Yayıncılıkta isteğe bağlı baskı dönemi

Yayıncılık sektörü isteğe bağlı baskı sistemiyle yayıncılığa hız, esneklik ve maliyet tasarrufu getirdi. Yeni Şafak’a konuşan yayıncılar, dijital baskıyla az miktarda kitap basılma imkanı olduğu için hem depolama maliyeti hem de elde kalan ürün derdi olmadan, popüler olmayan kitapların da raflarda yerini bulduğunu söyledi.

Sevda Dursun
Fotoğraf: Arşiv

Yayıncılık sektörü, pandemi sonrası daralan alanını çeşitli formüllerle genişletmeye devam ediyor. Son yıllarda bu formüllere bir yenisi daha eklendi. Dijital baskı, yani İsteğe bağlı baskı (Print on Demand) sistemiyle yayıncılığa hız, esneklik ve maliyet tasarrufu getirildi. Kalıp gerektirmeyen ve stoksuz çalışmayı mümkün kılan bu sistem hem depolama maliyeti hem de elde kalan ürün derdi olmadan yayıncılık sektöründeki dengeleri değiştirdi.

İsteğe bağlı baskı sistemiyle yüksek adetli ofset baskılar yerine, kitaplar sipariş edildikçe veya satıldıkça basılıyor. Bu sistem sayesinde eskiden yüksek maliyetler nedeniyle yeniden basılması imkansız olan, az satan veya akademik kitaplar, düşük adetlerde bile kolayca okuyucuyla buluşabiliyor. Sistemin nasıl işlediğini yayınevi camiasıyla konuştuk.

Halil Çelik

TALEP OLDUKÇA BASKI ARTIYOR

Yayınevlerinin en büyük maliyetlerinden birisinin stok maliyeti olduğunu belirten Basın Yayın Birliği Başkanı ve Çelik Yayınevi’nin sahibi Halil Çelik, bu sistemi gazetemize şu ifadelerle anlattı: “Yayınevleri maliyetlerini minimize etmek adına birçok çalışma yapıyor, ama gelen dosyaları da geri çevirmek istemiyor. Eski sistemle matbaaya gittiğinde en az 1000 adet basmak gerekirken, dijital baskıyla istediğiniz adet basabiliyorsunuz. Böyle olunca, önünüze gelen dosyayı değerlendiriyorsunuz. Eski yazarınızdır, çok satmasa bile baskısı elinizde bulunsun istiyorsunuz veya yeni bir yazarı görmek istiyorsunuz, 50 adet basıp rafınıza koyabiliyorsunuz. Talep oldukça baskıyı artırabiliyorsunuz. Bu da çok geniş depo alanlarına ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Son iki yıldır yayınevleri bu şekilde çalışıyor. İlk zamanlar sadece forma baskı dediğimiz tek renk baskılı kitaplara uygulanabilirken yeni teknolojilerle artık renkli kitaplar da bu sürece girebiliyor. Birçok yayınevi kendi kitaplarının dijital baskısını kendi depolarında yapabiliyor. Bu sistem kitap fiyatlarının düşmesine yansımasa bile fiyat artışına engel oldu diyebiliriz.”

YAYINEVİNİN DEVAMLILIĞI İÇİN GEREKLİ

Pandemi süreciyle birlikte kendi depolarında dijital baskı üretim sistemini kurduklarını belirten İnsan Yayınları Sahibi İsmail Akıncı, yayınevinin devamlılığı için bunun gerekli olduğunu belirterek şunları söyledi: “Biz 5 yıldır bu sistemi kullanıyoruz ama son iki yıldır tüm yayınevleri tarafından çok ciddi şekilde kullanılıyor. Bu sisteme maliyet açısından bakmıyoruz, yayınevinin devamlılığı ve daha uzun süreçte yaşaması için gerekli olarak görüyoruz. 9-10 baskı yapmış kitaplarımızda okuyucu sayısı doğal olarak azalıyor. Bu kitapların baskısı devam etsin, okuyucuya ulaşsın diye az sayıda basarak raflarda bulunduruyoruz. İnsan Yayınları olarak yüzde 25 kitabımızı bu şekilde basıyoruz. Diğer yüzde 75 ise matbaa olarak devam ediyor. Yurtdışında sıklıkla kullanılıyor bu sistem. Mesela İngiltere’deki yayınevimizde bastığımız bir kitap, Endonezya, Hindistan gibi ülkelerden bir adet istendiği zaman, ulaştırmak için nakliye ücreti çıkıyor karşımıza. Onun yerine o ülkede bir adet bastırıp gönderiyoruz.”

DİJİTAL İLE MATBAA BASKI AYIRT EDİLEMİYOR

Bu sistemin yayınevleri için önemli ve gerekli olduğunu ifade eden Hayat Yayınları satış ve pazarlama yöneticisi Ali İhsan Bayrak, “Yayın dünyasında son iki yıldan bu yana kitap satışlarının azalması ve maliyetlerin yükselmesi nedeniyle kitap basım adetleri değişti. Üstelik matbaa baskısıyla dijital baskı ayırt edilemiyor bile. Yeni kitaplar ve tekrar basım kitaplar artık 50-100 gibi adetler basılarak depolama ve ekstra maliyetlerden kurtulmuş olunuyor. Zira çok satmayan kitabı az miktarda basarak, kitabın yaşam hakkının devam etmesine katkı sağlıyor” şeklinde konuştu.