
Aylar süren tehditler, yılların planı ve ABD desteği… Hiçbiri sonucu değiştirmedi. İran ayakta kaldı, ateşkes Washington’da şekillendi, İsrail ise sürecin dışında kaldı. Netanyahu’nun “tarihi zafer” vaadi siyasi bir çöküşe dönüştü. The Guardian gazetesinin haberine göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’’nun yıllardır hazırlığını yaptığı ve büyük hedeflerle başlattığı İran merkezli savaş, kırılgan bir ateşkesle sonuçlanırken İsrail açısından ciddi bir siyasi ve stratejik başarısızlığa dönüştü.
ABD ile İran arasında varılan ateşkes, sahadaki çatışmaları durdurmuş gibi görünse de sürecin sonunda «kazananın net olmadığı» bir tablo ortaya çıktı. Ancak değerlendirmelere göre bu tablonun en büyük kaybedeni Netanyahu oldu. Yılların söylemi haftalar içinde çöktü. Netanyahu’nun uzun süredir İran’a karşı yürüttüğü sert söylem, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünde yaptığı çıkışlar ve ABD yönetimleri üzerinde kurduğu savaş baskısı, bu süreçte somut bir başarıya dönüşmedi. İsrail’in savaşın kısa sürede sonuçlanacağı yönündeki öngörüleri de gerçekleşmedi. Netanyahu’nun uzun süredir İran’a karşı yürüttüğü sert söylem, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünde yaptığı çıkışlar ve ABD yönetimleri üzerinde kurduğu savaş baskısı, bu süreçte somut bir başarıya dönüşmedi. İsrail’in savaşın kısa sürede sonuçlanacağı yönündeki öngörüleri de gerçekleşmedi. ABD istihbaratının, İran’da hükümet değişikliği beklentilerini “gerçek dışı” olarak değerlendirmesi sahadaki tabloyla örtüştü. Savaş uzadı, hedefler ise yerinde kaldı. İddiaya göre Netanyahu, son ana kadar ABD Başkanı’ Donald Trump’ı ateşkese karşı ikna etmeye çalıştı. Ancak Washington yönetimi savaşta geri adım attı ve bazı kaynaklara göre İsrail’i karar sürecinin dışında bırakarak ateşkese yöneldi. İsrail muhalefet lideri Yair Lapid, yaşananları “Ülke tarihinin en büyük siyasi felaketlerinden biri” olarak nitelendirdi. Lapid’e göre İsrail, kendi ulusal güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir süreçte masada bile yer alamadı.
Savaşın sonunda İsrail’in ilan ettiği ana hedeflerin hiçbirine ulaşılamadı. İran’da hükümet değişikliği olmadı, nükleer program durdurulamadı ve Tahran yönetimi zayıflatılamadı. Aksine İran yönetimi ayakta kalarak en temel hedefini gerçekleştirdi. İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun gücünü koruduğu ve hatta süreçten güçlenerek çıktığı yorumları yapılıyor. Savaşın bir diğer önemli sonucu ise İsrail’in uluslararası imajının zarar görmesi oldu. Özellikle ABD kamuoyunda İsrail’e verilen desteğin son yılların en düşük seviyelerine indiği belirtiliyor.
Seçim sürecine giren Netanyahu için tablo daha da kritik. Büyük bir zafer vaadiyle girilen savaşın ardından «güvenlik tehditleri» ortadan kalkmadı, İran dosyası kapanmadı ve İsrail›in stratejik konumu güçlenmedi.
Habere göre İsrail, ABD’nin tam desteğini arkasına alarak yürüttüğü bu çapta bir savaş için “nadir bir fırsat” yakalamıştı. Ancak bu fırsat, net bir kazanım elde edilemeden sona erdi. Ortaya çıkan tabloyu özetleyen yorum ise dikkat çekici: Netanyahu’nun yıllardır "varoluşsal tehdit" olarak tanımladığı İran meselesi, bu savaşın ardından çözülmek bir yana, büyük ölçüde aynı şekilde varlığını sürdürüyor.
ABD merkezli The Wall Street Journal’a göre, ABD Başkanı Donald Trump, salı sabahı İran’a yönelik başkanlığının en sert tehditlerinden birini savurdu. Trump, Tahran yönetiminin 12 saat içinde anlaşmaya varmaması halinde “Bir medeniyetin yok olacağı” tehdidinde bulundu. Ancak daha sonra geri adım atan Trump, İran ile iki haftalık ateşkes konusunda uzlaşıldığını ve Hürmüz Boğazı’nın açılması şartıyla saldırıların askıya alındığını duyurdu.
Açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın derhal açılması şartı öne çıktı. Habere göre, süreç boyunca uluslararası baskı giderek arttı. Papa Leo’dan aktör Ben Stiller’a kadar birçok isim Trump’a geri adım atma çağrısı yaptı. Avrupalı yetkililer arasında yapılan görüşmelerde, Trump’ın geri adım atacağı yönünde güçlü bir kanaat oluştu. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte Washington’a giderken gelişmeleri yakından takip etti. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ise sivil halkın hedef alınmasına karşı çıkarak “Milyonlarca insan liderlerinin bedelini ödememeli” dedi.
Trump’ın ateşkes açıklamasından kısa süre sonra İran tarafı Mısır üzerinden ABD ile doğrudan iletişimi kestiğini bildirdi. Arap yetkililer, ABD’nin İran altyapısına saldırmasının bölgeyi “karanlığa gömebileceği” uyarısında bulunurken, Devrim Muhafızları üzerinde tehdidin ters etki yaratabileceğini belirtti.
Cumhuriyetçi Senatör Ron Johnson, sivil hedeflere saldırının "Büyük hata" olacağını söyledi. Demokratlar ise Trump'ın görevden alınmasını gündeme getirdi. Günün ilerleyen saatlerinde diplomasi hız kazandı. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Trump’a süreyi iki hafta uzatma çağrısı yaptı ve İran›dan da Hürmüz Boğazı’nı açmasını istedi. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, teklifin değerlendirildiğini açıkladı.
Trump günün büyük bölümünü Oval Ofis’te danışmanlarıyla geçirerek seçenekleri değerlendirdi. Saat 18.32’de yaptığı açıklamada, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı “tamamen, derhal ve güvenli şekilde” açması şartıyla saldırıları iki haftalığına askıya aldığını duyurdu.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.