“Türkiye susmayacak!..”

04:0030/08/2025, Cumartesi
G: 30/08/2025, Cumartesi
Ali Saydam

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Japon Nihon Shimbun gazetesi için bir makale kaleme almış… 149 yıllık tarihe sahip, günlük 3 milyonluk tirajıyla dünyanın en büyük ekonomi gazetesi olduğu ifade edilen Nihon Shimbun’daki makale Japonca ve İngilizce yayınlanmış. Cumhurbaşkanımız, 14 Ağustos’ta Al Jazeera’ye “İnsanlığın Vicdanı Gazze’de Sınanıyor” başlıklı, 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü vesilesiyle ise İspanya’nın önde gelen gazetelerinden El Pais için “Sınırları Aşan Merhamet: Medeniyetler İttifakı ve

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Japon
Nihon Shimbun
gazetesi için bir makale kaleme almış… 149 yıllık tarihe sahip, günlük 3 milyonluk tirajıyla dünyanın en büyük ekonomi gazetesi olduğu ifade edilen Nihon Shimbun’daki makale Japonca ve İngilizce yayınlanmış.
Cumhurbaşkanımız, 14 Ağustos’ta
Al Jazeera’ye
“İnsanlığın Vicdanı Gazze’de Sınanıyor” başlıklı, 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü vesilesiyle ise İspanya’nın önde gelen gazetelerinden
El Pais
için “Sınırları Aşan Merhamet: Medeniyetler İttifakı ve İnsani Diplomasi” başlıklı birer makale kaleme almıştı…

Yani, Türkiye’nin Gazze için sürdürdüğü çabalar ve diplomasi trafiği yalnızca liderler arasında ya da resmî görüşmelerle sınırlı kalmıyor, uluslararası toplumu da bu hususta duyarlı olmaya çağıran hamlelerle genişletilmeye devam ediliyor…

Tüm bu süreci yönettiğini tahmin ettiğimiz
İletişim Başkanlığı’nı
kutluyoruz…
Bizce bir ülkenin onurunu ortaya koyan, kendi
bağımsızlık mücadelesine
duyduğu saygıyı gösteren en önemli tavır, başkalarının haklarına, sınırlarına ve insanlarına gösterdiği
özen
, verdiği
önem
ve
şefkattir
.

Makalesinde, Türkiye ile Japonya’yı birbirine bağlayan gönül köprüsünün resmî belgelerden daha güçlü, tarihten ve insanlık vicdanından beslenen bir bağ olduğunu ifade eden Erdoğan, bu dostluk köprüsünün temellerinin tarihin içinden süzülüp geldiğini ve insanların kalplerine dokunan hatıralarla şekillendiğini vurgulayarak iki ülke arasındaki iş birliklerine, insani konularda gösterilen ortak çabalara değinmiş.

“Artık hiçbir devlet tek başına küresel meseleleri çözüme kavuşturamamakta” vurgusuna yazında yer veren Sayın Cumhurbaşkanı, elbette Gazze’ye özel bir yer ayırmış:

“…Bu facia bütün insanlığın meselesidir. Biz Türkiye olarak susmadık, susmayacağız. Ateşkesin sağlanması, insani yardıma engelsiz erişim ve masum sivillerin korunması için her platformda gayret sarf ediyoruz. Ancak biliyoruz ki sesimiz daha gür çıkmalı, tesirimiz daha geniş olmalı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Japon gazetesine yazarken sergilediği duyarlılık ile
Devlet Bahçeli’nin 30 Ağustos Zafer Bayramı
ve “Terörsüz Türkiye” üzerine mesajları da benzer bir vicdani sorumluluktan kaynaklanıyor…

Bahçeli ne demiş:

“Zaferlerimizden rahatsız olanlar, birliğimizden ve beraberliğimizden ürperenler ve ürkenler unutmasınlar ki 30 Ağustos ruhu ayaktadır, maşeri vicdanda mahfuzdur. 103 yıl evvel düşmansız Türkiye’yi kanıyla, canıyla, emsalsiz vatan sevgisiyle başaran Türk milleti, şimdi de ‘Terörsüz Türkiye’ye Allah’ın izniyle ulaşacaktır.”

Sayın Cumhurbaşkanımızın makalesi ve Sayın Bahçeli’nin altını çizdiği ifadeler, bizler için,
millî mücadelesine
sahip çıkan ‘Türkiye’nin gurur vesikası’ olmuştur. Bu vesileyle vatan için, bağımsızlığımız için canını sakınmamış, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm şehit ve gazilerimizi saygıyla, minnetle anıyoruz.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu, birliğimiz, dirliğimiz, bağımsızlığımız daim olsun!
Sahi ‘sağlıkta şiddet’ konusu ne oldu?

Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine atıfta bulunarak açıklamalar yapmış.

2025’in ilk 6 ayında “Beyaz Kod” başvuruları 8 bin 795’e ulaşmış. Büyükşehirlerde sağlık sisteminin adeta kilitlendiğini vurgulayan SAHİM-SEN Başkanı, bu durumun çalışanların huzurunu ve güvenliğini tehdit ettiğini belirtmiş. Sağlıkta şiddetin, yalnızca olay sonrası cezai yaptırımlarla çözülebilecek bir sorun olmaktan çıktığı ifade eden Akarken, “Sorunun temelinde ülkenin ekonomik koşulları, politik atmosferi ve sağlık sistemindeki yapısal aksaklıklar yatmaktadır” demiş.

Gerçekten böyle midir? Bu konuda bir araştırma var mıdır? Yoksa, neden yoktur. Varsa, bilimsel veriler ne söylemektedir. Bugüne kadar ‘sağlıkta şiddet’ vakalarına ilişkin yapılmış tespitler, ilerlemeler, tıkanma noktaları nelerdir? Bunları biliyor muyuz? Hayır!..

Oysa kamu vicdanını derinden yaralayan vakalar toplumsal hafızada tazedir ve çözüm talebi söz konusudur… Buna rağmen yukarıdaki soruların cevapları toplumsal zeminde verilmez, yeterince duyurulmaz, işin algılama yani iletişim boyutu doğru yönetilmezse, başka meselelerde olduğu gibi hakikat değil, herkesin kendine göre uydurduğu gerçeklikler konuşulur… Yani aslında ne olduğu değil, birilerinin ne söylediği gündeme oturur…

Su yaşamdır

Kola firmalarının su yönetimi konusundaki faaliyetleri sürüyor. PepsiCo, bu meselenin sürdürülebilirlik stratejilerinin en kritik önceliklerinden biri olduğunu belirtmiş.

Su kullanımını azaltmayı ve yüksek riskli bölgelerde kullanılan suyu doğaya geri kazandırmak için çalıştıklarını açıklamışlar. Firma’nın Kurumsal İlişkiler ve Sürdürülebilirlik Kıdemli Direktörü Esra İren, “Bir Damla Bir Dünya” projeleri kapsamında 2024’te Manisa fabrikasında kullanılan suyun yüzde 100’ünün, İzmir fabrikasında kullanılan suyun yüzde 94’ünün ve Tarsus fabrikasında kullanılan suyun yüzde 58’inin doğaya geri kazandırıldığını söylemiş…

Peki neden özellikle su?.. Yalnızca PepsiCo değil, aynı sektörde faaliyet gösteren içecek firmalarının hepsinin ortak derdi ‘tükettikleri su’ da ondan… Öyle böyle değil, daha birkaç sene önceki raporlarda 1 litre içecek üretimi için 9 litre su kullanıldığından bahsediliyordu…

Başka bir deyişle, su kaynaklarına, tüketimi azaltmaya ve benzer faaliyetlere şimdiden yatırım yapmaz, bunların iletişimlerini doğru düzgün yönetmezlerse nur topu gibi bir krizleri olur… İklim krizi, küresel ısınma ve doğal kaynakların aldığı ciddi hasarlar düşünüldüğünde bu krizler öyle kolay yönetilir, kolay çözülür cinsten de olmaz…

Bu tür firmaların su hassasiyeti o nedenle diğerlerinden daha da önemli, daha da gereklidir… Ne demişler “Su, yaşamdır…”

#siyaset
#politika
#Gazze
#Ali Saydam