
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, göreve geldiklerinde Türkiye'nin bölünmüş yol uzunluğunun 6 bin 101 kilometre olduğunu hatırlatarak, bu rakamı 30 bin 49 kilometreye çıkardıklarını, bölünmüş yollarla birbirine bağlanan il sayısını ise 6'dan 77'ye yükselttiklerini belirtti. Muhalefetin icraatlara yönelik tutumunu "takoz siyaseti" olarak nitelendiren Erdoğan, 23 yıldır yapılan her işin önüne engel çıkarılmaya çalışıldığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Karayolları Genel Müdürlüğü 30 Bininci Kilometre Bölünmüş Yol Hizmete Alma Töreni"nde konuştu.

Sizlerin vasıtasıyla İstanbul'umuzun 39 ilçesindeki Türkiye’nin 81 ilindeki vatandaşlarımın hepsine buradan selamlarımı gönderiyorum. Bugün yapımı tamamlanan bölünmüş yollarımızı 30 bininci kilometresini hizmete almak üzere bir aradayız. Eserlerimize bir yenisini eklemenin 86 milyona aşk ile hizmet etmenin gururunu yaşıyoruz.
Eserlerimize bir yenisini de ekledik. AK Parti olarak 23 yıldır halka hizmet hakka hizmet anlayışıyla hareket eden bir kadroyuz. Milletin emanetini yere düşürmemek mahcup olmamak için 86 milyonun tamamı için geceyi gündüze katıyoruz. Yatırımlarla ülkemizi güçlendiriyoruz. Her alanda başarıdan başarıya koştuk. Her zaman kendimizle yarıştık. Hep daha iyisini hedefledik.
Direksiyonuna geçtiğimiz 2002’den bu yana ülkemize her kulvarda ipi göğüslettik. Eğitimden sağlığa, teknolojiden savunma sanayine her alanda başarıdan başarıya koştuk. Başkalarıyla değil, her zaman kendimizle yarıştık, hep daha iyisini, daha güzelini, daha ilerisini hedefledik.
"Karayolu ulaşımında destan yazdık"
Eski Türkiye’yi bilen herkes bugün şu gerçeği kabul ediyor. İktidarlarımızın başarı hikâyesi yazdığı, Türkiye’ye çağ atlattığı, ülkemizin makûs tarihini değiştirdiği alanların en başında ulaştırma vardır. Kara, hava ve deniz yolları ulaşımında bir yandan proje ve yatırımlarımızla altyapıyı güçlendirirken, diğer yandan yolcu sayılarını en yüksek seviyelere getirdik. Biliyorsunuz, 10 gün önce Ankara’da Esenboğa Havalimanımızın 3. pisti ile yeni kule ve tamamlayıcı tesislerinin açılışını gerçekleştirdik. İstanbul Havalimanımız, dünyanın en gözde havalimanlarından biri olarak kendi alanında küresel bir markaya dönüştü. Deniz ulaşımında daha önce hayal dahi edilemeyen projeleri hayata geçirdik. Karayolu ulaşımında ise adeta destan yazdık.
Bakın, şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum. Göreve geldiğimizde bölünmüş yol uzunluğumuz ne kadardı? Sadece 6 bin 101 kilometreydi. Yalnızca 6 vilayetimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlıydı. Tek gidişli gelişli yollarda milletimizin ömründen ömür gidiyordu. Türkiye’ye yakışmayan, milletimize yakışmayan bu tabloyu değiştirdik. Hiç vakit kaybetmeden çalışmaları başlattık ve 23 yılda bölünmüş yollarla birbirine bağlanan il sayımızı 77’ye, bölünmüş yol uzunluğumuzu ise tam 30 bin 49 kilometreye çıkardık. İşte bugün de bölünmüş yollarımızın 30 bininci kilometresinin kurdelasını sizlerle birlikte kesmenin heyecanı içindeyiz.

"Muhalefetin tek yaptığı takoz koymak"
Değerli kardeşlerim kıymetli misafirler 23 yıldır bu ülkeye hizmet eden bir siyasetçi olarak içimi yakan bir hususu bugün sizlerle paylaşmak arzusundayım. Burayı özellikle genç arkadaşlarımın ekranları başında bizleri takip eden aziz milletimin çok iyi dinlemesini rica ediyorum.
Biz ülkemizdeki muhalefete zaman zaman takoz benzetmesi yapınca hemen birileri alınıyor bundan rahatsız oluyor. Oysa biz takoz sıfatını birilerini kötülemek birilerine hakaret etmek birilerini rencide etmek tahrik etmek amacıyla asla kullanmıyoruz.
Tam tersine sadece bir durum tespihinde bulunuyoruz. 23 yıldır ülke ve millet hayrına yaptığımız her işin önüne takoz koymaya çalıştıkları için bunları ifade ediyoruz.
Arkaik bir zihniyetiyle ülkemiz muhalefetini mefluz eden çarpık bir anlayışı tarif etmek için bu benzetmeyi kullanıyoruz. Şimdi bakınız değerli dostlar bölünmüş yol projesini ilk açıkladığımızda takoz diye tanımladığımız bu zihniyetle hem de çok acı bir şekilde yüz yüze geldik. Her hizmeti karalamayı, her işe bir kulp takmayı maharet zanneden hizmet ve eser düşmanı muhalefet hemen karşımızda dikildi, bize demediğini bırakmadı. Çıktılar koro hâlinde “Bu yollar çabucak bozulur”, “Milletin kaynağını israf ediyorsunuz” dediler; “Kendilerine yakın müteahhitleri zengin ediyorlar”, “Petrol lobisine hizmet ediyorlar” dediler. “Bölünmüş yola ne lüzum var, mevcut yolları koruyun yeter” diye itiraz ettiler. Hatta muvazeneyi öyle yitirdiler ki, “Bunların bilinçaltında milleti bölmek var, onun için bölünmüş yol adını kullanıyorlar” diye köşe yazıları kaleme aldılar.
"Vizyonsuzların korusuna aldırmadık"
O günleri hatırlayanlar bilir. Sırf iş yaptığımız için atmadıkları iftira, vermedikleri soru önergesi kalmadı. Meclis tutanaklarını açıp bakın, muhalefetin bölünmüş yol projesi için daha neler söylediğini, hangi akla ziyan cümleleri kurduklarını, hangi saçma sapan argümanlarla bu projeyi kötülediklerini sizler de göreceksiniz. Şunu bir defa tüm halkımızın bilmesini isterim. Eğer biz bunlara kulak assaydık bugün burada olamazdık. Türkiye’ye hepimizin göğsünü kabartan şu manzarayı yaşatamazdık ama biz tek yapabildiği takoz koymak, karalamak, çamur atmak olan bu vizyonsuzların korusuna aldırmadık.
Israrla devam ettirdiğimiz bu projede hamdolsun 30 bin kilometreyi aştık. Ne dedik? “Yol medeniyettir” diyerek yeni yollar yaptık, emniyetli, rahat ve hızlı ulaşımın önünü açtık. “Yol ver dağlar, yol ver bana; yollar seni gide gide usandım” diye türküler yakan milletimizin yol çilesi çektiği o kötü günleri tarihin tozlu raflarına kaldırdık.
Rüşvetin, talanın, yağmanın yolunu yapmaya çalışanlara rağmen, irtikapla, ihaleyle milletin kaynaklarını peşkeş çekerek yolunu bulmaya çalışıp yolda kalanlara rağmen, “Ne kadar yol yaparsanız trafik o kadar sıkışır” diyen çapsızlara rağmen, milletin parasıyla tropik adalarda sefa süren jet sosyeteye rağmen ülkemizin dört bir yanını bölünmüş yollarla biz donattık. Geçilmez denilen tepeleri geçerek, aşılmaz denilen dağları ve vadileri aşarak milletimizin yolunu açtık.

"Yolsuzluk yapmadıysanız bu telaş niye?"
Taş üstüne taş koymaktan acizler, para kuleleri, baklava kutuları, rüşvet çarkları dışında bizim meselemiz diyebilecekleri hiçbir icraatleri yok. Para kuleleri baklava kutuları rüşvet çarkları dışında işte bizim meselemiz diyebilecekleri hiçbir icraatları yok. İşte sizler de görüyorsunuz belediyeler üzerinden bir deli dumrul düzeni kurup önlerine geleni haraca bağlamışlar. Belediyeye işi düşenin adeta dileğini kurmuşlar. Yola köprüye kavşağa metroya otobüse harcanması gereken kaynakları hiç edip orada burada keyif sürmüşler.
Ortaya saçılan onca pislikten sonra biraz olsun yüzleri kızaracağına bir de çıkıp utanmadan onu bunu tehdit ediyorlar. Yargı mensuplarına belediye başkanlarımıza hakaret ediyorlar kameralar önünde mikrofon tokatlıyorlar. Kimse kusura bakmasın cazgırlık yaparak suç bastırmaya da çalışmasın. Hukukun işlemesine mahkemelerin Türk milleti adına hesap sormasına hakkın er veya geç yerini bulmasına engel olamazsınız.
Konu artık yargıya intikal etmiş suçluyu masumdan ayıracak mahkeme süreçleri başlamıştır. Bağımsız ve tarafsız Türk yargısı inanıyoruz ki deliller dışında en isabetli kararı verecektir. Her gün çok çirkin ifadelerle son derece sorumsuz ve sorunlu cümlelerle mahkemeler üzerinde baskı kurmaya çalışmak ancak yargı süreçlerinden ürkenlerin korkanların çekinenlerin başvuracağı bir yöntemdir. Öyle ya çiğ süt içmediyseniz, bu karın ağrısı ne? Yolsuzluk yapmadıysanız rüşvet almadıysanız bu telaş halini niye? Adaletin tecellisinden niçin tedirgin oluyorsunuz? Kendinize güveniniz tamsa, kendinizden eminseniz “arınmak” sözcüğü sizi neden bu kadar rahatsız ediyor?
"Eserlerimizle konuşmaya devam edeceğiz"
Milleti saf yerine koymaktan artık vazgeçin, kimin ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını benim milletim çok ama çok iyi görüyor. Biz de bunların oyunlarını biliyor, giderek daha fazla paniğe kapılmalarının sebebini az çok tahmin edebiliyoruz. Varsın onlar tehditler savurmaya devam etsin, varsın öfke nöbetleri geçirmeyi sürdürsün, biz, işte bugün burada olduğu gibi, eserlerimizle konuşmaya devam edeceğiz. Siyasette nefretin, öfkenin ve gerilimin diline asla teslim olmayacağız, işimize bakacağız, Türkiye Yüzyılı hedefimize ulaşmaya odaklanacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.
Bu düşüncelerle hizmete aldığımız 30 bininci kilometremizin bir kez daha ülkemiz, milletimiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu yolların yapımında, bakım ve onarımında emeği geçen tüm kardeşlerime bir kez daha şükranlarımı sunuyor, Ulaştırma Bakanlığımıza ve Karayolları Genel Müdürlüğümüze yürekten teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla ve sevgiyle selamlıyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.









