“İnsanlık ne zaman ayağa kalkacak?”

04:009/04/2026, Perşembe
G: 9/04/2026, Perşembe
Ali Saydam

Kanal D'de yayınlanan 'Eşref Rüya' dizisinin oyuncularından Görkem Sevindik instagram hesabından bir paylaşım yapmış ve “12 bin Filistinli mahkûmun idamı onaylandı. Bunların 4 bini çocuk... İnsanlık bugün ayağa kalkmayacaksa ne zaman kalkacak? İnsan olduğumuzu bugün gösteremeyeceksek ne zaman göstereceğiz? Lütfen susmayın. Paylaşın. Karşı çıkın bu idamlara..." demiş. Bu paylaşımın öncesini de şöyle anlatıyor Sevindik; “Sosyal medyada gezinirken bir videoya denk geldim. İdam kararı verilmiş bazı

Kanal D'de yayınlanan 'Eşref Rüya' dizisinin oyuncularından
Görkem Sevindik
instagram hesabından bir paylaşım yapmış ve “12 bin Filistinli mahkûmun idamı onaylandı. Bunların 4 bini çocuk... İnsanlık bugün ayağa kalkmayacaksa ne zaman kalkacak? İnsan olduğumuzu bugün gösteremeyeceksek ne zaman göstereceğiz? Lütfen susmayın. Paylaşın. Karşı çıkın bu idamlara..." demiş.

Bu paylaşımın öncesini de şöyle anlatıyor Sevindik; “Sosyal medyada gezinirken bir videoya denk geldim. İdam kararı verilmiş bazı insanların otobüse bindirilmiş halini gördüm. Ve orada son kez çocuklarına bakışlarını, son kez çocuklarına sarılışlarını gördüm. Gerçekten bir vicdan sahibi, bir insan olarak ve bir baba olarak empati yaptım o anda. Çok ciddi anlamda bir duygusal an yaşadım.”

İsrail’de de geniş bir izleyici kitlesine sahip olan Sevindik’in paylaşımına, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı
Itamar Ben-Gvir
de bizzat bir videoyla cevap vermiş. Bakan: "Eşref Rüya'daki Kadir!.. Hiçbir zaman Kadir Baba olamayacaksın. Sen ancak Türk dizilerinde oynarsın, teröristler için idam artık geçerli" demiş.
Sevindik
pek çok dizide rol almış bir oyuncu. Canlandırdığı karakterler genellikle
sadakat, cesaret ve mahalle kültürüne bağlılık
temaları etrafında şekillenmiş
kahraman zıddı (anti hero)
tiplemelerden oluşmakta. (Bkz. Ayrılık da Sevdaya Dahil dizisi). Oyuncu, sert görünüşüne rağmen iç dünyasında duygusal ve korumacı karakterleri başarıyla canlandırmakta.

Bu olayda sanatın ve sanatçının gücü, siyasetin katı dilini bozguna uğratmış görünüyor. Bir bakanın, bir dizi oyuncusunu hedef alması; o oyuncunun temsil ettiği gücün ne kadar yüksek olduğunu kanıtlar nitelikte.

İletişimde;
Third-party endorsement
(üçüncü tarafların onayı/desteklemesi) kavramı vardır; algı yönetiminin en etkili araçlarından biridir ve temeli tamamen
güven
’e dayanır.
Oyuncu Görkem Sevindik’in İsrail’in Filistin halkına yönelik hukuksuz ve vicdanları yaralayan idam boyutundaki saldırılarına karşı koyduğu net tavır; tam da
Third-party endorsement
’ın karşılığıdır.

Onun bu meseleyi dert edip sesini yükseltmesi, sadece bir ‘tepki’ değil, ‘bağımsız doğrulama’ mekanizmasıdır. İletişim stratejisi açısından baktığımızda; meseleyi kendi bağlamından çıkarıp, evrensel bir vicdan içeriğine dönüştürmüştür.

Bir markanın veya bir davanın haklılığını ispat etmesi için güçlü silahlardan biri; o davaya ‘ait olmayan’ ama ona ‘inanan’ saygın seslerdir. Görkem Sevindik, bu duruşuyla vicdanın sesi olarak, sessiz çoğunluğun algısında güvenilir bir ‘itiraz makamı’ olmuştur.

Gönül ister ki; ülkemizdeki ve mümkünse dünyadaki diğer ünlüler de benzer pozisyonlar alsınlar ve Sanatçı’ya katılarak İsrail halkını etkilemeye devam etsinler.


“Mâfîhâ”
Her türden ‘ikna çalışmaları’nda başarılı sonuçlara ulaşmak isteyenler için gerekli kurallardan biridir;
standart hareketler
olmazsa olmazdır ancak, asıl puan aldıran
artistik hareketlerdir
… Yani alışılmışın dışına çıkmak,
beklentinin üzerinde davranış sergilemek
… Söz konusu bir havalimanıysa bu yaklaşıma, taşımacılık faaliyetlerinin ötesine geçerek ulaşılabilir…
Salı günü tam da böyle bir âna tanıklık ettik… Yolcu rekorları, dünyanın en iyi havalimanı ödülleri, sürdürülebilirlik çalışmalarıyla kendi ekosisteminde olabilecek tüm alanlarda iddiasıyla ülkemizi gururlandıran
İGA İstanbul Havalimanı
, bu kez bir heykel açılışına davet etmişti…
Havalimanı’nın kültür sanat platformu
İGA ART
’ın düzenlediği “Sanat Projeleri Yarışması”nın 2023 yılı kazananı
heykeltraş Hayri Karay’ın 38 metre yüksekliğindeki
, terminalin iki katına yayılan, kendi ekseni etrafında dönen iki sütun şeklindeki tasarımdan oluşan eseri, rekor düzeyde katılan medya mensupları ve yöneticileri tarafından heyecanla karşılandı.

Karay, eserini isimsiz bırakmış… Sanat eserlerinde kullanılan bir yaklaşımdır aslında, ancak bir türlü anlaşılmaz. “Sanatçının ‘isimsiz’ adlı eserinde” gibi ifadeler nedeniyle döner dolaşır, eserin adı “İsimsiz” olarak kalıverir…

Karay’ın bu yaklaşımının en anlamlı, niyetini en iyi anlatan örneklerinden biri İtalyan tiyatro yazarı
Luigi Pirandello
’ya aittir:“Così è (se vi pare)” -“Size Nasıl Geliyorsa Öyledir”.
Pirandello’nun 20. yy’ın başlarında ‘
gerçeğin göreceliği
’ni anlatmak için seçtiği bu ‘yaratıcı’ yol sanat dünyasında hâlâ geçerliliğini koruyor…
Sanat eserlerinin, içeriğinin ve özünün sahibinin üretmek istediği anlamdan daha fazlası olduğunu anlatmaya çalışanlardan biri de
Roland Barthes
’tir… 1967 yılında yayınladığı “Yazar Öldü” (Author is Dead) adlı makalesi, anlamın, başka bir deyişle gerçeğin okurunun katkısıyla şekillendiğinden, üstelik tek bir okur söz konusu olmadığı için anlamın katmanlarının varlığından bahseder…

Hayri Karay’ın eserinin isimsiz olduğunu öğrendiğimde bunlar geçti aklımdan… Ancak, “İsimsiz adlı eser” olarak anılma tehlikesi, yani Karay’ın arzu ettiğinin tam tersi bir sonucun ortaya çıkması ihtimali de kafamı kurcalıyordu.

Karay ile sohbet etme şansımız oldu… Heykelin, izleyicisiyle kurduğu ilişki doğrultusunda farklılaşacağından bahsetti… Her gün binlerce insanın önünden geçeceği, durup izleyeceği esere herkesin kendi anlamını verebileceğini söyleyen Karay, insanların bu anlam doğrultusunda istedikleri ismi verebileceğini de belirtti…

Yansımalara, farklı bakışlara, harekete, değişime ve çeşitli anlamlara açık olduğunun izni sanatçısı tarafından da verilen bu heykelin adı bizce Mevlana’nın ünlü eserinden yola çıkarak “Fîhi Mâ Fîh” (İçindekinin içindeki) olabilirdi. Ancak ünlü ressamımız
Erol Akyavaş
daha önce davranmış, bir eserine bu ismi vermiş. O zaman biz de bu heykele sadece “Mâfîhâ” (Bkz. Kubbealtı Lugatı) diyebiliriz. Nasıl?..
#İsrail
#Filistin
#soykırım