Şiddet eşiğiniz nedir?

04:0017/04/2026, Cuma
G: 17/04/2026, Cuma
Ayşe Keşir

Kaç defa yazdım bilmiyorum ama ısrarla yazmaya devam edeceğim. İletişim araçlarının ‘sosyal öğrenme’ etkisi, birileri ‘yok’ sayınca ‘yok’ olmuyor. Fransa’da Albert Bandura, 1960’lı yılların başından itibaren 10 yılı aşkın süren araştırmalarla televizyon yoluyla çocukların şiddeti öğrendiğini ispatladı. Sonrasında benzer pek çok çalışma daha yapıldı. Özetle: -Davranış, öğrenilen bir durumdur. -Bireyler başkalarının davranışlarını ve sonuçlarını izleyerek öğrenir. -Bilişsel süreçler ile çevre birbirini

Kaç defa yazdım bilmiyorum ama ısrarla yazmaya devam edeceğim.

İletişim araçlarının ‘sosyal öğrenme’ etkisi, birileri ‘yok’ sayınca ‘yok’ olmuyor.

Fransa’da Albert Bandura, 1960’lı yılların başından itibaren 10 yılı aşkın süren araştırmalarla televizyon yoluyla çocukların şiddeti öğrendiğini ispatladı. Sonrasında benzer pek çok çalışma daha yapıldı.

Özetle:

-Davranış, öğrenilen bir durumdur.

-Bireyler başkalarının davranışlarını ve sonuçlarını izleyerek öğrenir.

-Bilişsel süreçler ile çevre birbirini sürekli etkiler.

-Başkasının ödüllendirildiğini gören kişi, o davranışı yapmaya meyyal olur.

Diğer yandan Neil Postman ‘Televizyon Öldüren Eğlence’ kitabında televizyonun (medyanın) siyaset, din, ekonomi vb her şeyi eğlence unsuruna dönüştürdüğünü yazar.

Günümüz içeriklerine baktığımızda, yemek yapmak, aile mahremiyeti, şiddetin bizzat kendisi, cinayet haberleri vb her şey, medyanın ‘reyting’ kaygısı ile seyirlik unsuruna dönüştü.

-Annelik reyting malzemesi olur mu mesela?

-Bir cinayet, bir intihar reytinge kurban edilir mi?

-Acılar ‘seyirlik’ olabilir mi?

Sadece televizyon, dizi, haber, kuşak programları değil…

Sanal medya, hatta dijital oyunlar, insanlığın tüm kutsallarını ayaklar altına aldı.

Çocukların oynadığı bir oyunda ‘hamile bir kadını öldürmeye’ ekstra puan niye verilir?
‘Çatışma izlettirir’ denilerek, bizzat fiziksel çatışma, şiddet her akşam niye evimize girer?
Bir intiharın, bir cinayetin nedeni veya yöntemi tüm detaylarıyla neden haber konusu olur?
Kendini sözde ‘çağdaş, modern’ tanımlayan, kibirden gözü dönenler, bunca bilimsel çalışmayı yok sayıp ‘medya sadece bir eğlence aracı’, ‘haber alma, verme özgürlüğü’ falan da demesin.
ŞİDDET EŞİĞİNİZ NEDİR?
Toplum ya da bireyin, maruz kaldığı şiddet içerikleri, haberleri karşısında gösterdiği tepkinin sınırına ‘şiddet eşiği’ deniyor. Kişinin şiddeti normalleştirmesi, ‘duyarsızlaşma sınırı’ da diyebiliriz…

Kişi öğrendiği, tanık olduğu, kurgu da olsa izlediği en ağır şiddet olayı ile bir eşik oluşturur ve diğer şiddet olaylarını da ona göre kategorize eder.

Münevver Karabulut, Özgecan Arslan, Başak Cengiz ve pek çok cinayetin tüm detaylarını toplum olarak haberlerde okuduk. Her yaşta bireyler vahşete tanık oldu.

Birey, bahsi geçen olaylar kadar canice olmayan bir cinayet gördüğünde ne yazık ki aynı duyarlılığı artık gösteremiyor. Çünkü daha ağır olan ile ‘şiddet eşiği’ oluştu.

Dijital oyunda ‘hamile kadın öldürme’ ile ekstra puan alan bir çocuğun şiddet eşiği sizce nedir?
Medya ve dijital araçlar ile oluşan yeni ‘şiddet eşiğinin’ Ahmet Minguzzi cinayetinde, iki gün üst üste okullarda yaşanan vahşette payı var mı?

Daha evvel de yazdığım intihar olaylarının bulaşıcı etkisini de lütfen unutmayın!

18. yüzyılın sonlarından itibaren, intihar olaylarının nedeni ve yönteminin topluma detaylandırılarak anlatılmasının, bulaşıcı bir etki yarattığı bilinmekte.

Bu tür içeriklerin sebep olduğu korku toplumu, gösteri toplumu, kötü dünya sendromu vd başlıklara şimdilik girmiyorum…

Sosyal öğrenme etkisini, şiddet eşiğini ve intiharın bulaşıcı etkisini dikkate aldığımızda, medyanın kurgu da olsa şiddet içeriklerini, cinayet haberlerini veriş biçiminde ciddi sorumluluğu var.
HUKUKSUZ SANAL MEDYA

Özellikle son günlerde tanık olduğumuz ve bizi toplum olarak derinden sarsan okullardaki şiddet olaylarını tek bir nedene bağlamak elbette gerçekçi olmaz. Hiçbir sosyal olay, bir iki neden ile açıklanamaz. Güvenlik güçleri, sosyal bilimciler multidisipliner bir çalışma ile sebepleri ortaya koyacak.

Tekrarlanmaması için uzun uzun çalışmamız gerekecek.

Diğer etkenler saklı kaymak kaydıyla;
çocukları şiddet, bağımlılık vb alışkanlık ve davranışlardan korumak için medya içeriklerinin çerçeve düzenlemeye acil ihtiyacı var. Konvansiyonel medyanın kısmen hukuku oluşsa da ne yazık ki sanal medya hala ‘hukuksuzluğunu’ koruyor.
15 yaş ve 18 yaş altı sanal medya kullanım için halen TBMM’de ilgili kanun görüşmeleri muhalefetin direncine rağmen devam ediyor.
Kanunda öngörülen yaş doğrulamasını, ‘özgürlüklerin kısıtlanması’ bahsine hapsetmek, bilimsel çerçeveden uzak ve
çocukları siyasete alet etmektir.

Bu sütunda daha evvel dünyadaki uygulamaları da yazdım. Merak edenler, kısa bir araştırmayla farklı kaynaklardan diğer ülke uygulamalarına erişebilir.

Cinayet, intihar haberlerini verirken, neden ve yöntemin detaylandırılması, görsellerin sorumsuzca dolaşmasını derhal suç olarak düzenlemeliyiz.
Cinayetin, intiharın savcılık dosyasındaki detayları, ifade tutanakları haber değildir, hukukun konusudur.
#iletişim
#öğrenme
#şiddet