
Dünyada hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak. ABD-İsrail ve İran arasındaki savaşın alevleri bölgeyi sararken, küresel sermaye panik içinde kendine yeni ve güvenli karargâhlar arayışında.
Enerji arz güvenliği ve çeşitliliği konusunda yıllar öncesinden aldığımız önlemler; Avrupa nükleer enerjiden vazgeçerken bizim Akkuyu Nükleer Santrali’ne yaptığımız yatırım; derin denizlerde petrol aramak üzere Mogadişu’ya yola çıkmış olan gemilerimiz ve Millî Savunma Sanayindeki atılımlarımız dahil, dışa bağımlılığımızı maksimum düzeyde azaltan stratejiler; tutarlı, vicdani, adalet duygusuna dayalı, maceradan kaçan, etkin dış politikamız Türkiye’yi; bütün dünyanın saygı duyduğu bir konuma ulaştırdı.
Burada iki dostumuzu rahmet ve şükranla anmak istiyoruz; Halit Refiğ ve Alev Alatlı’yı. Halit Refiğ üstat derdi ki; “Batı’da ölümü, Doğu’da aşkı gördük; o yüzden tek umut Türkiye!” Etrafımızdaki ateş çemberini doğru okumak ve Türkiye’nin bu kaostaki ‘merkez’ rolünü kavramak isteyenler Refiğ’in 2023 yılında yeniden basılan “Tek Umut Türkiye” kitabını okuyabilirler. Tabii ki, altlık olarak Cemil Meriç’in “Bu Ülke”sini sindirdikten sonra…
Alev Alatlı hocamızın o meşhur ve derin tespiti ise bugünlerde bir temenniden öte, somut hakikate dönüşmüş durumda: “Türkiye dünyaya iyi gelecek!”
Yıllar önce temelleri atıldığında “Bu devasa binalara ne gerek var?” diyenlerin aksine, devlet aklı bugünleri görüyormuş meğer! Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde, dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Dr. Berat Albayrak’ın Türkiye Sigorta, Varlık Fonu girişimleri gibi ‘vizyon projesi’ olarak hayata geçirdiği İstanbul Finans Merkezi’nin (İFM) temel atma töreninde yaptığı konuşma hâlâ akıllardadır: “Türkiye’nin ilk günden itibaren ifade ettiğimiz değişen ve dönüşen yeni finansal mimarisinin en önemli yapı taşı burası olacak. İFM Projesi fiziksel bir inşaat projesinin önüne geçerek, özellikle yeni yüzyılın, finansal rekabetin dünyadaki küresel likidite akışlarının değiştiği bir dönemde, çok kritik bir zamanda, çok kritik bir rol ifa edecek. Bunu 2019’un Ekim ayında ifade ediyorum. Buraya not düşelim. İnşallah bittiğinde ve o süreci yaşadığımızda göreceğiz.”
İşte o merkez bugün, küresel sermayenin fırtınadan kaçtığı, bölgenin en güvenli limanı olarak görülmekte…
Körfez ülkeleri, birer birer yönünü Ataşehir’e çevirmiş durumda. İFM CEO’su Ahmet İhsan Erdem, Reuters’a verdiği röportajda, 40’tan fazla dev şirketin bölgedeki merkezlerini İstanbul’a taşımak için hazırlandığını dile getirmiş.
Görüşme taleplerinin özellikle Fintek ve İslami finans kuruluşlarından geldiğini söyleyen Erdem, Türkiye’ye taşınmakla ilgilenen firmalar arasında finans teknolojileri, geleneksel ve İslami finans ile sigorta sektörlerinden şirketler olduğunu ifade etmiş. Bu firmalardan bazıları ise Malezya, Japonya, Singapur, Güney Kore ve Hong Kong gibi Uzak Asya menşeli imiş.
İFM’ye yönelik yabancı şirketlere kolaylıklar sağlayacak çeşitli yasal uygulamaların hazırlığına çoktan başlanmış.
HSBC gibi küresel aktörlerin bölgedeki operasyonlarını askıya aldığı bir iklimde, Türkiye’nin sunduğu bu istikrarı, akılcı devlet stratejisinin sonucu olarak görmek mümkün.
Savaşın tek etkisinin finansal piyasalarla sınırlı olmadığını da söylemeliyiz. Körfez’deki Dubai ve Doha gibi uçuş aktarma merkezleri (Air Hub) jeopolitik riskler nedeniyle devre dışı kalırken, dünyanın uçuş rotası Türkiye üzerine kaymakta. Bu durum sadece Türk Hava Yolları’nın (THY) küresel büyüklüğünü pekiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin overflight/rota gelirlerini de üst seviyelere taşıyor. İstanbul, artık sadece bir köprü değil, dünyanın ana terminali olmaya da namzet...
Türkiye’nin bu yükselişini hazmedemeyenlerin, huzur ortamını bozma çabalarına da şahit olduk. Levent’te, kullanılmayan İsrail Konsolosluğu önündeki polis noktasına yönelik hain saldırı girişimi, kahraman polislerimizin anında müdahalesiyle bertaraf edildi. Üç teröristin etkisiz hâle getirilmesi, Türkiye’nin güvenli liman etiketinin sadece ekonomik değil, operasyonel olarak da ne kadar sağlam korunduğunun ispatıydı.
Rahatlıkla söyleyebiliriz ki; devlet aklı, günübirlik popülizmle değil, on yıllar sonrasını öngören yatırımlarla ülkemizi ‘küresel sistemin merkezine’ yerleştirmiştir.
Bölge yanıyor olabilir; ancak Türkiye, stratejik aklıyla hem kendine hem de dünyaya iyi gelmeye devam ediyor.
Etki yaratmak anlık bir mesele olabilirken gelenek oluşturmak uzun zaman; hatta bir ömür isteyebilir. Hele ki değişimin ışık hızında yaşandığı, ‘yeni’nin saniyeler içinde ‘eski’ye dönüştüğü günümüzde. Bu nedenle de bir organizasyonu 25 yıl boyunca, her yıl etkiyle ayakta tutabilmek ve başarılarla büyütmek kıymetlidir.
3-4 Haziran’da Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek “Perakende Günleri” işte böyle bir marka. Soysal Eğitim ve Danışmanlık, bu organizasyonla perakende ekosisteminin tüm paydaşlarını bir araya getiriyor.
2001’de başlayan ve bu yıl 10 bini aşkın katılımcıyı ağırlamayı hedefleyen girişimin bu yılki ana teması; “Hızla değişen perakende sektöründe öncü olmak”. Yapay zekâdan insansız kasalara, veri yönetiminden yeni nesil müşteri deneyimine kadar geniş bir kapsama sahip organizasyonda 1 milyonun üzerinde iş görüşmesi yapılacağı tahmin ediliyormuş.
Etkinlik kapsamında verilecek ve sektör tarafından ‘en prestijli’ olarak ifade edilen “Perakende Güneşi Ödülleri”, organizasyonun zirvesini oluşturacak. Dijital pazarlama ve yenilikçi uygulamalarıyla sektöre değer katan firmalar ödüllerini, Beyazıt Öztürk’ün sunumuyla renklenecek bir törenle alacaklar. İki gün sürecek etkinliğin finalinde ise Özcan Deniz ve senfoni orkestrasının konseri varmış.
Hem eğlenmek hem öğrenmek hem de ticaret yapmak… Perakende Günleri’nin başarı iksiri, bu üçlü olsa gerek.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.