Ekrandan evlada: Nöbeti kim tutacak?

04:0019/04/2026, Pazar
G: 19/04/2026, Pazar
Ersin Çelik

Memlekette ne zaman gençlerin ve çocukların karıştığı ya da hedef olduğu bir şiddet olayı yaşansa, silahların her an patladığı televizyon dizileri tartışılıyor. Lise yıllarımda başlayan Deli Yürek ve ardından gelen Kurtlar Vadisi, şiddete ekranlarda devasa bir “alan” açtı . Öyle ki dizideki karakterler için taziye mesajları verilmesine, hayırlarına helva dağıtılmasına varacak kadar tutkuluyla bağlandı izleyici. Etkileri sadece reytinglere değil, istatistiklere de yansıdı. Doğan çocuklara Polat,

Memlekette ne zaman gençlerin ve çocukların karıştığı ya da hedef olduğu bir şiddet olayı yaşansa, silahların her an patladığı televizyon dizileri tartışılıyor.

Lise yıllarımda başlayan Deli Yürek ve ardından gelen Kurtlar Vadisi,
şiddete ekranlarda devasa bir “alan” açtı
. Öyle ki dizideki karakterler için taziye mesajları verilmesine, hayırlarına helva dağıtılmasına varacak kadar tutkuluyla bağlandı izleyici. Etkileri sadece reytinglere değil, istatistiklere de yansıdı. Doğan çocuklara
Polat, Elif veya Eylül
isimleri konuldu. Bu öncü yapımların açtığı yol zaman içinde ve hızla; mafya hesaplaşmalarından ağalık düzenine, entrikalardan tecavüzle başlayan aşk hikâyelerine kadar her türden şiddetle dolduruldu. İzleyici neyi beğenirse, dozaj “
RTÜK devreye girene kadar
” artırıldı.
Son yıllarda dijital platformların dizi sektörünü domine etmesi ise televizyon kanallarını daha rekabetçi ve reyting kaygılı işlere yöneltti. Öyle ki
TRT
bile kamu yayıncılığı ilkeleriyle çelişerek, öfkenin cinnete dönüştüğü, aşkın şiddetle taştığı yapımlara ekran açtı. Bu arada Netflix ve BluTV gibi dijital platformlar vurdu kırdının yanında küfürü sıradanlaştırmıştı. Aile yapısını sorgulayan ve bireyselliği yücelten anlatılar adeta mantar gibi ekranlarda bitmeye başladı.
Şu günlerde
yeniden “olağan şüpheli”
ilan edilen diziler, Kahramanmaraş’taki okul katliamından sonra yeni bölümlerini yayımlamadılar. Yurdun her sokağına, her evine çöken yas havasına saygılı bir erteleme kararı elbette. Fakat haftaya, bir önceki bölümden kalma kurguları ile devam edebilecekler mi, emin değilim. Kanallar ve yapımcılar silahları “şimdilik” susturmuş görünüyor. Peki sonra?
Önce şu soruya yanıt vermeliyiz:
Türkiye’deki şiddet sorununun kaynağı bir başına vurdulu kırdılı yapımlar mı gerçekten?

Canlandırılan karakterlerin izleyicileri etkilediğine ve önemli kararlarda belirleyici olduklarına dair çok sayıda somut veri var. Başlıcası da çocuklara konulan isimler. Her yıl, özellikle kız çocuklarına kadın başrollerin adı konuluyor. “Alya”, “Defne” ve “Gökçe” isimleri geride kalan üç yılın popüler dizilerinin karakterlerine ait.

O halde ekranın
ikna etme, yönlendirme ve hatta “yönetme”
etkisini kabul edelim.
Mustafa Merter Hoca’nın ‘Hekaton’la Son Tango’ kitabında alıntıladığı verilere göre; yayıncılık 1960’lardan sonra geliştikçe ailelerde “
ebeveyn otoritesi
” zayıflıyor. Ancak bu istatistikler, aynı ekranların yetişkinleri anne-babalık vazifelerinden alıkoyduğu gerçeğini de gözler önüne seriyor. Mustafa Merter’in deyimiyle, genciyle yaşlısıyla “
insan taraflarımızı yontan
” bir ekran esareti söz konusu.
Şunu da kabul edelim: Sinemanın
maruz bırakma, normalleştirme ve dönüştürme
sistematiği artık kontrolsüz bir “
ekran gücü
”ne dönüştü.
Tam bu noktada dürüstçe bir tespit yapmak zorundayız:
Türkiye’deki şiddet sorununun tek faili diziler olamaz
. Toplumun “ne yayınlarsam izlerim talepkarlığı” göz ardı edilmemeli. Diziler şiddetin dilini öğretiyor, sınırları aştırıyor ve sıradanlaştırıyor evet.
Çocukların izlediği sahneleri tartışalım ama onları ekranların karşısına kimlerin oturttuğunu da konuşalım.
“Kumanda” kimde?
Bir çocuğun saatlerce şiddet içerikleriyle baş başa kalması, yayıncıdan önce anne ve babanın sorumluluğu değil midir? Ekranlardaki çarpık yaşam biçimlerine müdahale edilmesi bir yana, yetişkinler olarak “
ne olursa olsun o dizileri ben de evlatlarım da izlemeyecek
” diyebiliyor muyuz?

Oysa anne ve babalar isterlerse, o senaryolar bir ayda yön değiştirebilir. Cinayetin, kundaklamanın, aldatmanın, ihanetin evlere kurulduğu diziler birer birer “erkan final” yaparlar. Hem, Gönül Dağı, Ekmek Teknesi, Süper Baba, İkinci Bahar ve Yeşil Deniz gibi yapımları zirveye çıkaran da aynı toplum değil mi?

Aile Vakfı’nın yaşanan acı hadiselerin ardından başlatacağını duyurduğu “
Evlat Nöbetleri
” çok isabetli bir seferberlik. Muhteviyatını önümüzdeki yazılarda işleyeceğim. Paralelinde bir de aileler için “
Ekran Nöbeti
” başlatılmalı. Bu nöbette sadece televizyon kapatılmamalı. Ekranın yonttuğu o “
insan tarafımızı
” yeniden kazanmak ve bilhassa da çocukları dizilerin sahte dünyasından sıyırmak elzem.

Ne dersiniz?

#çocuk
#genç
#telefon
#sosyal medya
#ekran
#suç