Manasız muhalefet …

04:0030/06/2026, Salı
G: 30/06/2026, Salı
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Ali Saydam

Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan, Türkiye’nin en eski siyasi partisi… Simgesi, Kemalizm’in temel ilkeleri olan Cumhuriyetçilik, Devrimcilik, Laiklik, Halkçılık, Milliyetçilik ve Devletçiliği temsil eden Altı Ok… 1923’te siyasi, kültürel, sosyal ve ekonomik reformların uygulanmasında temel araç olması amaçlanmış bir parti... Ulvi hedeflerle yola çıkmış, Cumhuriyet’i kuran parti olarak büyük mana ve itibar sahibi… Sonrası… 1950’den bu yana tek başına iktidar yüzü görmemiş, hizip kavramıyla

Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan, Türkiye’nin en eski siyasi partisi…

Simgesi, Kemalizm’in temel ilkeleri olan Cumhuriyetçilik, Devrimcilik, Laiklik, Halkçılık, Milliyetçilik ve Devletçiliği temsil eden Altı Ok…

1923’te siyasi, kültürel, sosyal ve ekonomik reformların uygulanmasında temel araç olması amaçlanmış bir parti... Ulvi hedeflerle yola çıkmış, Cumhuriyet’i kuran parti olarak büyük mana ve itibar sahibi…

Sonrası…

1950’den bu yana tek başına iktidar yüzü görmemiş, hizip kavramıyla özdeşleşmiş bir parti…

Yıl 2026…

Kurucu manasından uzaklaşmış, hukuki ve siyasi kaos sarmalında, kriminal olaylarla anılarak birbirine girmiş bir parti…

Suç örgütü kurmak ve yönetmek, rüşvet almak, irtikap, ihaleye fesat karıştırmak, nitelikli dolandırıcılık ve kişisel verileri hukuka aykırı kaydetmek gibi ciddi suçlardan yargılanan içeridekilerin ve onları destekleyenlerin “Darbeci, hain, yargı kolları başkanı, kukla ve dahili bedhah kayyım!” diyerek genel başkanlarına hakaret ettikleri parti…

Peki, nasıl oldu da Cumhuriyet Halk Partisi böylesi bir yokluğun, savruluşun ve manasızlığın öznesi hâline geldi?

Bireysel Psikoloji ve Derinlik Psikolojisinin (Individual Psychologie, Tiefenpsychologie) kurucusu Alfred Adler, insanın en temel güdüsünün bir “Amaca yönelmek ve toplumla bütünleşmek (toplumsallık duygusu / Gemeinschaftsgefühl)” olduğunu söyler. Adler’e göre bir yapı ya da birey, gerçek potansiyeliyle topluma fayda sağlayamadığında ortaya çıkan aşağılık kompleksini, sahte bir “üstünlük çabasıyla” yani çatışmayla, hırçınlıkla telafi etmeye çalışır.

Halkla sahici bir bağ kurarak iktidar olma amacını, varoluş nedenini, manasını ve toplumsallık duygusunu yitiren parti, kendi içinde bir iktidar savaşına tutuşmuş durumda. Tüm bunlar, CHP’yi yapıcı bir toplumsal güç olmaktan çıkaran, Adler’in altını çizdiği aşağılık kompleksinin kurumsal alametleri olarak tarif edilebilir.

Simon Sinek’in ünlü “Altın Çember” teorisi net bir kural ortaya koyar: Başarılı organizasyonlar, Ne yaptıklarından ya da Nasıl yaptıklarından önce, Neden var olduklarını bilmelidirler. Sinek’e göre Neden (Why), bir yapının varoluş gerekçesidir, inancıdır, ruhudur. Bizim en sevdiğimiz deyişle manasıdır…

Sinek’in uyardığı gibi: “İnancını (manasını, varoluş nedenini) kaybeden yapılar, manipülasyon ve kaostan beslenmeye mahkûmdur.”

İtibar, tutarlılık gerektirir. CHP’yi kuran iradenin saygınlığı ile bugünün vandalist üslubu arasındaki o derin uçurum mana kaybının ta kendisidir.

1923’te müthiş bir vizyon ve adanmışlıkla, Osmanlı’nın küllerinden bir cumhuriyet var eden o “Altı Ok”, bugün kendi içindeki kirliliklerin, rüşvet iddialarının ve iktidar savaşının hedefi hâline geldi.

“Dilimizde tüy bitti” desek yeridir: İktidar, en baskıcı diktatörlükten mutlak monarşilere kadar her yönetim şeklinde vardır. Oysa cumhuriyetin, demokrasinin asıl temel güvencesi iktidar değil, muhalefettir.

Muhalefet, ülkenin denetim gücüdür. İktidarın gücü suistimal etmesini engellemek ve şeffaflığı sağlamak en temel görevidir. Sadece eleştirmekle değil, “Biz olsak nasıl daha iyi yapardık?” sorusuna somut, inandırıcı projelerle yanıt vermekle yükümlüdür.

İktidar ülkeyi yönetir ama muhalefetin kalitesi demokrasinin seviyesini belirler.

Gelin görün ki, ana muhalefet partisi CHP’nin içinde bulunduğu durum, Sayın Cumhurbaşkanı’nın altını çizdiği gibi başta demokrasi olmak üzere gelecek tasarımına etki eden tüm siyasi kavramları hasarlamaktadır…

Genel Birincilik Ödülü Tuy Tran Van, “Fishing Net” - Vietnam

Sanata dönüşen Anadolu ruhu ve alın teri

Sanatın duygularımızı tazelemek ve bizi özümüzle, ruhumuzla buluşturmak için harika bir köprü oluşturduğuna, “Yaşama Sanatına” hizmet ettiğine (B. Brecht) inananlardanız. Tam da böyle, ruhumuza dokunan bir sergideydik.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, DenizBank’ın ana destekçiliğinde düzenlenen “Uluslararası Tarım, Orman ve İnsan Fotoğraf Yarışması” kapsamında ödül alan ve sergilenmeye değer bulunan 100’ü aşkın eserden oluşan serginin açılış kurdelesini hep birlikte kesme bahtiyarlığını ve gururunu yaşadık. Sağ olsunlar, nezaket gösterdiler…

“Bereketin Yüzyılı” temasıyla düzenlenen yarışmaya, 51’i yabancı olmak üzere 2 binden fazla katılımcı, 6 bini aşkın eserle başvurmuş. Değerlendirme sonucu 13 eser ödüle layık görülmüş. Bir eser de Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın “Bakan Özel Ödülü” ile taçlandırılmış.

Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanı Dr. Bülent Kahraman Çolakoğlu açılış konuşmasında “Bugün gıda güvenliğinin sürdürülebilirliği için tarımsal üretimin devamlılığı son derece önemli. Biz, bu yarışma aracılığıyla tarımsal üretime genç ve zinde üreticiler kazandırmayı hedefliyoruz” dedi. Amacı yarışmanın toplumsal farkındalık uyandırma konusundaki çabasına değinmekti.

Estetik uğraşın ötesinde, sanatın ülkenin en stratejik meselelerinden tarıma genç ve zinde zihinleri çekmek için araç olarak kullanması çok önemli.

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ da tarımı sadece bir kilit destek ve finansman alanı olarak görmediklerini; işin içine teknolojiyi, verimliliği, su yönetimini ve sürdürülebilirliği katan bir stratejiyle hareket ettiklerini belirtti. Bir finans kurumunun 25 yıldır Türk tarımının yanında durması ve bu işi liderliğe taşıması çok kıymetli.

16 yılda 50 bini aşkın başvuru yapılmış, 14 bine yakın sanatçı bu havuzda buluşmuş ve devasa bir kültürel arşiv birikmiş. İşte bu arşivden seçilen eserlerden oluşan, Anadolu’nun ruhunu ve alın terini sergileme amacındaki etkinlik, DenizBank’ın kültür-sanat dünyamıza kazandırdığı Galeri Deniz’de 16 Temmuz Perşembe gününe kadar ziyaret edilebiliyor.

Son bir not: Bir sonraki yarışmanın teması “Kadının Emeği, Tarımın Geleceği” imiş ve 31 Ağustos 2026’ya kadar başvurulabiliyormuş…

#Siyaset
#Politika
#Ali Saydam