
Bu köşede üst üste sanal kumar batağının nasıl büyüdüğünü kaleme almıştım. Yazılardan sonra gelen mesajları okumaya ise yüreğim elvermedi. Hele bir ablanın yazdıkları… “Kardeşim polis ve iki yıldır sanal kumara bulaştı. Gözü hiçbir şeyi görmüyor. Devletimiz ve ülkemiz için milli güvenlik sorunu olduğunu düşünüyorum” diyordu.
Eşlerden, annelerden, kardeşlerden böyle onlarca mesaj aldım. Bir taraftan memlekette yasa dışı bahis ve kara para aklama operasyonları düzenleniyor. Ancak “sıradan oyuncuları” bu bataklıktan çekip alacak düzenlemeler yapılmıyor, etkili sanal bariyerler kurulmuyor. “Slot Makinesi” Google’da en fazla aranan kelimeler arasında. Gece yarıları, sabaha karşı cep telefonu ekranlarından ocaklar sönmeye devam ediyor.
Bunları karamsarlık olsun diye yazmıyorum. Konuşmamız gerekiyor. Feryatları, figanları duymalı ve duyurmalıyız. Anlaşılıyor ki toplumu içten içe yakıp küle çeviren bu yangının söndürülmesi için alevlerin görünmesi gerekiyor. Yoksa kimseler “Yangın var!” diye bağırmayacak!
***
Enstitü Sosyal’in araştırma raporuna geçecek olursak… Tamamı 221 sayfa. Kurumun internet sitesine yüklenmiş, dileyen inceleyebilir. Ben iki gündür matbusunu notlar alarak okuyorum. Çünkü bu raporda tek yazıda ifade edilemeyecek sosyal çöküntü verileri yer alıyor. Yazıda, sizlere dikkat çeken bulguları aktaracağım.
Misal, sanal kumarı genellikle “işsiz”, “eğitimsiz” veya “toplumun kıyısında kalmış” insanların sorunu zannediliyor. Hatta sosyo-ekonomik analizlerle destekleyerek, “Toplumun alt kesimi zengin olma hayaliyle şans oyunlarına ve ardından da sanal kumara bulaşıyor” deniliyor. Yanılıyoruz!
***
Raporun sunumu yapan araştırmacı Nursen Tekgöz’ün paylaştığı veriler ise toplumdaki kırılmaların boyutunu gösterdi. Sanal kumar bağımlılığı sadece eşten dosttan borç almalar ve banka kredileriyle sınırlı kalmıyor. ‘Tefecilik’ gibi kriminal suç yapıları da artık okumuş, beyaz yakalı kesimin hayatına müdahale ediyor. Tekgöz, sahada karşılaştıkları 32 yaşında, iyi eğitimli, “beyaz yakalı” bir kadının, kumar kaynaklı borç batağından çıkabilmek için tefeci bulup, 100 gram altın karşılığında 400 gram borçlandığını anlattı. Neden? Çünkü algılar parayı, emek ve alın teri olmaktan çıkarıp ekrandaki “sanal rakamlara” dönüştürmüş. Bu çöküşün sonu ise başka bir suça bulaşmak. Araştırmaya göre, kumar batağına düşenlerin yüzde 99’u bir şekilde şiddet sarmalına (aile içi veya dışsal) maruz kalıyor. Yani sanal kumar sadece cüzdanı değil, insan onurunu ve can güvenliğini de tefecilerin inisiyatifine terk ediyor.
***
Doç. Dr. Adnan Veysel Ertemel’in şu tespiti, olayın vahametini teknik olarak da ortaya koyuyor: “Dijital kumar bireysel bir tercih değil, dikkat, zaman ve davranış üzerine bilinçli kurulmuş bir tasarım sistemidir.”
Karşımızda insan iradesini yenmek üzere kodlanmış yapay zeka destekli algoritmalar var. Bir yanda bağımlılıkla mücadele eden kurumlar, diğer yanda kendi mobil uygulamasının en görünür yerine “şans oyunları” sekmesini yerleştiren bankacılık sistemi... Bu çelişkiyi görmeden, dopamin döngüsüne hapsedilen gençleri suçlamak en kolayı.
***
Aradaki o 10-15 yıl “sessiz yıkım” dönemi. Evlerin dağıldığı, borçların dağ gibi büyüdüğü, güvenin sıfırlandığı koskoca bir kayıp zaman. Sanal kumara saplanan kadınlarda durum daha da vahim. Onlar “damgalanma” korkusuyla gizli oynuyor, depresyondan kaçış olarak görüyor ve yardım istemeye çekiniyorlar. Bu yüzden istatistiklerde az görünüyorlar ama evlerin içindeki yıkım sanılandan büyük.
***
***
Programda, rapora emek veren kıymetli hocalara bir soru yönelttim. Dedim ki; “Rapor çok detaylı. Tespit, teşhis ve tedavi yöntemleri var. Ancak sorun çok katmanlı ve ‘nereden başlanmalı’ kararsızlığı da söz konusu. Sizler, yetkiniz olsa yarın sabah acil eylem planı olarak nereden başlardınız?”
Peki “ha” deyince yapılabilir mi? Android ve iOS tabanlı telefonların marketlerindeki şeker patlatma oyunlarının tüm türevleri yasaklanabilirse; çocukların ücretsiz oynadığı strateji oyunlarında seviye geçmek için izlemeleri gereken reklam videolarından sanal kumara direkt geçiş önlenebilirse pekâlâ mümkün olur.
Bir de göze almak gerek. Pedofili platformuna dönüşen, çocuk oyunları mecrası Roblox’a Türkiye’de erişim engeli getirildiğinde hangi gazetecilerin devreye girdiğini, influencer’ların bir anda nasıl pantere dönüştüklerini, hatta bazı “işbirlikçi annelerin” çocuklara dahi ağlaya zırlaya videolar çektirerek devlete baskı yaptığını gördük. Sanal kumara cephe almak da kolay değil. Lakin Enstitü Sosyal’in raporu da ortada. Okuyup bir kenara bırakan, görmezden gelen, kulaklarını tıkayan tüm yetkili merciler dün itibari ile sanal kumar belasına dair her şeyden mesuller artık. Oynatan ve oynayanlar kadar hem de.
Yangın var yangın! Bu ateşi sadece “kullanıcı” olanlar değil, hepimiz söndürmek zorundayız. İster insani ve İslami vazife deyin, ister alevlerin üzerinize sıçramasını önlemek... Ama hemen şimdi bir şeyler yapalım.

BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.