Soykırım yüklü bulutlar: Microsoft Gazze’ye nasıl ölüm yağdırıyor?

04:0029/08/2025, Cuma
G: 29/08/2025, Cuma
Ersin Çelik

Harvard mezunu yazılımcı İbtihal Ebu Saad, geçtiğimiz nisan ayında Microsoft’un 50. yıldönümü partisinde ayağa kalkmış ve tüm dünyanın dikkatini çeken bir eylemde bulunmuştu. Yapay zekâ birimi mühendisi Ebu Saad üç buçuk yıldır çalıştığı Microsoft’un İsrail’e verdiği yapay zekâ desteğini protesto ediyordu. Bu sırada sahnede Microsoft Yapay Zekâ Birimi CEO’su Mustafa Süleyman vardı. Yıllar önce Suriye’den Amerika’ya göç eden bir taksicinin oğluydu Mustaf a ve günümüzde insanlığı esir alacak bir güce

Harvard mezunu yazılımcı İbtihal Ebu Saad, geçtiğimiz nisan ayında
Microsoft’un 50. yıldönümü partisinde ayağa kalkmış
ve tüm dünyanın dikkatini çeken bir eylemde bulunmuştu.
Yapay zekâ birimi mühendisi Ebu Saad üç buçuk yıldır çalıştığı
Microsoft’un İsrail’e verdiği yapay zekâ desteğini protesto ediyordu.
Bu sırada sahnede Microsoft Yapay Zekâ Birimi CEO’su Mustafa Süleyman vardı.
Yıllar önce Suriye’den Amerika’ya göç eden bir taksicinin oğluydu Mustaf
a ve günümüzde insanlığı esir alacak bir güce erişen yapay zeka teknolojisinin mimarlarındandı.
İbtihal Ebu Saad o gün, büyük bir cesaretle ayağa kalkarak Mustafa Süleyman’ın yüzüne şunları söylemişti: 
“Yapay zekanın soykırım için kullanılmasına son verin. Gazze’de 50 bin insan öldü ve Microsoft bu soykırımı körüklüyor. Mustafa sen Suriyelisin. Bunu biliyoruz Mustafa. Sen savaş fırsatçısısın! Yazıklar olsun sana! Yapay zekayı soykırım için kullanmayı bırakın Mustafa! Ellerinizde kan var. Microsoft çocukları öldürdüğünde nasıl kutluyorsunuz?”
Duruşuyla, tavrıyla büyük takdir toplayan
Fas kökenli İbtihal Ebu Saad, dikkatleri Gazze’deki soykırımın teknolojik boyutuna çekmiş
ve salondan ayrılırken Microsoft’taki görevinden istifa ettiğini ilan etmişti.
Geçtiğimiz haftaya kadar Ebu Saad ile bir başka kadın meslektaşı için işlerinden olmakla kaldıkları düşünülüyordu. Ancak 
İngiliz Guardian gazetesinin, İsrailli ve Filistin destekçisi teknoloji uzmanlarıyla ortaklaşa yürüttüğü kapsamlı araştırma
, Microsoft’un Gazze soykırımındaki rolünün sadece yapay zekâ desteğinden ibaret olmadığını, çok daha derin ve kanlı bir iş birliğini ortaya çıkardı. Meğer
Microsoft, Gazze’ye yağan bombaların sadece zekâsını değil, hafızasını da sağlıyormuş.
Kapsamlı dosya haberden anlaşıldı ki, Microsoft CEO’su Satya Nadella, 2021’in sonlarında İsrail’in “silahsız ordusu” olarak bilinen askeri istihbarat ve gözetleme birimi Unit 8200’ün komutanı Yossi Sariel ile bizzat görüşmüş ve alçakça plan işlemeye başlamış:
Unit 8200, Filistinlilere ait milyonlarca telefon görüşmesinin kaydı dahil, devasa miktardaki verileri Microsoft’un Azure bulut platformuna taşıyacaktı.
İşte “Azure” bu plan doğrultusunda, Filistin halkının mahremiyetini depolayan dijital bir gözetim canavarına dönüştürüldü.
Microsoft-Unit 8200 iş birliğini, aktivistlere ve medyaya sızdıran kaynaklara göre proje kapsamında
“saatte bir milyon çağrıyı saklamak”
gibi devasa bilgi işlem gücü kapasitesi ortaya konulmuştu. Bu, sadece belirli hedeflerin teknik imkanlarla takip edildiği geleneksel gözetimin çok ötesinde,
bir halkın tamamını nefes alışlarına kadar kayıt altına almak demekti.
Nitekim öyle de oldu.
“Soykırım yüklü bulutlarda” biriken veriler üzerinden Gazze’de nasıl katliamlar düzenlendiğini
, habere konuşan İsrail istihbarat subayları deşifre ettiler. Microsoft’un himayesindeki katliam sistemi şöyle işliyordu: Azure’da tutulan telefon görüşmesi arşivlerinden elde edilen istihbarat, 
Gazze’de bombaların hedef alacağı noktaları araştırmak ve belirlemek için kullanılıyor.
 Bir kaynak, sivillerin yoğun olduğu bir bölgeye hava saldırısı düzenlenirken,
hedefteki kişinin yakın çevresindeki insanların telefon görüşmelerinin de incelendiğini itiraf etti.
Guardian’a konuşan 3 İsrail istihbarat kaynağı, Unit 8200’ün bulut tabanlı veri arşivinin son iki yıldır Gazze’deki, -yani 7 Ekim’den sonra başlayan soykırım sürecinde- ölümcül hava saldırılarını planlamak için kullanıldığını ve aynı zamanda
Batı Şeria’daki tutuklamalar ve diğer askeri operasyonların temelini oluşturduğunun bilgisini paylaştılar.
Microsoft elbette, her küresel suçlu ve soykırım ortağı gibi kendini aklamaya çalışıyor. Şirket, sistemin sivillerin gözetlenmesi veya telefon konuşmalarının toplanması için kullanıldığından haberdar olmadığını iddia ediyor. Gazze’de ölen herkesi;
çocuklar, kadınlar ve diğer masumları “sivilden” saymazlarsa sistemlerinin amacı dışında kullanıldığını kimse iddia edemez zaten!
Bu kirli ve kanlı ortaklığın arkasındaki motivasyon ise hem para hem de Microsoft’un teknolojisini geliştirme imkanıydı.
İsrail, Gazze’yi türlü silahları denediği laboratuvara dönüştürürken
, bilgisayar teknolojisi devi
Microsoft da telefon görüşmelerinden elde ettiği anlık ses kayıtlarını, devasa ses işleme sistemlerini test etmek ve geliştirmek için bir deney sahası olarak kullandı.
Üstüne bir de yüz milyonlarca dolar gelir elde etti.
Gazze’ye, İsrail’le eş zamanlı ölüm yağdıran
Microsoft’un ahlaki sınırları olmadığının ortaya çıkması bir yana
, dünyanın her bir noktasındaki
milyarlarca cep telefonu kullanıcısını yok edebilecek devasa bir güce dönüştüğünü de görmek gerekiyor.
Fas kökenli cesur mühendis İbtihal Ebu Saad, “Ellerinizde kan var” diye haykırdığında alkışladık, gurur duyduk ancak bu feryadın arkasındaki korkunç gerçekler şimdilerde ortaya çıktı. Guardian’ın haberi,
insanlığın ilerlemesi için geliştirildiği söylenen “bulut” teknolojisinin en derin katmanlarında soykırım işlediğini bizlere söylüyor.
Artık biliyoruz ki o bulutlar, sadece veri değil, aynı zamanda soykırım da yüklü. Şimdi, şu an dehşete düşmemiz ve devletlerin İsrail’in soykırım ortaklığını yapan Microsoft’a karşı harekete geçmesi için daha başka nelerin ortaya çıkması gerekiyor?
#Soykırım
#Microsoft
#Gazze
#Ersin Çelik