İtibar ve Yumuşak Güç

04:0020/01/2026, Salı
G: 20/01/2026, Salı
Ali Saydam

Kişilerde ve kurumlarda ‘itibar’ her şeyi belirler dersek, abartmış olur muyuz? Hiç sanmıyorum… En nitelikli insan kaynağını en uygun ücretlerle transfer etme şansını elde etmez mi itibarı rakiplerine oranla daha yüksek olan… Aynı nitelikteki ürünleri rakiplerinden daha fazla bedelle satmaz mı? Ya ulusal ve uluslararası kredilerin temininde durum nedir? Hangisi krizlerden ya da hakkında başlatılmaya çalışılan tezvirat kampanyalarından daha az etkilenir?.. Hangisi devletin ve tüm STK’ların desteğini

Kişilerde ve kurumlarda ‘itibar’ her şeyi belirler dersek, abartmış olur muyuz? Hiç sanmıyorum… En nitelikli insan kaynağını en uygun ücretlerle transfer etme şansını elde etmez mi itibarı rakiplerine oranla daha yüksek olan… Aynı nitelikteki ürünleri rakiplerinden daha fazla bedelle satmaz mı? Ya ulusal ve uluslararası kredilerin temininde durum nedir? Hangisi krizlerden ya da hakkında başlatılmaya çalışılan tezvirat kampanyalarından daha az etkilenir?.. Hangisi devletin ve tüm STK’ların desteğini alma şansına daha çok sahiptir…

Bildiğimiz kadarıyla itibar, ülkemizde de 1990’lı yıllardan bu yana nümerik olarak ölçümlenmekte. Malumunuz; “Ölçmüyorsanız yönetemezsiniz”… Bu noktada İş-İlişki-İletişim Yönetimi Modeli’ni 90’larda kendileriyle birlikte oluşturduğumuz ve yıllarca başarıyla uygulayarak son derece olumlu sonuçlar aldığımız Selim Oktar ve Salim Kadıbeşegil kardeşlerimi sevgi ve saygıyla anmadan geçersem büyük haksızlık etmiş olurum… Onlardan çok şey öğrenmişimdir.

Bu giriş, konuyu Soft Power Index’ine (Yumuşak Güç Endeksi) getirmek içindi... İtibar Yönetimi nasıl kişi ve kuruluşlar için kritik başarı faktörü ise, ülkeler için de Yumuşak Güç aynı derecede önemli bir unsurdur. Kurumlar için verdiğimiz örnekler makro düzeyde ülkeler için de neredeyse birebir oranında geçerlidir.

Brand Finance bu göstergeyi yıllardır tespit eder ve her yıl rapor hâlinde yayınlar… Hem Nation Brand (Ulus Markası) hem de Yumuşak Güç Endeksi’nin yıllara göre sıralamalarına ulaşmak mümkün. Birleşmiş Milletler üyesi 193 ülke için çeşitli parametreler dikkate alınarak yapılan ölçümler, tabii ki ilk sıralarda yer alamayan ülkeleri rahatsız etmekte… Buna rağmen, en son yayınladıkları rapora bakmakta ve 2005’ten bu yana özellikle Çin’in nereden nereye geldiğini yorumlamakta ve Türkiye’nin durumuna bakmakta yarar olabilir…

‘Battık bittik’ edebiyatı ile Türkiye’yi yerden yere çalma ve ülkemizi her ortamda aşağılama refleksi edinmiş müzahrefata rağmen ülkemizin dinamiklerine inanmış ekonomik, sosyal, kültürel, sportif, bilimsel, sanatsal güçler sayesinde 190’dan fazla ülke içinde son 20 yılda sıralamada hep ilk 20 ila 30 arasında yer almayı başarmışız.

Bir de Çin gerçeği var… Bundan 20 yıl öncesinde Çin malları kalitesizlik ve taponlukla suçlanırken bugün sadece ekonomik anlamda tüm dünyada başarı kazanmakla kalmamakta, New York Times’ın uzun bir makaleyle yer verdiği analizde Çin üniversitelerinin, hepsi birer efsane olarak algılanan MIT, Harvard, Yale, Stanford, Princeton’u nasıl sollayıp dünyada 3’üncü sıraya yerleştiğini anlatmakta…

20 yıl önce esamesi okunmayan Çin, 2020’lerin başında 8’inci sıradayken İngiltere, Japonya, Almanya, Fransa’yı sollayarak 2’nci sıraya yerleşmiş…

Bütün bu gerçeklere, neredeyse her alanı etkilemesine rağmen ne yazık ki ülkemizde Yumuşak Güç’ten çok Sert Güç konuşulur ve özellikle medya tarafından ayakta tutulur… Yazık değil mi?..
Zihninize sağlık Baltaş’lar…

İki duygu var… Bunları birilerine karşı içinizde derinlerde bir yerde hissetmeniz için o insanlarla ille de her konuda anlaşmanız gerekmez. Biri ‘sevgi’dir bu duyguların, diğer de ‘saygı’… Şarkısı bile var, değil mi? “Sevgi anlaşmak değildir, nedensiz de sevilir…”

Benim İstanbul Erkek Liseli kardeşim Prof. Dr. Acar Baltaş ve eşi Prof. Dr. Zuhal Baltaş, tanıdığım en velut bilim insanlarıdır… Acar’la, geçen hafta Külliye’deki Sağlık, Kültür ve Sanat Sempozyumu dahil pek çok projede çalışmış; akıl, zekâ ve ruhunun tekâmül düzeyini nasıl başarıyla devreye soktuğuna tanıklık etmişimdir… Bugüne kadar 12 esere imzalarını koymuşlar… Son yayınladıkları kitapla da Baltaş çiftine duyduğum sevgi ve saygıyı katladılar…

Kitabı henüz okumadım… Ancak adı ve Baltaş’ların kitapla birlikte yolladıkları takdim yazısı pek çok şeyi ifade ediyor… Eserin adı: “Kurumu Yaşatan Anlam”… Mektubun bir kısmında ise şöyle demişler:

“Meslek hayatımızın başından beri duyduğumuz ve hepimizin aşina olduğu bir motto var. ‘Büyük bir değişimin içindeyiz ve bugün yaptıklarımızı yaparak başarılı olamayacağımız bir dönemden geçiyoruz’. Ancak bugün gerçekten bir kopuş yaşıyoruz. Çalışanla kurum, anne baba ile çocukları, devletle vatandaşları arasındaki bütün anlaşmalar bozuluyor ve geçmişle bağlar yeniden yapılandırılıyor. Yapay zekânın henüz tam potansiyeli hayata yansımamasına rağmen, her alanda varlığını doğrudan veya dolaylı hissettirdiği bir dönemde, en çok ihtiyaç duyduğumuz kavram “anlam”.

Kurumu Yaşatan Anlam Kitabı ile, Baltaş Grubu’nun 41 yılı aşan birikiminin özünü, birlikte oluşturduğumuz yol arkadaşlarımızın kaleminden size yeni yıl hediyesi olarak sunuyoruz. Geliri Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği’ne bağışlanacak bu kitabın çalışanlar için de değerli bir kaynak olacağını düşünüyoruz.”

Kitap, ilk 53 sayfasında sunulan Baltaş’ların makaleleriyle başlıyor… Sonraki 292 sayfada ise “41 yılı aşan birikimin özünü birlikte oluşturduğumuz yol arkadaşlarımız” diye takdim ettikleri 20 yazarın makaleleri

yer alıyor…

İş-ilişki-iletişim yönetimi alanında çalışan herkesin başucu kitabı hâline gelebilecek eseri satır satır okuyacağım, ayrıca satış gelirinin bağışlanacağı derneğe destek olmak için satın alıp eşe dosta da hediye edeceğim…

#politika
#diplomasi
#Ali Saydam