
ABD Başkanı Donald Trump İsrail’le birlikte İran’a açtıkları savaşın gerekçeleri konusunda her gün başka bir hikâye anlatıyor. Öte yandan bu anlatı yığılması Trump’ın Netanyahu’nun peşinden nasıl sürüklendiğine ışık tutuyor. Netanyahu “İran’la savaş” senaryosunun Neoconlar’la birlikte onlarca yıldır yazarıydı. Trump’tan önceki Amerikan başkanlarıysa bu senaryoyu oynamaktan kaçınmıştı. Netanyahu’nun yalanlarının gerçekle ilgisi olmuş olsaydı İran’ın şimdiye kadar yüzlerce nükleer silahı olacaktı. Böylece bu savaş da olmayacaktı.
İran’la savaşın ne zaman sona ereceği konusunda da Trump Yönetimi’nden farklı açıklamalar geliyor. Başlangıçta saldırıların en fazla dört beş hafta süreceği söylenirken Savaş Bakanı Pete Hegseth daha uzun sürebileceğini söylemişti. En son CENTCOM kaynaklı bir habere göreyse saldırı takviminin Eylül ayına kadar bile uzayabileceği belirtiliyor. Bu çelişkili açıklamalar savaşın plânlanan takviminin sahadaki dinamikler tarafından sekteye uğratıldığının işaretidir.
Amerikan Senatosu’ndan Demokrat Partili Mark Kelly ise “Bir hedefleri yok, stratejik plânları yok, zaman çizelgeleri yok ve bunun muhtemelen yol açacağı şey, yine, çok sayıda Amerikalının öleceği ve hiçbir gerekçesi olmayan uzun bir savaş olacağıdır” diyordu.
ABD ve İsrail savaşın siyasi hedefleri konusunda pek uyumlu görünmüyorlar. Trump Yönetimi’nden siyasi hedefler konusunda biribirinden farklı açıklamalar yapılıyor. Bir açıklamada “rejim değişikliği” deniliyor, bir diğerindeyse başka bir şey söyleniyor. Trump en rejimin niteliğinin umurunda olmadığını, istediği tek şeyin ABD ve İsrail’le uyum içinde bir İran liderliği olduğunu söyledi. Bu satırlar yazılırken Trump başka bir şey de söylemiş olabilir.
İsrail ise rejim değişikliği istiyor. Yeni rejimin başına da kukla olarak devrik şahın oğlunu getirmek istiyor. Bu olmayacaksa, İran’ın parçalanması veya uzun süreli bir kaos tercih edilebilir. Trump İran rejimi içerisinde anlaşma yapmak isteyeceği bazı isimler olduğunu söylemişti. Sonrasındaysa bu isimlerin bombardımanlarda hayatlarını kaybettiğini belirtmişti. Bu isimleri hedef almak suretiyle İsrail Trump’ın “kısa yoldan çıkış” seçeneklerini baltalıyor.
ABD Savaş Bakanlığı’nda Politika’dan Sorumlu Bakan Yardımcısı Elbridge Colby 3 Mart’ta Senato Silahlı Hizmetler Komitesinde düzenlenen oturumda, ABD’nin İran’a karşı askeri harekatında “kapsamlı ve makul hedefler” peşinde olduğunu ve güç kullanarak rejim değişikliği peşinde olmadığını savunmuştu. Colby askeri kampanyanın neden İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesiyle başladığı sorulduğunda ise “Ben Amerikan askeri kampanyasının hedeflerinden bahsediyorum. Bunlar İsrail’in operasyonları” demişti. Bu satır arası bilgi ABD ve İsrail’in politika uyumu içinde olmadığını göstermesi açısından önemli.
Daha önce de ifade ettiğim gibi Netanyahu’nun ilk hedefi Trump’ı her ne şekilde olur ise olsun İran’la savaşa sokmaktı. ABD savaşa girdiğinde, savaşın sadece İsrail’in hedefleri doğrultusunda ilerlemesini sağlayacağından emindi. Trump’ın savaşın gerekçeleri ve takvimi konusundaki çelişkili açıklamaları Netanyahu’nun istediğini elde ettiğini gösteriyor. Trump’ın açıklamalarıysa Netanyahu’nun kapanından kurtulma çabaları olarak görülebilir. Ne ki Trump ne zaman dışarı çıkmak istese Netanyahu bir başka hamleyle Trump’ı içeride tutuyor.
Trump daha önce “İranlılar görüşmek istediler. Ben de kabul ettim” dedi. Daha sonraysa “Konuşmak istiyorlar. ‘Artık çok geç’ dedim” dedi. Trump en son ise “İran ile koşulsuz teslimiyet dışında hiçbir anlaşma yapılmayacak “dedi. Trump İran’ın Venezuela gibi kolayca ve hızlı bir şekilde düşeceğine inandırılmış gözüküyor. Bu yüzden Trump resmen ‘operasyon’ olarak göstermeye çalıştığı savaşın uzamasını istemez. Bir taraftan savaşın Amerikalılar için ekonomik sonuçlarının hissedilmeye başlanması, diğer taraftan Amerikalıların İsrail’in çıkarları için savaşmasına duyulan tepki pek belli etmese de Trump’ı köşeye kıstırıyor.
Amerikan kamuoyunun İsrail’in aleyhine dönmesinin yanı sıra Trump’ın en sadık siyasi tabanının önemli bir kesimi de Trump’ın Netanyahu’nun savaşını Amerikalıların savaşı yapmasına kızgınlar. Bu kesim “Önce Amerika” ve” sonsuz savaşlara son” vaadiyle yola çıkan Trump’ın “Önce İsrail” olarak yola devam etmesini “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap(MAGA)” hareketine ihanet görüyor. Trump ise “MAGA benim, onlar MAGA değil” diyor. Kasım’daki ara seçimlere doğru gidilirken MAGA’cılar da Trump’la bir yol ayrımındalar.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.