Türk TV’lerindeki haber ve tartışma programlarını izleyenler acaba nasıl bir dünya ile karşı karşıya olduklarını düşünüyorlar? Ve başta çocuklar olmak üzere ‘maruz kalanlar’, bu haber trafiğinden nasıl etkileniyorlar? Bir kere saat başı yayınlanan haber programlarında birkaç cinayet haberi mutlaka var. Annesini, ayrılmak üzere olduğu eşini, çocuklarını, hatta bunların hepsini birden kurşuna dizenler mi istersiniz, akran zorbalığı mı, her şey var… Esnafı, eğlence yerlerini kurşun yağmuruna tutanlar…
Türk TV’lerindeki
ve
programlarını izleyenler acaba nasıl bir dünya ile karşı karşıya olduklarını düşünüyorlar? Ve başta çocuklar olmak üzere ‘maruz kalanlar’, bu haber trafiğinden nasıl etkileniyorlar?
Bir kere saat başı yayınlanan haber programlarında birkaç cinayet haberi mutlaka var. Annesini, ayrılmak üzere olduğu eşini, çocuklarını, hatta bunların hepsini birden kurşuna dizenler mi istersiniz, akran zorbalığı mı, her şey var… Esnafı, eğlence yerlerini kurşun yağmuruna tutanlar… Polis memurunu döve döve öldürenler… Ve nihayet TBMM’yi savaş alanına çeviren milletvekilleri… Güvenlik kameraları, şiddet konusunda caydırıcı bir unsur olacakken, onu aktaran araçlar hâline gelmiş durumda…
Bir de
var tabii…. Katliamlar, soykırımlar, Orta Doğu’ya, Afrika’ya, Güney Amerika’ya, Grönland’a el koyma çabaları… Bahane hazır… “Bu haberler ‘
’ yapıyor efendim!” Malumunuz rating de reklam geliri, yani para demek …
İliklerimize kadar hissettiğimiz bu ‘
’nin nasıl zapturapt altına alınacağını inşallah sosyologlar ve psikologlar, iletişim uzmanlarıyla birlikte çalışırlar da
gerekli yasal düzenlemeleri çok geç olmadan hayata geçirir…
Bu manzara içinde
dair az da olsa olumlu gelişme ve samimi uygulamalar yok mu? Var tabii ki… Ancak onları
kim sokacak acaba…
İşte ders niteliğinde olumlu bir
uygulaması… Şöyle özetlemeye çalışalım… Ülkemizde
genellikle
odaklı yürütülür. Oysa liderlerin altındaki kadroların katılım ve kararlılık sergileyerek ‘
’ sürecini
için çalışmaları son derece kritiktir…
bu konuda son derece ilginç ve etkili bir çalışma başlatmış… İstanbul İl Başkanlığı, “Mahalle Başkanları İstişare ve Değerlendirme Kampı”nı organize etmiş… Olayın
şöyle formüle edilmiş: “Her Mahallesiyle, Her Hikâyesiyle İstanbul…” ve “İstanbul’da Bir Olmak…”
“
” kavramıyla ilk kez karşılaşıyorum… Ve çok önemli olduğunu düşünüyorum… Peki bu bilginin ulaşmasındaki gecikmenin sorumlusu ben miyim, yoksa AK Parti’nin iletişimden sorumlu kadroları mı?
Hafta sonu Ankara Kızılcahamam’da düzenlenen toplantıda yer alanların ifadesine göre; çok büyük katılımla etkili bir çalışma ortaya konulmuş…
Mahalle teşkilatlarının sahadaki performansı, koordinasyon mekanizmaları ve gelecek döneme ilişkin stratejik yol haritası kapsamlı şekilde ele alınmış, geleceğe yönelik vizyon başlıkları istişare edilmiş.
“Mahalle” gündemli İl Danışma Meclisi oturumunda sahadan gelen geri bildirimler değerlendirilmiş, teşkilat çalışmalarının daha etkin yürütülmesine yönelik kararlar alınmış. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
’ın,
’ın,
’nun konuşmaları mutlaka etkili olmuştur… Ancak ben açıkça Mahalle Başkanları’nın ne dediklerini merak ediyorum.
“Teşkilat mensupları arasındaki dayanışma ve birlik ruhunun pekiştirildiğinin” bildirildiği gereksiz derecede uzun basın bülteninde, bir de ‘çekilişten’ söz edilmiş… Programın sonunda İstanbul’un 39 ilçesinden toplam 100 Mahalle Başkanı umreye gitmeye hak kazanmış. Bu tür şans odaklı çekilişler, iki kenarı da çok keskin bıçak gibidir… 100 kişiyi mutlu ederken geride kalan binlercesini mutsuz edebilirsiniz…
Bu arada araştırma şirketi
, ülke siyasi hayatıyla ilgili en net bilgi ve eğilimleri veren “Sosyometre”sinin ocak sayısındaki sonuçlara göre; uzunca süredir
ile nerdeyse aynı düzeydeki AK Parti’nin oyları 5 puan civarında açılmış… Bunun haklı sevincini sadece kapalı toplantılarda değil, geniş halk kitleleriyle de paylaşmalı Teşkilat Başkanlığı…
“Sinek küçüktür ama mide bulandırır…”
Hiç şüphesiz ülkemizin itibarı en yüksek markalarından biridir… Biraz da o nedenle, ondan beklenen de aynı oranda yüksektir…
geçenlerde ilginç bir etkinlik düzenlemiş… Etkinliğe verdikleri adın dışında her şey yerli yerinde… Yolladıkları bilgi notu şöyleydi:
“NG Kütahya Seramik, Türkiye’de mesleğinin zirvesinde olan mimar, iç mimar ve sektör yatırımcılarını NG Enjoy Sapanca Otel’de düzenlediği ‘Month of Love’ etkinliğinde bir araya getirdi. …Etkinlik, Türk pop müziğinin güçlü yorumcularından Aşkın Nur Yengi’nin gala gecesinde verdiği konserle taçlandı.”
Sinek küçük ama mide bulandırır, derler… Burada da benzer bir durum söz konusu… Etkinliğin adı neden İngilizce? Hedef kitle olarak ‘mimariye yön veren profesyoneller’ olarak tespit ettiklerine göre, bu kitlenin ‘
’ içinde Anglosakson kültürü mü egemen acaba? Oysa
Hanım gibi, ‘bizim’ popüler kültürümüzün en sevilen, beğenilen sanatçılarından birini dinleyecek kadar da buralılar… Enteresan…
‘
’ kelimesinin Türkçede ‘
’ olarak karşılandığını ya da İngilizce ‘
’ sözcüğünden çevrilen ‘
’ kelimesinin dilimizi yoksullaştırdığını bilmiyor olabilirler; ancak ülkemizde
ve
yaklaşımın her zaman geniş kitlelerce tercih edildiğini üst yönetimin bilmediğine kimse beni inandıramaz… Herhâlde gözlerinden kaçmış olmalı… Yoksa markanın üzerine titrediklerinden hiç şüphem yok…