
İran’ın beni yanılttığını itiraf etmeliyim. Vietnam’a, Afganistan’a, Venezuela’ya benzemez İran, diye düşünmüştüm. Binlerce yıllık imparatorluk kültür ve değerleriyle yoğrulmuş İran halkına saldırmayı ne ABD’nin kolay kolay göze alabileceğini sanmıştım, ne de Gazze sonrası geniş halk kitlelerinin nefretini kazanmış olan İsrail’in…
İran Devrimi sonrası ortaya çıkmış olan ‘Rejim’in içine düştüğü zaafı yeterince okuyamamışım… Bir de ABD-İsrail istihbaratının medyayı nasıl lehlerine kullanacaklarını öngörememişim. Malûmunuz TV’lerde gösterilen neredeyse tüm haber videoları Made in CIA ya da Mossad paylaşımı.
Benim hesaba katmadığım bazı durumları Kent Üniversitesi öğretim üyelerinden Emekli Kurmay Albay Dr. Çağlar Özer Hoca bir güzel özetledi:
“İran, 2024’ün Nisan’ındaki İsrail tarafından yapılan o düşük yoğunluklu, hava savunmasının test edildiği saldırıdan ve de 12 günlük savaştan ‘zerre kadar’ ders çıkaramamış.
Yahu sizin Genel Kurmay Başkanınız ne zaman vuruldu? Haziran’da. Yerine kim geldi? Musevi idi, değil mi? O da 7 ay sonra vuruldu. Bir ordu önlem almaz mı?
Sizin 1 numaranız, dinî lideriniz vuruluyor. Devrim muhafızları kuvvet komutanı vuruluyor. Neredesiniz ey devrim muhafızlarının komutanları? Neredesiniz? Nasıl askersiniz siz? Nasıl komutansınız?
İstemesek de aklımıza şu geliyor; içeriden destek mi verildi? Ahmedinejad bir keresinde demişti ki: ‘İsrail’in istihbarat ajansıyla mücadele etmek için bir birim kurduk. Başına getirdiğimiz adam Mossad ajanı çıktı’…
Çoğu analist ‘İran, Venezuela’ya benzemez’ diyor. Hiç katılmıyorum. Tipik bir Venezuela benzeşmesi var burada. O, tutuklandı gönderildi. Bunlar ise teslim edildi. Arada ne fark var efendim?
93 milyonluk bir devletin Dinî Liderini, Genelkurmay Kurmay Başkanını, Devrim Muhafızları Komutanını, Savunma Bakanını, Hamaney’in Siyasî Güvenlik ve Askeri İşler Danışmanını, Hatem el-Enbiya Karargâhı Komutanını, Devrim Muhafızları Hava Kuvvetleri Komutanını, İran Polis Gücü İstihbaratı Başkanını ve bazı aile fertlerini koruyamadınız. Yedi ay önce, Genel Genelkurmay Başkanınızı yatağında vurdular. Bu nasıl ordu? Nasıl Devrim Muhafızı?”
Bu tahlile bir de İran’daki ‘İkili Liderlik’ diye okunabilecek garip yönetim yaklaşımını eklersek, hazin durum daha da iyi anlaşılıyor: Silahlı Kuvvetler, Genel Kurmay Başkanı’na bağlı, ayrıca Devrim Muhafızları Komutanı’nın hükmettiği devasa bir silahlı özel kuvvet var… Bu düzenleme neredeyse tüm devlet yapısı için geçerli… Bir yandan devlet yapısı devrede, öte yandan İslam Devrimi’ne imzasını atmış olan Devrim Muhafızları sistemin her yerinde…
Bir de İsrail Eski Başbakanı Naftali Bennett’in küstahlığın sınırı aşarak, geçen hafta “Büyük Amerikan Yahudi Kuruluşları Başkanları Konferansı”nda yaptığı açıklama var ki; teyakkuza geçmek ve orada kalmak için fazlasıyla yeter de artar bile:
“Yeni İran, Türkiye’dir… Erdoğan, sofistike ve tehlikelidir; İsrail’i kuşatmaya çalışıyor. Bunu görmezlikten gelemeyiz. Türkiye ve Katar, İran’ın yarattığı kadar tehlikeli olabilecek bir ‘Müslüman Kardeşler’ canavarını birlikte besliyorlar. Türkiye, Suudi Arabistan’ı bize karşı döndürmeye ve nükleer Pakistan ile düşman bir Sünni ekseni kurmaya çalışıyor.”
Bir kez daha tüm münafıklara rağmen millî savunma sanayimize ve altyapımıza yaptığımız yatırımın ne kadar yerinde olduğunu idrak etmemizde yarar var…
Son 2 haftada iki ilahî ile karşılaştık. İlki, Türkiye’nin gündeminde ve YouTube’da 25 milyondan fazla izlenmiş, diğeri ise pek kimsenin umurunda değil.
İlki Celal Karatüre’nin “Kâbe’de Hacılar Hû Der Allah” ilahîsi … Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Devlet Bahçeli de halkın bu muazzam teveccühüne kayıtsız kalmamışlar. Siyasi iletişim ile popüler kültür arasındaki ‘dolaysız bağlantı’ da bunu gerektirir zaten…
YouTube’çu Özlem Gürses, olaydan çok mutazarrır olmuş… Kendisini ve “Kâbe’de Hacılar Hû Der Allah” ilahîsini daha da popüler kılmak için elinden geleni yapmış; “İlahilerin içini boşalttılar, Mezdeke Grubu gibiler” demiş… Bildiğiniz üzere Mezdeke, bol ritim altyapılı bir dansöz grubudur. Bir popüler kültür fenomeni ve onu dinleyenler başka nasıl aşağılanabilirlerdi acaba!..
Diğerine gelince… Müzikolog Prof. Gülper Refiğ dostumuz yolladı… Sözleri 1624 Kütahya doğumlu mutasavvıf-şair Sun’ullah Gaybî tarafından yazılmış olan “Bir Vücüddur Cümle Eşya” adlı ilahî… Kendini “Anadolu’nun kadim aktarımlarını, yapay zekâdan da destek alarak bir araya getiren armoni yolculuğu” olarak tanımlayan TransAnadolu kanalında yayınlanmış. Düzenleme, kanalın da sahibi olduğu anlaşılan Yusuf Akçakoyun’a aitmiş…
Bizce klâsikler arasında yer alan bu eser, nasıl 400 sene öncesinden bugüne gelebilmişse, bundan 400 sene sonra da insanların ruhunu tekâmül ettirmeye devam edecek… Bunu müzikalitesi, sözlerin derinliği ve icranın yakaladığı en üst düzeydeki niteliği mümkün kılacak… Dinleyin, hak vereceksiniz…
Peki izlenme sayısı? 600cük…
Tabii ki sıradanlığın üzerine çıkmış her sanat eseri, yükseldiği oranda az insanın teveccühü ile karşılanır… Üzülecek bir şey yok arkadaşlar; tersine sevinelim…
İşte sözlerinden tadımlık: “Bir vücüddur cümle eşya, ayn-ı eşyadır Hüda; Hep hüviyettir görünen, yok Hüda’dan ma’ada / … / Akl ile Hakk’a erilmez, aşkdır mürşid olan; Aşkı mürşid tutmayanlar gelmesin bu meclise / Akl ile ölüp dahi aşk ile dirilmek gerek; Ölmeden ön’ ölmeyenler gelmesin bu meclise / Varlığın mahv etmeyen Gaybî mürîd-i nefs olur; Kendisin yok bilmeyenler gelmesin bu meclise…”
https://youtu.be/g7eS8jeJeoc?si=p1wcON_fwhdUYQuJ
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.