
Artık “örgütler dönemi” bitti. Artık “terör silahı” dönemi bitti. Artık etnik ve mezhep kimlikleri kullanılarak ülkeleri bölme dönemi bitti. Artık coğrafyanın “zaaflar”ını kullanıp işgal ve talan dönemi bitti.
Harita parçalanmaları dönemi bitti. Haritalar birleşecek, milletler kaynaşacak, Batılı istila için son nokta konulacak. Yüz yıllık eziklik, esaret sonlanacak.
Basra Körfezi ile Kızıldeniz arası, Karadeniz ile Akdeniz arası, Orta Asya ile Hint Okyanusu arası, Afrika ile Güney Asya arası, başka bir coğrafyaya dönüşecek.
Dönmeli, dönmek zorunda. Küresel fırtınaların büyüdüğü bu çağda, yöneticiler ve milletler bu akılla hareket etmek zorunda. İmparatorluk geçmişi olan milletler sahne almak zorunda. Başkentler, insan medeniyeti kadar bilge şehirler öne çıkmak zorunda.
Tel Aviv, Washington, Londra, Paris, Berlin denklemden çıkarılacak. Bu coğrafya buna mecbur. İstanbul, Kahire, Şam, Buhara, İsfahan, Saraybosna, Bakü, Bağdat harekete geçmek zorunda. Bu coğrafya buna mecbur.
Suriye’de son bir haftada çok şey değişti. YPG (SDG) üzerinden yürütülen bütün bölge dışı projeler çöktü. Bu değişim sadece Suriye değil, coğrafya ölçekli bir yeni dönem göstergesi.
Sadece Suriye’de değil, bütün bölgede örgütler üzerinden yürütülen harita planları, koridor planları, bölgesel dizayn projeleri çöktü.
Halep’in kurtuluşundan, Hama ve Humus’un kurtuluşundan, Şam’daki rejimin devrilmesine kadar çok hızlı ve şaşırtıcı bir değişim yaşanmıştı. Şimdi aynısı Fırat’ın doğusunda birkaç gün içinde yaşandı, yaşanıyor, yaşanacak.
Suriye PKK’sı YPG (SDG), önce Halep’teki mahallelerden sürüldü, direnemedi. Hemen ardından Fırat’ın batısında kalan topraklardan sürüldü, direnemedi. Devam
etti, Deyrizor’dan, Rakka’dan sürüldü.
Yine direnemedi. Şimdi Haseke, Kamışlı ve Ayn-el Arab’dan da sürülecek. Direnemeyecek.
Çünkü artık örgütlerin güç kullanım dönemi kapandı. Türkiye’de, Suriye’de, Afrika’da, Güney Asya’da terörün siyasi sonuç doğurma dönemi kapandı. Bu güçlere Batılı desteğin sınırlarına ulaşıldı ve o güç azaldı, çok daha azalacak.
Sırtını ABD’ye, İsrail’e, Avrupa’ya dayayanlar için tarih bitti, yol bitti. Onların daha büyük sorunları varken, bizler bu coğrafyada olağanüstü güç ve akıl inşa ederken bu örgütlerin hepsi sahipsiz kalacak.
Destek vermek isteyen ülkeler bile, bize ait güç haritasını görünce tereddüt edecek, cesareti kırılacak. Hepsi yalnız kaldı, yalnız kalacak.
“YPG’nin (PKK) yüz bin kişilik düzenli ordusu var” söylemleri boş çıktı. ABD’nin binlerce tır dolusu askeri desteği boş çıktı. “ABD’nin, PKK’ya hava savunma sistemleri vermesi” boş çıktı.
YPG’nin aslında bir hiç olduğu, ABD ve İsrail’in desteği ile abartılı güç atfedildiği, İsrail’in onu koruyamadığı ya da korumadığı ortaya çıktı.
Suriye ordusu Fırat’ın doğusuna daha gelmeden bölgedeki Arap nüfus hareketlendi ve birçok yeri YPG’den aldı. Orduya ihtiyaç bile duyulmadı.
Bu da, on yıldır yapılan bütün silah yatırımlarının aşiretleri bile yenemediği gerçeğini ortaya çıkardı. Örgütün halk tabanı olmadığını, kitlesel desteğinin yalan olduğunu ortaya çıkardı.
O “kibirli” uluslararası söylemlerin, kendini devlet sanmaların, kendini bölgesel denklem içinde konumlamaların, uluslararası pazarlıklarda “aktör” rolü oynamaların karşılığı olmadığı, Türkiye’de bazı çevrelerin kendilerine yüklediği “büyülü” misyonların rüya olduğu ortaya çıktı.
Şüphesiz bu olaylar YPG ölçeğinin çok ötesinde anlamlar içeriyor. Artık örgütlerin devri bitti. Artık örgütler üzerinden ülkelere ayar verme dönemi bitti.
Örgütler üzerinden ABD, Avrupa, İsrail vesayet ve işgal planları bitti. Örgütler üzerinden ülke formatlama, coğrafya formatlama dönemi bitti.
Bir haftadır Suriye’de olanlar, Yemen’de yaşananlarla aynı. Somali’de yaşanacaklarla aynı. Sudan’da yaşanacaklarla aynı.
Suriye’de YPG (PKK) üzerinden, Yemen’de Güneş Geçiş Konseyi üzerinden, Sudan’da Hızlı Destek Gücü üzerinden, Somali’de Somaliland üzerinden ülkeleri parçalıyorlardı. Elli yıl boyunca PKK üzerinden Türkiye’yi parçalamaya çalıştılar.
Ama Türkiye harekete geçti. İçeride PKK’yı bitirdi. Suriye’de PKK’yı bitiriyor. 15 Temmuz sonrası başlatılan Fırat Kalkanı harekâtı ve sonrası, PKK ve DAEŞ’in tasfiyesi başlatıldı.
Aslında bu operasyonlar, bugün konuştuğumuz her şeyin başlangıcıydı. Türkiye aklı, Osmanlı aklı, Selçuklu aklı, bin yıllık vatan ve coğrafya idraki harekete geçmişti.
Şimdi bölgenin diğer ülkeleri de bu yöntemi uyguluyor. Suudi Arabistan harekete geçti, Yemen’deki İsrail-BAE eksenini dağıttı. Yemen dağıldığında S. Arabistan da dağılacaktı. Güney’ini kontrol altına aldı. Tehlikeyi savuşturdu. İsrail eli kesildi, tetikçisi BAE bölgeden sürüldü.
Aynısı Sudan’da da olacak. Türkiye ve S. Arabistan aynı çizgide bu ülkenin parçalanmasını da engelleyecek. Türkiye zaten orada kendi mücadelesini veriyordu. Şimdi diğerleri de katılacak ve İsrail-BAE ekseni Sudan’dan da, bağlı örgütleri ile birlikte sürülecek. Aynı senaryo Somali’nin bütünleştirilmesi için de uygulanacak.
Suriye’de bu bölgesel senaryo gereği, YPG’nin arkası boşaldı. Hiçbir güç artık onları kurtaramaz, kurtaramayacak.
Hiçbir cephede tutunmaları mümkün değil. Tasfiye edilecekler, sürgün edilecekler, bu yapı ortadan kaldırılacak. Çünkü bütün bölgede yeni bir denklem kuruldu ve YPG bunun içinde değil.
ABD ile özel ilişkileri, İsrail ile kişisel ilişkileri bu denklemde onlar için ciddi hayal kırıklığı olacak.
Bugünlerde Suriye’de neler oluyor, Yemen’de neler oluyor, diğer çatışma ülkelerinde neler oluyor diye kafalardaki bütün soru işaretlerinin açıklaması burada. Yeni bir denklem, yeni bir coğrafya var.
Yeni bir güç haritası oluştu ve bu yapıda örgütlerin yeri olmayacak. Hepsi tasfiye edilecek.
Türkiye’nin yirmi yıldır büyük bir bilgelikle yürüttüğü olağanüstü güç inşası, bu gücü coğrafya ölçeğine yayması, imparatorluklar aklını bugüne çağırması, bölgesel ve küresel pazarlık masalarında oturma düzenini değiştirmesi, büyük coğrafya için yegâne örnek. Rol-model, ortak düşünceye dönüştü;
Artık bu coğrafyanın hiçbir küresel güce ihtiyacı yok, küresel güçlerin içerideki uzantıları öncelikli tehdit. Bu bilinç düzeyi, Türkiye öncülüğünde bütün ülkeler için paylaşılır hale geldi. İşte 21. yüzyılın mucizesi tam burada başlıyor.
Bu bir devrimdir. Küresel güç haritasını, coğrafyanın dinamiklerini olağanüstü ölçekte değiştirecektir. Ve bu değişim başlamıştır. Bir haftadır Suriye’de gördüğünüz şey, bu örneklerden sadece bir tanesidir.
“Terörsüz Türkiye”den “Terörsüz Bölge”ye geçtik. Terör ve örgütler, Batılı istilanın öncü güçleriydi. Bu güçlerin tasfiyesi, coğrafya üzerindeki Batı vesayetinin de sonunu getirecektir. Bu böyle büyük bir mücadeledir.
Örtülerin tasfiyesinden sonra, daha dramatik sonuçlar da gelecek. 20. yüzyılın güç matematiğine göre bizim coğrafyada şekillenen bütün yapıların tasfiyesi başlayacak.
“20. Yüzyıl Garnizonu” olarak kurulan İsrail için tarih bitecek. Çünkü artık ona kimsenin ihtiyacı yok ve Batı için bile çok ağır bir yük haline geldi.
Dikkat edin, İsrail, birkaç yıl önce Türkiye’nin Güney sınırlarına yerleşmişti. PKK ile birlikte Türkiye’yi tehdit ediyordu. Sınırlarımızın sıfır noktası işgal edilmiş, Türkiye ile coğrafya arasına kalın bir duvar örülmüştü. Herkes bunu Suriye meselesi, Kürt meselesi sandı.
Aslında olay Türkiye meselesiydi ve hedefe Suriye’yi parçalayarak varacaklardı. Terör Koridoru, Davud Koridoru hep bu amaçla formatlandı.
O günden beri bunları yazıyor, herkese bir şeyler söylemeye çalışıyorduk. Diyorduk ki; “Sınırımızın sıfır noktasına yerleşenlerin sınırlarının sıfır noktasına yerleşeceğiz. İsrail Türkiye sınırına geliyorsa Türkiye de Gazze’ye, Lübnan’a, Golan’a yerleşmeli ve bu olacak.”
Oluyor da. Suriye bütünleştiği anda Türkiye-İsrail sınırı Golan’da olacaktır. Çünkü Türkiye ve Suriye ortak savunma kalkanı altında olacaktır. PKK’nın, YPG’nin üslendiği rolü Kürt meselesi sananların bu olaya bir daha bakmaları gerekiyor.
Benzer bir sonuç Yunanistan’ı da, Rum Kesimi’ni de yoklayacak. İsrail ile birlikte Akdeniz’de, Ege’de Türkiye’ye karşı cephe kuran bu ülkeler, çok ağır fatura ödeyecek. O zaman İsrail onları savunamayacak. Bugün YPG’yi savunmadığı gibi.
O zaman Avrupa da onları savunamayacak. Bir taraftan Rusya ile savaş haline sürüklenirken diğer taraftan ABD ile arası bozulan Avrupa, Grönland’ı bile koruyamıyor.
O zaman yapacakları şey aynen şu: Grönland’a 15, üç, beş asker gönderdiler. Yunanistan’a 50 asker, Rum Kesimi’ne de bir asker gönderirler. Bu arada Adalar çoktan el değiştirmiş olur.
Neden böyle?
Çünkü İsrail bağlantılı bütün örgütler tasfiye ediliyor, YPG gibi. Çünkü İsrail ile ortaklık yapan bölge ülkeleri tasfiye ediliyor, BAE gibi.
Yunanistan ve Rum Kesimi de kendilerini PKK, YPG, BAE rolüne kaptırdılar. Aynı sonuç onları da bekliyor. Bölgenin yeni güç yapısını hiç anlamadılar, kendilerini ateşe attılar. İsrail Yunanistan cephesi de Akdeniz’e gömülecek.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.