Kurban vazgeçiştir

04:0029/05/2026, Cuma
G: 29/05/2026, Cuma
Ayşe Keşir

Modern zamanlarda dünyanın en zor anladığı hakikat hac ve kurban… Ömründe bir kez bile namaz kılmayanların, Arapça namaza, duaya itiraz edişi gibi, deniz canlılarını diri diri kaynar suya atıp pişirenler, ‘steak hause’da bir parça ete neredeyse küçük bir servet ödeyenler, her yıl Kurban Bayramı’nda sözde modernizm adına usanmadan itiraz ederler. Ramazan Bayramı şeker bayramı olmadığı gibi Kurban Bayramı da et bayramı değildir. Modern dünya sadece kurbanlık kesme, et yeme, yedirme üzerinden tanımladığı

Modern zamanlarda dünyanın en zor anladığı hakikat hac ve kurban…

Ömründe bir kez bile namaz kılmayanların, Arapça namaza, duaya itiraz edişi gibi, deniz canlılarını diri diri kaynar suya atıp pişirenler, ‘steak hause’da bir parça ete neredeyse küçük bir servet ödeyenler, her yıl Kurban Bayramı’nda sözde modernizm adına usanmadan itiraz ederler.

Ramazan Bayramı şeker bayramı olmadığı gibi Kurban Bayramı da et bayramı değildir. Modern dünya sadece kurbanlık kesme, et yeme, yedirme üzerinden tanımladığı “kurbanı’’ anlamakta zorlanıyor.

Ahir zamanda “sahip olmak’’ kutsanırken, kurban tam tersine bir vazgeçiştir. Sadece ve sadece Allah için bir vazgeçiş…

Yüce kitabımızda Allah, “Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder’’, “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşacak olan ancak sizin takvanızdır’’ demez mi?

Kurban etmek, sadece bir kurbanlık kesmek de değildir. Kurban, Arapça ‘kurb’ kökünden gelir. Ondandır ki, tasavvuf ehli kurban kesmek değil “yaklaşmak’’ diye yorumlar.

Kurban, Habil gibi en iyisinden, en güzelinden, en değerlisinden vazgeçerek Allah’a yaklaşmaktır. Allah’a yaklaşabilmek için tıpkı
İbrahim gibi en sevdiğinden vazgeçiş, tıpkı İsmail gibi kendinden
vazgeçiştir kurban…

Hak dostları “Kurban kesmek kolaydır, zor olan kurban olabilmektir’’ derler. Kurban olmak, İbrahim gibi ateşte, Hacer gibi çölde bir başına kalmak, İsmail gibi “Babacığım emronulduğun şeyi yap.’’ diyebilmektir.

HAC…

Hac, sadece çölün ortasında bir yolculuk, sayılar ve törenden ibaret değildir…

Ali Şeriati’nin dediği gibi “insanın Allah’a doğru büyük yürüyüşüdür.’’

İhramda olmak, mal, makam, zenginlik dünyaya ait her ne var ise, hepsini üzerinden çıkarıp, kefeni ile bir başına kalmaktır aslında.

Tavaf ise “insanın, kendi etrafında dönmeyi bırakıp Allah’ı merkeze alan bir hayata geçmesidir.’’

Mina’da hangi şeytanı taşlar insan? Kendi içindekini mi?

İnsanoğlu Arafat’ta neyi bekler? Sadece duaların kabul olunmasını mı?

Veda haccından bu yana tam 1394 yıldır, tüm Müslümanlar, Safa ve Merve arasında yedi kez koşarak, evladına su arayan Hacer validemizi yad etmezler mi?

“Ey Hatice bana kim inanır ki?’’ diyen Efendiler Efendisinin yolundan fevç fevç gidiştir hac. Her “Lebbeyk! Allahümme lebbeyk…’’ deyişte, Allah’ın emrinde olduğunu ve davetine icabet ettiğini gözyaşlarıyla haykırıştır.

Kurban, azalarak, vazgeçerek çoğalmanın kapısı…
Hac, “müminler ancak kardeştir’’ hükmünün vücut bulmuş hali…
Bazen de mahşeri bir kalabalıkta, mahşeri bir yalnızlığın tecrübesidir.
Modern dünyanın benlik putuna tapanlar, sadece kendisi için durmadan yorulmadan biriktirenler, hazzın tutsağı olanlar, bir seyahat üzerinden haccı ne anlasın? İbrahimce vazgeçiş ile kurbanı ne bilsin?

“Hac yine kurbana denk geldi’’ diyenler ise hiç ağzını açmasın lütfen! Mübarek gün…

BAYRAM DUASI

Ne kıymetli duadır! “Allah, sevdiklerinizle nice bayramlara kavuştursun.’’ demek.

Bir sonraki bayramı görmeye kimin garantisi var? Bayramı, bizim ya da sevdiklerimizden birinin son bayramı gibi idrak etmeyi Allah hepimize nasip etsin!

Kesilen kurbanlar, Arafat’ta edilen dualar da Doğu Türkistan’da, Filistin’de akan kan ve göz yaşının dinmesine, İslam Alemi’nin dirilişine vesile olsun.
#İslam
#hac
#kurban