Yani, Türkiye’nin Gazze için sürdürdüğü çabalar ve diplomasi trafiği yalnızca liderler arasında ya da resmî görüşmelerle sınırlı kalmıyor, uluslararası toplumu da bu hususta duyarlı olmaya çağıran hamlelerle genişletilmeye devam ediliyor…
Makalesinde, Türkiye ile Japonya’yı birbirine bağlayan gönül köprüsünün resmî belgelerden daha güçlü, tarihten ve insanlık vicdanından beslenen bir bağ olduğunu ifade eden Erdoğan, bu dostluk köprüsünün temellerinin tarihin içinden süzülüp geldiğini ve insanların kalplerine dokunan hatıralarla şekillendiğini vurgulayarak iki ülke arasındaki iş birliklerine, insani konularda gösterilen ortak çabalara değinmiş.
“Artık hiçbir devlet tek başına küresel meseleleri çözüme kavuşturamamakta” vurgusuna yazında yer veren Sayın Cumhurbaşkanı, elbette Gazze’ye özel bir yer ayırmış:
“…Bu facia bütün insanlığın meselesidir. Biz Türkiye olarak susmadık, susmayacağız. Ateşkesin sağlanması, insani yardıma engelsiz erişim ve masum sivillerin korunması için her platformda gayret sarf ediyoruz. Ancak biliyoruz ki sesimiz daha gür çıkmalı, tesirimiz daha geniş olmalı.”
Bahçeli ne demiş:
“Zaferlerimizden rahatsız olanlar, birliğimizden ve beraberliğimizden ürperenler ve ürkenler unutmasınlar ki 30 Ağustos ruhu ayaktadır, maşeri vicdanda mahfuzdur. 103 yıl evvel düşmansız Türkiye’yi kanıyla, canıyla, emsalsiz vatan sevgisiyle başaran Türk milleti, şimdi de ‘Terörsüz Türkiye’ye Allah’ın izniyle ulaşacaktır.”
Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine atıfta bulunarak açıklamalar yapmış.
2025’in ilk 6 ayında “Beyaz Kod” başvuruları 8 bin 795’e ulaşmış. Büyükşehirlerde sağlık sisteminin adeta kilitlendiğini vurgulayan SAHİM-SEN Başkanı, bu durumun çalışanların huzurunu ve güvenliğini tehdit ettiğini belirtmiş. Sağlıkta şiddetin, yalnızca olay sonrası cezai yaptırımlarla çözülebilecek bir sorun olmaktan çıktığı ifade eden Akarken, “Sorunun temelinde ülkenin ekonomik koşulları, politik atmosferi ve sağlık sistemindeki yapısal aksaklıklar yatmaktadır” demiş.
Gerçekten böyle midir? Bu konuda bir araştırma var mıdır? Yoksa, neden yoktur. Varsa, bilimsel veriler ne söylemektedir. Bugüne kadar ‘sağlıkta şiddet’ vakalarına ilişkin yapılmış tespitler, ilerlemeler, tıkanma noktaları nelerdir? Bunları biliyor muyuz? Hayır!..
Oysa kamu vicdanını derinden yaralayan vakalar toplumsal hafızada tazedir ve çözüm talebi söz konusudur… Buna rağmen yukarıdaki soruların cevapları toplumsal zeminde verilmez, yeterince duyurulmaz, işin algılama yani iletişim boyutu doğru yönetilmezse, başka meselelerde olduğu gibi hakikat değil, herkesin kendine göre uydurduğu gerçeklikler konuşulur… Yani aslında ne olduğu değil, birilerinin ne söylediği gündeme oturur…
Kola firmalarının su yönetimi konusundaki faaliyetleri sürüyor. PepsiCo, bu meselenin sürdürülebilirlik stratejilerinin en kritik önceliklerinden biri olduğunu belirtmiş.
Su kullanımını azaltmayı ve yüksek riskli bölgelerde kullanılan suyu doğaya geri kazandırmak için çalıştıklarını açıklamışlar. Firma’nın Kurumsal İlişkiler ve Sürdürülebilirlik Kıdemli Direktörü Esra İren, “Bir Damla Bir Dünya” projeleri kapsamında 2024’te Manisa fabrikasında kullanılan suyun yüzde 100’ünün, İzmir fabrikasında kullanılan suyun yüzde 94’ünün ve Tarsus fabrikasında kullanılan suyun yüzde 58’inin doğaya geri kazandırıldığını söylemiş…
Peki neden özellikle su?.. Yalnızca PepsiCo değil, aynı sektörde faaliyet gösteren içecek firmalarının hepsinin ortak derdi ‘tükettikleri su’ da ondan… Öyle böyle değil, daha birkaç sene önceki raporlarda 1 litre içecek üretimi için 9 litre su kullanıldığından bahsediliyordu…
Başka bir deyişle, su kaynaklarına, tüketimi azaltmaya ve benzer faaliyetlere şimdiden yatırım yapmaz, bunların iletişimlerini doğru düzgün yönetmezlerse nur topu gibi bir krizleri olur… İklim krizi, küresel ısınma ve doğal kaynakların aldığı ciddi hasarlar düşünüldüğünde bu krizler öyle kolay yönetilir, kolay çözülür cinsten de olmaz…
Bu tür firmaların su hassasiyeti o nedenle diğerlerinden daha da önemli, daha da gereklidir… Ne demişler “Su, yaşamdır…”
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.