
Finansal Kurumlar Birliği’nin (FKB) İstanbul Üniversitesi iş birliğinde geliştirdiği “FKB Ekonomik Görünüm Endeksi”nin Ocak ayı bültenine göre; Endeks Aralık ayında bir önceki aya göre 1,40 puan artarak 102,52 puana yükselmiş.
Çatısı altındaki 5 sektöre ait 133 şirketle finansmana erişimi kolaylaştırarak, ekonomik gelişmeye katkı sağlamayı amaçladığını belirten FKB’nin Aralık ayı endeksi ve Ocak ayı beklenti anketi verilerinde; orta-uzun vadede para politikası duruşunun, enflasyon beklentilerine yansımaya devam ettiği ve enflasyon beklentilerinin 2026 ve 2027 yıl sonları için azalan-istikrarlı bir patikaya oturduğu görülüyormuş.
FKB Endeksi akademik danışmanı ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Şeker, Endeks’in 2025 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre yükselmesinin ekonomik görünümde temkinli bir iyileşmeye işaret ettiğini söylemiş. Şeker, beklenti anketi sonuçlarının sektör genelinde ihtiyatlı iyimserliği öne çıkardığını belirtmiş.
FKB Ekonomik Görünüm Beklenti Anketi Ocak ayı sonuçlarına göre; Ocak’ta enflasyon beklentisi, yüzde 2,36 olarak tahmin edilmiş. Endeks değerlerinin 2025 yılında belirgin bir ortalama değer etrafında dalgalanmalar gösterdiği de tespit edilmiş...
GSYH büyüme oranı beklentisi bir önceki aya göre, 2026 yıl sonu için yüzde 0,26 puan artarak yüzde 3,57 olarak tespit edilmiş. 2027 yıl sonu için de beklenti oranının yüzde 0,19 artarak yüzde 3,82 olduğu görülmüş... Bültenin tamamına şu link’ten ulaşmak mümkün: https://tinyurl.com/yc6kzkhk
FKB’nin ciddi hizmetlerinden biri olan bu bülten, okumasını bilene pek çok mesaj veriyor… Biz ‘mesleki deformasyon’ gereği olayın iletişim boyutuna bakmak durumundayız… FKB ustaca bir dil kullanmış… ‘Siyasî Doğruculuk’ (Political Correctness) örneği olarak da iletişim derslerinde okutulabilir… İki kavrama rastlıyorsunuz ‘yorumlarda’… Bir yerde “enflasyon beklentilerinin azalan-istikrarlı bir patikaya oturduğu görülüyor” denmiş… Diğerinde ise “Ekonomik görünümde temkinli bir iyileşme”den söz etmişler…
Bu üstü kapalı ifadelere bakınca Yeni Şafak’ın dünkü manşetinin ne kadar yerinde olduğunun altını çizmekte yarar var: “Gelişmiş ekonomilerde enflasyon ve faiz oranları birbirine paralel olarak hareket ederken Türkiye’de makas açılıyor. Enflasyon aylardır yavaşlama eğilimini sürdürse de Merkez Bankası, yüksek faizden yana tavrını koruyor.”
Öte yandan gerek bankalar gerekse FKB’yi oluşturan banka dışı finans sektörü oyuncuları, kredi musluklarını açmak için faizlerin düşmesini heyecanla beklemekte… Şimdi yetkili ve ilgililerin konuyu, iletişim boyutunda ele alıp medyaya, etkileyicilere ayrıntısıyla ve tüm ikna süreçlerini kullanarak açıklaması ve anlatması şart değil mi?..

Beyazıt Öztürk, Türkiye’nin sevgilisi… Değerleri, ilkeleri olmanın ‘komik’ olmaya engel teşkil etmeyeceğinin ispatı…
Bir de heykeltıraş…
Evet, heykeltraş… Öyle, yeni bir merak, heves, hobi de değil… Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Seramik-Heykel Bölümü mezunu ve bu işten hiç kopmamış… Daha önce de sergileri olmuş, ancak hep sessiz sedasız…
Dün de dünyanın en yoğun noktalarından olan İGA İstanbul Havalimanı dış hatlardaki İGA ART Galeri’deki sergisinin açılışı vardı. Biz de hasbelkader davetliydik…
Bir mahcubiyet, bir alçak gönüllülük ki sormayın gitsin… Oysa bunca zaman Çeşme’deki atölyesinde üretip duruyormuş… “Yapma, etme” dedik dinletemedik… Başlıktaki söz de bu yüzden… Öztürk şahane bir televizyoncu olabilir, ancak sadece televizyoncu değil… Değerleri, ilkeleri ve maneviyatı, incelikleri önceleyen yaklaşımı olan, iyi ve çok yönlü bir sanatçı… O nedenle de paylaşacağı, kendini temsil edeceği pek çok yönü, ciddi bir derinliği var… O Rolls-Royce’la biraz da bunları taşısa keşke…
İGA ART Galeri’deki sergisine gelince… İşte bu derinlikli yaklaşımın izlerini orada görmek mümkün… Öztürk, havalimanında unutulan eşyaları ele almış… Onların kaybolup gitmesini istememiş, çünkü insana ve onun anılarının, hikâyelerinin taşıyıcısı olduğuna inandığı bu eşyalara saygısı var…
Küratörlüğünü İGA ART Yürütme Kurulu üyesi Marcus Graf’ın üstlendiği sergisini anlatan Öztürk, konveyör denilen bagaj taşıma bandında unutulan ve dönüp duran o tek bavuldan bahsetmiş; herkesin hemen gözünde canlanan o bavulun dönüşündeki ‘hüznü kırmak’ istediğini ifade etmişti…
Ortaya çıkan “Ortak bir aklın sergisi”ni Öztürk, şöyle tanımladı: “Havalimanının bir yerlerinde birileri ağlıyor, birileri kavuşmanın heyecanıyla seviniyor ve eşyalar buna tanıklık ediyor.”
Böyle derinlikli bir ‘araç’, ancak böyle bir ‘aracı’ tarafından ifade edilebilirdi… İnşallah sanatın bu yönünü daha çok gösterir… Sergiye ve Öztürk’ün bu yönüne yakından bakmak istenler şu videoyu izlemeliler: https://tinyurl.com/5azrujca
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.