Hind Receb’in gözleri

04:003/07/2026, Cuma
G: 3/07/2026, Cuma
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Aydın Ünal

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin kuruluşundan itibaren hareketi “dava” olarak tanımladı ve dava arkadaşlarını da sık sık “kutsal bir emanet” taşıdıkları, bu emaneti milletin ve ümmetin kendilerine yüklediği, mesuliyetlerinin çok büyük olduğu, yanlış yola sapmamaları gerektiği konusunda uyardı. Pazar günü, Sapanca’daki İstişare Toplantısının kapanışında da Erdoğan aynı ikazları yaptı: “Tüm kalbimle söylüyorum, yükünüz çok ağır ama siz bu yükün altına bilerek, isteyerek, gönüllü olarak girdiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin kuruluşundan itibaren hareketi “dava” olarak tanımladı ve dava arkadaşlarını da sık sık “kutsal bir emanet” taşıdıkları, bu emaneti milletin ve ümmetin kendilerine yüklediği, mesuliyetlerinin çok büyük olduğu, yanlış yola sapmamaları gerektiği konusunda uyardı.

Pazar günü, Sapanca’daki İstişare Toplantısının kapanışında da Erdoğan aynı ikazları yaptı:

“Tüm kalbimle söylüyorum, yükünüz çok ağır ama siz bu yükün altına bilerek, isteyerek, gönüllü olarak girdiniz. Yaptığınız ve yapacağınız her işte, atacağınız her adımda Hind Receb’in o güzel gözleri, o masum gözleri, gözünüzün önüne gelsin. Eren Bülbül’ü hatırlayın, Aybüke Yalçın’ı hatırlayın, Ayşe Nur Alkan’ı hatırlayın, Mehmet Selim Kiraz’ı hatırlayın, Ömer Halisdemir’i, Halil Kantarcı’yı hatırlayın, şehit Mustafa Cambaz’ı hatırlayın, 15 Temmuz gecesi kurşunların hedefi olan yol arkadaşlarımızı hatırlayın. Onların henüz 16-17 yaşındayken acımasızca hayattan kopartılan evlatlarını, kardeşlerimizi hatırlayın. Bu aziz kadro bugüne kadar Hz. Peygamber’in, Ehlibeyt’in, evliyanın, ulemanın, ecdadın, şehitlerimizin, gazilerimizin, din, vatan, bayrak uğruna can veren kahramanların, mazlumların hatırasına sahip çıkmış bir kadrodur. Sahip çıkmaya da devam edecektir… Yorulan varsa, buyursun kenara gelsin, dinlensin. Kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin.”

Erdoğan’ın bu ikazları, netlik ve duygusallık bakımından ayrı bir derinlik, ayrı bir ağırlık ihtiva ediyor. Erdoğan, bir arabanın içinde, kanlar içindeki cansız akrabalarının arasında, sağlık çalışanıyla irtibat kuran, o saf çocuk sesiyle yardım isteyen, beklerken dualar, ayetler okuyan, saatlerce bekledikten sonra vahşice katledilen 5 yaşındaki Hind Receb’in gözlerini kendisini dinleyen kitlenin üzerine dikiyor. Yetmiyor, Eren Bülbül’ün, Aybüke Yalçın’ın, Ayşe Nur Alkan’ın, Mehmet Selim Kiraz’ın, Ömer Halisdemir’in, Halil Kantarcı’nın, Mustafa Cambaz’ın gözlerini de dinleyenlerin gözü önüne getiriyor. Yetmiyor, Erdoğan, Hz. Peygamber’in, Ehlibeyt’in, evliyanın, ecdadımızın ve tüm şehitlerimizin hatırasını da ekliyor.

Salonda Erdoğan’ı dinleyenler, AK Parti’nin üst kadroları: Bakanlar, milletvekilleri, kurucular, MYK, MKYK üyeleri, Kadın ve Gençlik Kolları ana kademeleri… Erdoğan, onların şahsında, bu ikazı teşkilatının tüm mensuplarına, belediye başkanlarına, meclis üyelerine, il, ilçe, belde başkanlarına ve yönetimlerine, temsilcilere kadar ulaştırmış oluyor.

Çok ağır bir yük! Bir davanın mensubusunuz, milletin ve ümmetin emanetini taşıyorsunuz, mazlumların umudusunuz, Müslüman soykırımının hesabını siz soracaksınız ve Cennet’e gireceğine şüphe olmayan 5 yaşındaki Hind Receb’in, Cennetlik olduğunu umduğumuz şehitlerin, dahası Hz. Peygamber’in gözlerinin üzerinizde olduğu söyleniyor.

Vicdanı ve idraki olan herkes, bu ağır ve net ikaz karşısında titrer, titremeli.

AK Parti’nin o büyük teşkilatı içinde yoktur ama, eğer, rüşvete, irtikaba, iltimasa, yolsuzluğa, beytülmale el uzatmaya, ihaleye fesat karıştırmaya, makamını kendi şahsi çıkarları için kullanmaya, adaletsizliğe, terazinin ayarını bozmaya, iftiraya, yalana, haksız zenginleşmeye, yetimin hakkını yemeye, kendisine verilen emaneti çarçur etmeye, israfa, kıskançlığa, fesada, fitneye, zulme niyetlenen, tevessül eden, gönlünü kaydıran varsa, yapacağı kötülüklerin Allah katında affedileceğini zanneden, cami, Kur’an kursu yaptırmakla, onlarca kez Hacca, binlerce kez umreye gitmekle, çalacağı paradan vereceği sadakayla günahlarının temizleneceğini uman varsa, Erdoğan’ın bu ağır sözleri nedeniyle herhalde sırf meylinden dolayı bile pişman olmuş, tövbe üzerine tövbe etmiştir.

Masum yavrumuz Hind Receb’in gözleri, Şehit Halil Kantarcı’nın gözleri bir insanın üzerindeyse, o insan, bırakın kötülük yapmayı, bırakın aklından geçirmeyi, uyku dahi uyuyabilir mi?

AK Parti’nin hiçbir kademesinde, AK Parti Hükümeti’nin hiçbir seviyesinde davayı yere düşürecek, emanete ihanet edecek, milletin ve ümmetin umudunu kıracak, Erdoğan’ın ağır ikazlarının hilafına iş görecek, o mübarek gözlerden gözlerini kaçıracak, kıyametteki hesabı hesaba katmayacak kimse yoktur.

Evet yoktur. Varsa, vay onun haline!

#Hind Receb
#Recep Tayyip Erdoğan
#Aydın Ünal