Çocuklardan daha mühim ne var?

04:0017/04/2026, Cuma
G: 17/04/2026, Cuma
Aydın Ünal

Türkiye’deki her mesele siyasetin konusudur ama bazı meseleler siyasetin üst katmanındadır. O katmanda rekabet olmaz, yarış olmaz, fırsatçılık olmaz, rant kaygısı, oy kavgası, kutuplaşma, gerilim, körü körüne muhalefet olmaz. Yani olmamalıdır. Terör mesela… Toplumun tamamı hedeftir, her partinin meselesidir. Çocuk istismarı mesela… Tertemiz, cennet kokusu taşıyan çocuklara kirli ellerin dokunması ne kadar çirkin ne kadar alçakça ise, çocuk istismarını gündelik siyasetin malzemesi yapmak da tam olarak

Türkiye’deki her mesele siyasetin konusudur ama bazı meseleler siyasetin üst katmanındadır. O katmanda rekabet olmaz, yarış olmaz, fırsatçılık olmaz, rant kaygısı, oy kavgası, kutuplaşma, gerilim, körü körüne muhalefet olmaz. Yani olmamalıdır.

Terör mesela… Toplumun tamamı hedeftir, her partinin meselesidir.

Çocuk istismarı mesela… Tertemiz, cennet kokusu taşıyan çocuklara kirli ellerin dokunması ne kadar çirkin ne kadar alçakça ise, çocuk istismarını gündelik siyasetin malzemesi yapmak da tam olarak öyledir.

Kadına şiddet mesela… Salt AK Parti’nin, CHP’nin, MHP’nin, diğer partilerin meselesi değil, bir insanlık meselesidir.

Siyaset ahlâkî sınırlar içinde yapılmazsa, insanî, vicdanî bir çerçeveye oturmazsa, mesele insan, mesele memleket olmazsa, can alıcı, nesilleri ilgilendiren, tüm Türkiye’yi, her partinin mensubunu ilgilendiren meseleler konuşulmaz, konuşulamaz, çözüm yolu bulunamaz.

Önce Şanlıurfa’da ardından Kahramanmaraş’ta meydana gelen iki vahim olay da tam olarak böyle. Hepimizi derinden sarsan ve dehşete düşüren bu vakalara iktidar-muhalefet gerilimi içinde yaklaşmak, “ihmal” demek, “tedbirsizlik” demek, “son dönem eğitim politikalarını sorgulamak”, ya da olayın üzerini örtmek, unutturmak, ya da daha ileri gidip “acının siyasetini yapmak”, olayı istismar etmek, acı bir hadiseden oy devşirme gayretine girmek büyüyen, alarm veren bir toplumsal meselenin üzerini örtmektir, vebali ağırdır.

Mesele gündelik mesele değildir, mesele bugünün meselesi değildir. Mesele palyatif tedbirlerle aşılamaz. Okullara asker, polis, bekçi, güvenlik görevlisi yerleştirmek, okulları kışlaya çevirmek sorunu çözmez.

Şunu görmek zorundayız: Türkiye 150 yıldır Batılılaşmaya çalışıyor. Cumhuriyetle birlikte Batılılaşma cebrî bir devlet politikası haline geldi. Doğulu, Müslüman bir toplumu olduğu gibi alarak Batı kalıbına sıkıştırmaya kalkıştılar. Ortaya iki vahim sonuç çıktı: Kutuplaşma ve ucubelik.

Batı’daki gibi nesillerimiz bireyselleşiyor, ahlâkî değerlerden uzaklaşıyor, din ve aile törpüleniyor, sekülerlik teşvik ediliyor. Sonuç: Batı’daki gibi bizde de hastalıklar nüksediyor. Avrupa’da nasıl ırkçı hastalar kitlesel katliam yapıyorsa, ABD’de nasıl okullar basılıyorsa, Batılılaşan Türkiye de bu hastalıklarla tanışıyor. Evlilik dışı ilişkiler, evlilik dışı çocuklar, cinsel sapkınlıklar, özgürlük, çağdaşlık, bireysellik adı altında sınırların aşılması, kalabalıkta yalnızlık, uyumsuzluk, öfke, nefret, umutsuzluk, karamsarlık, intihar ve daha nicesi Türkiye’yi de etkisi altına alıyor.

Türkiye’de ergenler okul basıp katliam yapıyorlar; demek ki Batılılaşıyor, çağdaşlaşıyor, modernleşiyoruz!

En başta bu hastalıklı değişimi sorgulamak, kendimize, devletimize, toplumumuza sağlıklı bir istikamet bulmak zorundayız.

Tekrar yazalım: Bunu da bir siyasi parti, iktidar, muhalefet değil sorumluluk makamındaki herkes yapmalı.

Mesela alkol tüketimi konusunda en keyfî, en başıbozuk, en kuralsız ülke Türkiye. Avrupa’da, ABD’de olmayan “özgürlük” bizde var. Nesilleri korumak için adım attığınızda, bir düzen kurmaya çalıştığınızda, meseleyi “Kemalizm’e, laikliğe, özgürlük meselesine” bağlayıp tartışmayı boğanlar kendilerine de, ülkelerine de iyilik yapmıyorlar. En basit meseleleri dahi soğukkanlılıkla konuşamıyor, tartışamıyoruz.

Sorunun başka katmanları da var: 12 yıl kesintisiz eğitim mesela. Anne-babaların çocuklarına prens-prenses muamelesi yapması mesela. AK Parti’nin ilk yıllarındaki Milli Eğitim Bakanlarının eğitim sistemini FETÖ projeleri kapsamında şekillendirmeleri mesela. Okul idarecilerinin ve öğretmenlerin yetkisiz kalması, okullardan disiplinin hemen tamamen kalkması mesela.

Ya da internetin, sosyal medyanın, oyun dünyasının denetimsizliği mesela. İnternet üzerinden Türkiye’de bebeklerden yaşlılara kadar hemen herkesin operasyonlara maruz hale gelmesi mesela. En küçük bir kısıtlamada, düzenlemede, sektörlerin, Türkiye düşmanlarının ya da Siyonist çetelerin içerdeki siyasi fırsatçıları, uşaklarını veya kullanışlı aptalları devreye sokup isyan denemeleri yapmaları mesela.

Ya da “Kurtlar Vadisi”yle başlayıp çok sayıda kurtçuklar vadileriyle devam eden şiddeti özendiren yapımlar mesela. Aileyi törpüleyen gündüz kuşakları mesela.

Dilimizde tüy bitti söylemekten, yazmaktan. Hepsi birer milli güvenlik sorunu.

Siyaset üstü mü dersiniz, siyasetin üst katmanı mı dersiniz, bilemem ama, millet olarak istikametimizi masaya yatırmak, özgürce, serbestçe konuşmak zorundayız. Yoksa nesillerimiz, çocuklarımız elimizden kayıp gidecek.

#okul
#çocuk
#genç
#saldırı