
Eğer önlem alınmazsa, coğrafyanın tamamı korkunç felaketlerle yüzleşecek. Dahası, coğrafyamızı oluşturan ülkelerin ABD ve Avrupa ile ilişkileri bir daha onarılamayacak ölçüde yara alacak. Bu da küresel iktidar alanında, Batı’nın küresel güç alanına çok ağır darbeler indirecek.
DEAŞ, PKK gibi klasik terör örgütleri dönemi kapandı. Bu örgütler büyük oranda tasfiye edildi. Güç mücadelesinin, yeni tehditlerin dünyasında söz konusu örgütlerin yeniden varlık oluşturması artık mümkün değil.
Büyük Oyun içinde yerleri, etkileri çok azaldı. Artık güç mücadelesi başka silahlar, başka araçlar üzerinden yürütülüyor.
Bu örgütler dar bölgelerle ya da ülkelerle sınırlıydı. ABD ya da Avrupa’nın Türkiye ile, İran ile, Arap ülkeleri ile, Güney Asya’da ya da Doğu ve Orta Afrika’daki ülkelerle sınırlıydı. Her ülke ile ilgili ajandaları için bir örgüt kuruyorlar ya da destekliyorlardı.
Şimdi böyle bir güce sahip değiller. Ülkeler uyandı, milletler uyandı, devletler uyandı. New York’ta bir bankanın borsa müdahalesi ile, bir gazetenin makalesi ile ülkelere ayar verme dönemi kapandı. Artık ülke küçültme, rejim değiştirme, lider atama dönemi kapandı.
İşte o terör örgütleri hep bu kapıları açıyordu. Ülkeleri rejim değiştirmeye, lider değiştirmeye, küçültmeye, işgale hazırlıyordu. Batı, elindeki bu büyük silahı kaybetti. Kaybettikçe de küresel iktidar alanındaki payı küçülmeye başladı.
Yüz yıldır, Batı müdahalesinin en ağır örneklerine tanık olan coğrafya, şimdi yeni bir tehditle karşı karşıya. Bu sefer, klasik örgütlerin dışında, yeni bir terör dalgası ve dünyanın en büyük terör örgütü var. O da Batı’nın, coğrafyamızın kalbine yerleştirdiği İsrail’dir.
İsrail bir devlet değil, dünyanın en büyük terör örgütüdür. Avrupa’nın kurduğu, ABD’nin beslediği, nükleer silahlarla donatılan bu örgüt, terörü coğrafyanın tamamına yaydı, küreselleştirdi.
Batı’nın büyük coğrafyamızı yönetmek için bir “Garnizon” olarak kurduğu bu yapı, yirminci yüzyıl planlamasıdır ve artık ömrü bitmiştir. Bunu bildiği için de, kendine değer atfetmek için bütün ülkelere karşı bir terör fırtınası başlatmıştır.
İsrail’le mücadele bir “devletle mücadele” değil, bir “terörle mücadele” meselesidir. Bu yüzden de terör örgütlerine yönelik algı, tanım, kavram, silah, yöntem kullanılmalıdır.
Artık bu terör örgütünü tasfiye etme zamanı gelmiştir. İnsan ırkı artık bu yapıya tahammül etme sabrını terk etmek zorundadır.
Örgüt üyeleri dünyanın her yerinde gözaltına alınmalı, tutuklanmalı, “soykırım ve terör” suçlamaları ile yargılanmalı. Çünkü bunlar, bebek ve çocuklara yönelik sistematik katliam, bir millete yönelik soykırım, adam kaçırma, suikast, uluslararası sularda sabotaj, sivillere yönelik terör gibi çok ciddi suçların failleridir.
Türkiye ve bölge ülkeleri, İsrail ile “devletlerarası ilişki” formatını terk etmeli. Hiçbir devlet, İsrail gibi kontrolsüz değildir. Bir devlet gibi değil terör örgütü gibi hareket etmektedir.
Sınırları, meşruiyeti, kurumları yoktur. İnsanlık ailesi ile ortak alanları yoktur. İnsan ırkının tamamına karşı tehdit oluşturacak düşünce, planlama ve eylemlere sahiptir.
İsrail dünyanın en büyük terör örgütüdür. Sadece son bir yılda Gazze’ye, Batı Şeria’ya, Lübnan’a, Yemen’e, İran’a, Suriye’ye, Sudan’a saldırmıştır.
Türkiye’de ve birçok bölge ülkesinde terör saldırıları planlamış ve yapmıştır. Türkiye ve bölge ülkelerinin mücadele ettiği terör örgütlerini silahlandırmış ve yönetmiştir.
Coğrafyada her devletle, her milletle, her toplumla sorunları olan, hepsini düşman bilen, hepsine saldıran bu yapının artık ayakta kalmasına izin verilmemeli.
Türklere, Araplara, İranlılara, bütün Müslümanlara hatta Avrupa ülkelerine düşman bu yapı artık bu coğrafyada barınamaz. Dünyanın en büyük terör örgütünün tasfiye süreci hemen başlatılmalı.
Çünkü bu örgütün ülkelere vereceği zararların daha başındayız. İnsanlık bu kadarına bile tahammül edemezken, çok daha fazlasının olacağı ortada iken, büyük felaketleri şimdiden önlemek için güçlü adımların atılması, zor kararların alınması şarttır.
Hiçbir yönetim, ülkesini, milletini tehlikeye atamaz, atmaz. Oysa tehlike önümüzde ve beklemek intihar etmek anlamına gelecektir.
İsrail’in devlet statüsü kaldırılmalı. Bu örgütün üstündeki devlet örtüsü alınmalı. Zaten sınır tanımayan bu örgütün bir harita hakkı olmamalı. “İsrail” diye bir harita dünya haritasında yer almamalı.
Devlet statüsü alınıp BM üyeliği düşürülmeli, ulus üstü kurumlardan dışlanmalı. Zira bu yapı, “devlet” olabilecek ahlâkî yapıya sahip değildir.
İsrail’in bir coğrafyası da olamaz. Coğrafyanın tamamı bu yapıyı dışlamalı, ilişkileri bitirmeli, temsil hakkını sonlandırmalı. Çünkü İsrail bir milleti temsil etmemektedir.
Tamamen Doğu Avrupa’dan, Avrupa’dan, Asya’dan gelmiş yağmacılardan, hırsızlardan oluşan bir yapı bu terör örgütünü yönetmektedir. Örgütün başındakilerin Sami ırkı ile bile hiçbir alakası yoktur.
Hal böyle iken bu yapı Türkiye’ye parmak sallamakta, tehditler savurmaktadır. Sadece bu coğrafyada bin yıldır tarih inşa eden, coğrafya formatlayan bir millete, ülkeye, “İran’dan sonra sıra sizde” diyebilmektedir.
Bu küstahlığın bedeli elbette olacaktır, olmalıdır. İmparatorluklar aklının taşıyıcısı Türkiye’nin bir örgüt tarafından böylesine tehdit edilmesine göz yumulamaz.
Dahası bu yapı, Ege’de, Akdeniz’de, Libya’da, Balkanlar’da, Sudan’da, Türkiye’ye örtülü saldırılarını sürdürmektedir.
Daha dün, Türkiye-Suriye sınırında kendi terör haritasını çizen bunlardır. Daha dün Türkiye içinde bombalar patlatan örgütleri destekleyen bunlardır. Daha dün Türkiye içinde darbelere girişenler bunlardır. Daha dün FETÖ üzerinden Türkiye’yi bir iç savaşa sürüklemeye çalışanlar bunlardır.
Coğrafyanın büyük devletleri, büyük milletleri artık bu örgütün elinde oyuncak olmamalı. Bir terör örgütünün saldırılarının kurbanı olmamalı. Binlerce yıllık şehirlerimiz, bu çakalların oyun alanı yapılamaz.
Türkiye; Suriye, Lübnan ve Filistin’i tam anlamıyla kanatları altına almalı. Buralara yapılan saldırıları kendine yapılmış saymalı. Kendisi İsrail’e karşı terörle mücadele başlatmalı. Dünyayı böyle bir mücadeleye çağırmalı.
Avrupa, İsrail yüzünden dünyayı kaybettiğini gördü. ABD de görecek. İsrail’i savunan dünyayı kaybedecek. İsrail ile ittifak yapan, ülkesini kaybedecek. Bu artık böyledir.
Öyleyse dünyayı kana bulayan bu örgütü tasfiye etmek için bir tarih başlatılmalı. Örgüt üyeleri Türkiye’de ve dünyada, nerede olursa olsun takibe alınmalı. Her yerde gözaltına alınıp tutuklanmalı.
Önleyici saldırılar başlatılmalı, bu örgüte destek olan bölge ülkeleri üzerinde baskı kurulmalı. Coğrafyanın huzuru sağlamak için örgüt ve mensupları coğrafya dışına itilmeli.
Öyleyse sadece devletler değil, bireyler olarak da böyle bir anlayışı yaymamız, zihinlerimizde oturtmamız, İsrail’e bakışımızı bu şekilde değiştirmemiz için adımlar atmak gerekiyor.
Artık coğrafyamızın kalbine yerleştirilmiş böyle bir devlet yok. Doğu Avrupalı sömürgecilerin, bir terör örgütü kurup yağmacıların Filistin topraklarını talan ettiği gerçeği ile hareket edeceğiz.
İsrail’i “terör örgütü olarak görme”, İsrail’e karşı “terörle mücadele başlatma” söylemi bazılarına erken bir söylem gibi gelebilir. En nihayetinde bütün devletlerin varacağı yer burası olacaktır.
Ancak bu karar geciktiği ölçüde, yeni soykırım örnekleri, belki de nükleer soykırım örnekleri göreceğiz. O zaman yarını bugüne taşıyıp bugünden harekete geçmek şarttır.
Bu coğrafya bizim ve ona sahip çıkacağız. Bir caniler topluluğunun tarihin akışını kesmesine asla izin veremeyiz.
“Küresel İslâmî terör” projesi bunların icadıydı. Dünyayı kasıp kavurdular. Şimdi görüyoruz ki, küresel terör dalgasını kendileri yapacaklarmış, bu kamuflajı bu yüzden uydurmuşlar!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.