. Bedelini ise anlam ödüyor. Tüm bunları anlattığımız videomuzu YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz.