
Vatandaş sorar: "Tarlada 5 lira olan ürün, nasıl oluyor da sepete gelene kadar 40-50 lirayı buluyor?" İşte mesele buradadır…
Bir yanda binbir emekle üretim yapan ama emeğinin karşılığını tam alamadığını söyleyen çiftçi, diğer yanda "Bu fiyatlara artık yetişemiyoruz" diyen tüketici var. Peki, bu çelişkinin müsebbibi kim; çözümü nerede? Lojistik maliyetleri mi, nakliye mazotu mu, yoksa zincirin halkaları arasına gizlenmiş fahiş kâr hırsları mı?
İşte bu yüzden, tarladan sofraya uzanan o şaibeli aracı zincirini kırmak ve fiyat mekanizmasını adilleştirmek, artık toplumsal bir beka meselesidir.
Mevcut sistem, ne yazık ki tarladan sofraya uzanan zincirde spekülasyonlara açık bir zemin sunuyor. Ürünlerin takibi tam anlamıyla yapılamıyor, dijitalleşme hızı sektörün dinamiklerine yetişemiyor ve en acısı, her yıl tonlarca sebze-meyve daha hal yolunda, kötü depolama ve nakliye koşulları yüzünden ziyan olabiliyor. Bu israfın bedeli de dönüp dolaşıp yine tüketicinin sırtına yükleniyor; raporlardan da görüldüğü gibi insanlar gıdadan kısmak zorunda bırakılıyor.
Taslak; zincir marketlere doğrudan üreticiden alım zorunluluğu getirmeyi, kanun kapsamını et ve süt gibi diğer gıdalarla genişletmeyi ve stokçuluk cezalarını artırmayı öngörüyormuş.
Yeni Hal Yasası, ajandaların arka sıralarında bekletilmemeli. Yasa, siyasi mülahazaların, sektör temsilcilerinin lobilerinin ya da bürokratik hantallıkların ötesinde, doğrudan doğruya milletin sofrasını ve özellikle de emeklileri ilgilendiren bir memleket meselesidir.
Türkiye’nin tarımsal üretim gücü büyüktür; toprağı bereketli, çiftçisi çalışkandır. Eksik olan, bu bereketi spekülatörlerin insafından kurtaracak, modern, adil ve şeffaf bir hal sistemidir. Meclis’in bu reformu geciktirmeden hayata geçirmesi, hem üreticiye can suyu olacak hem de gıda harcamalarından kısmak zorunda kalan tüketicinin nefes almasını sağlayacaktır.
Bir ülkenin, kurumun, hatta kişinin itibarı, ya da marka değeri, sadece sahip olunan maddi varlıklarla değil, o varlıkları, dolayısıyla kendisini nasıl konumlandırdığı, marka vaadi konusunda hedef kitlelerini nasıl ikna ettiği ve varoluş nedenini nasıl ifade ettiği ile müsemmadır.
TUTAP’ın 18 yıldır ilmek ilmek işlediği, Türkiye’nin stratejik vizyon projelerinden biri olan “Dünya Mirası Türkiye”, kendisini ülkemizin sigortası olarak konumlayan Türkiye Sigorta’nın güvencesine alınmış.
Bu sıradan bir sponsorluk anlaşması değil, kültürel mirası korumak ve dünyaya doğru anlatmak, kurumsal sosyal sorumluluktan öte, bu toprakların markalarına yüklediği tarihî bir misyondur aslında.
Dünyaya kültürel zenginliğinizi anlatırken, arkanıza ekonomiye, istihdama katkı sağlayan, cari açığı azaltma vizyonuna sahip, dinamik bir finansal gücü aldığınızda, dünyaya “Biz köklü geçmişimizle devasa bir kültürel mirasa, millî sermayemizle de güçlü bir geleceğe sahibiz” mesajını da verirsiniz.
Bu topraklardan beslenen ve bu toprakların değerini küresel ölçekte tahkim etmeyi hedefleyen her iki kurumu da vizyoner bakış açılarından dolayı kutlarız.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.