Macron Türkiye’yi “nükleer saldırı” ile mi tehdit ediyor! Öyleyse biz de Ege’de sınırları yeniden çizeriz. O adalar bize çok lazım! “Beş ülke” nükleer güç olmalı.Coğrafyayı koruyacak ortak “nükleer şemsiye” kurulmalı.

04:0028/04/2026, Salı
G: 28/04/2026, Salı
İbrahim Karagül

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron; Atina’da, kendini tutamayıp Türkiye’yi tehdit etti. “Türkiye, Yunanistan’ı tehdit ederse Yunanistan’ın yanında oluruz. Egemenlik tehdit edilirse, bilin ki burada olacağız.” Macron bununla da yetinmedi, “Yunanistan’ı nükleer şemsiye altına alma” sözü de verdi. Elbette Rusya buna çok sert reaksiyon gösterdi ama Macron’un asıl hedefi Türkiye idi ve aslında bu çıkışı, Türkiye’yi nükleer saldırı ile tehdit etmeye dönük bir bilinçaltını yansıtıyordu. Düşünün; karısından

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron; Atina’da, kendini tutamayıp Türkiye’yi tehdit etti. “Türkiye, Yunanistan’ı tehdit ederse Yunanistan’ın yanında oluruz. Egemenlik tehdit edilirse, bilin ki burada olacağız.”

Macron bununla da yetinmedi, “Yunanistan’ı nükleer şemsiye altına alma” sözü de verdi. Elbette Rusya buna çok sert reaksiyon gösterdi ama Macron’un asıl hedefi Türkiye idi ve aslında bu çıkışı, Türkiye’yi nükleer saldırı ile tehdit etmeye dönük bir bilinçaltını yansıtıyordu.

Düşünün; karısından tokat yiyen ve Trump’ın diline düşen, küresel politikalarda hiçbir ağrılığı olmayan, gördüğü her kalabalığa karışıp öne çıkmak için uğraşan, G20 zirvelerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan azar işiten Macron’dan söz ediyoruz.


MACRON VE FRANSA “KÜÇÜK OYUNCU”DUR.

Sözleri de tehditleri de bizim için önemsenecek biri değil. Zira onun liderliğinde Fransa, 21. yüzyılın en büyük kaybedeni olmaya doğru gidiyor. Orta Afrika ülkelerinin tamamından kovuldu. Eski sömürgeleri bile onu ciddiye almıyor.

Afrika’daki kaynakları kaybeden Fransa’yı büyük bir ekonomik kriz bekliyor. Jeopolitik olarak hem Afrika’da hem Ortadoğu’da eski nüfuzunu büyük oranda yitirdi. Küresel iktidar alanında Macron’u ciddiye alan, Fransa’yı merkezi gören bir anlayış da kalmadı zaten. O her masada, her cephede, her zirvede bir “küçük oyuncu” olarak görülüyor.


ANADOLU’DAN İLK KAÇAN ONLARDI.
ŞİMDİ AFRİKADA’DAN DA KAÇIYORLAR!

Macron tipi liderler yüzünden Fransa, İkinci Dünya Savaşı sonrası elde ettiği bütün kazanımlarını harcadı. 21. yüzyılda yeniden kurulan küresel iktidar alanında payı olağanüstü ölçekte küçüldü. Ve öngörülebilir gelecekte bu küçülme devam edecek.

Fransa, Türkleri düşman bildiği her yerde kaybetti. Birinci Dünya Savaşı sonrası, İngilizlerin yol açmasıyla, Yunanistan’ın kuyruğuna takılıp Gaziantep, Şanlıurfa, Kahramanmaraş’ı işgal etti. Ama Anadolu direnişi başladığında ilk kaçan onlar oldu.

Fransa’nın sancıları çok fazla. Afrika’da terk etmek zorunda kaldığı her yerde Türkiye var. Orta Afrika ülkeleri Türkiye ile yakınlaştıkça Fransa’yı daha da dışlıyor. Bunun yol açtığı öfke, Macron tarafından Türkiye’ye yöneltiliyor ama pek ciddiye alınmıyor.


MACRON: “YPG’Yİ KORUMAK NAMUS
BORCUMUZ.” PEKİ HANİ NEREDE YPG?

Çünkü Fransa, küçük oyuncularla oyun kurmak zorunda bırakılmıştır. Yunanistan gibi, Rum kesimi gibi, PKK gibi, benzer terör örgütleri gibi. Akdeniz’de bile Fransa’nın Türkiye’ye karşı bir caydırıcı güç olması imkânsız hale gelmiştir.

Suriye’de atıp tutan, YPG’ye her türlü desteği veren, YPG’yi ayakta tutmayı namus meselesi gören, Lafarge şirketi ile terör örgütüne binlerce kilometre yeraltı tünelleri inşa eden Fransa, Suriye’deki gücünü iki haftada kaybetti. Hep yanlış adreslere oyandı, “ortakları” kaybedince o da bulunduğu bölgelerde bitti.


TÜRKİYE’YE KARŞI NÜKLEER TEHDİT DİLİ KULLANMANIN BEDELİ OLACAK!

“Yunanistan’ı nükleer şemsiye altına alma” çıkışı Fransa için intihar olabilir. Sanırım bu sözün ne anlama geldiğini, nasıl bir tehdit dili olduğunu, sonuçlarının nerelere varabileceğini iyi düşünmediler.

Bu söz, Rusya’ya karşı değil, Türkiye’ye karşı söylendi. “Nükleer koruma” sözü nükleer saldırı tehdidini söyleme biçimidir ve not edilmiştir. Böyle bir tehdit ilk kez dile getiriliyor.

“Türkiye saldırırsa Yunanistan’ın yanında olacağız” cümlesi bile yeterince düşmanlık içerirken, yeterince abartılı iken, aslında havaya söylenmiş bir sözken, nükleer tehdit büyük bir kırılmaya neden olacaktır.


TÜRKİYE COĞRAFYANIN TAMAMINDA,
FRANSA’NIN UYKULARINI KAÇIRACAKTIR.

Türkiye’yi nükleer silahla tehdit eden bir ülkenin, bundan sonra, Balkanlar’da, Akdeniz’de, Ortadoğu’da, Afrika’da uykuları kaçırılacaktır. Türkiye bunu yapar ve yapacaktır. Ama sabırla, ama sessizce, ama gürültü çıkarmadan, ama çok iyi bir zaman planlamasıyla...

Türkiye, Macron’un hafifliklerini çok önemsemez. Ama Fransa’nın Yunanistan’la savunma ortaklığı ile, iki ülkenin, Türkiye’nin batısında bir Cephe inşa etme planlarıyla ciddi anlamda ilgilenecektir.

Doğu Akdeniz’de, Adalar Denizi’nde (Ege) Trakya’da tehditlerin kaynağına inecek ve hazırlıklarını yapacaktır. Bu hazırlık savunma mı olur, başka türlü mü olur, bunu Atina’nın çok iyi bildiğini düşünüyoruz.

Yunanistan’ın ve Rum Kesimi’nin İsrail ile yaptığı askeri ortaklıklar, ülke içinde ABD üsleri kurmaları, Adalar’ı ABD-İsrail silahları ile donatmaları Türkiye için bir “yakın tehdit” olarak zaten tanımlanmıştı. Şimdi bu cepheye, İsrail ve Yunanistan adına Fransa da katıldı. Macron, ülkesini Türkiye’ye karşı cepheye sürmüş oldu.


ÖYLEYSE BİZ DE O SINIRLARI
YENİDEN ÇİZER, ADALARI İSTERİZ…

Bir önceki yazımda aslında bu konuyu tartışmıştım. “Hürmüz’e bak, Boğazlar’ı düşün. Ege ve adalardaki askeri yığınağı İstanbul Boğazı için yapıyorlar! Öyleyse: Batı Trakya, adalar tartışmaya açılmalı. Ege’de deniz haritası yeniden çizilmeli. Anadolu “doğal sınır”larına kavuşmalı” diyerek, “yeni tehdit”in fotoğrafını çekmeye çalıştım.

“Batı Cephesi”ndeki gelişmeleri ısrarla ve ısrarla tekrar ve tekrar gündemde tutmamız lazım: İsrail, Yunanistan, Rum Kesimi bir ortak cephe kurdu. Askeri anlaşmalar, tatbikatlar yapıyorlar. Bunu Türkiye’ye kaşı yaptıklarını artık gizleme ihtiyacını duymuyorlar. Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e kadar uzanan bir Batı Cephesi şekillendiriyorlar. NATO üssü dediğimiz yerler İsrail için de üs görevi görüyor.


BU BİR SALDIRI HAZIRLIĞIDIR
İSTANBUL’A VE BAĞAZLAR’A…

Bu hazırlıkları “Rusya tehdidine karşı Avrupa’yı koruma hazırlığı” diye pazarladılar. Bu büyük bir yalandı. Rum Kesimi ve Yunanistan İsrail’in garnizon ülkeleri haline getirildi. Ege’de sorun, Türkiye-Yunanistan sorunu olmaktan çıkarıldı. Bu iki ülke de vesayet altına alındı, Türkiye’ye karşı cepheye dönüştürüldü.

Bu hazırlıklar Türkiye’nin Yunanistan’ı vurmasını engellemek için bir savunma hazırlığı mı? Türkiye Kıbrıs’ın tamamını alır korkusu mu? AB sınırlarını “Türk Tehdidi”ne karşı takviye etme girişimi mi?

Bu bir savunma değil, saldırı hazırlığıdır. Yunanistan ve Adalar’daki askeri yığınaklar ile Yunanistan, İsrail, Rum Kesimi askeri ittifakı İstanbul ve Boğazlar içindir.

Türkiye, Basra Körfezi’nden Doğu Afrika’ya kadar kurulan oyunları bozan, yeni oyun kuran, Akdeniz’de gücünü inanılmaz ölçüde artıran bir ülke. Bu oyunu da bozacaktır ama oyunun fotoğrafını net bir şekilde ortaya koymak görevimizdir.


SAVUNMADA KALMAYIZ.
TEHDİTLERİ BÜYÜTÜRÜZ!

Yazının yayınlandığı gün Macron’un Atina’dan verdiği tehdit mesajları, “Batı’dan çevreleme” ve saldırı hazırlığının açık göstergesiydi. İkili ilişkileri boş verin, ülkelerin hangi cepheye nasıl yerleştiğine bakın.

“Büyük Fırtına”da kimlerin nerede duracağına bakın. Tehdidi nükleer saldırıya kadar vardıran bir liderin zihnindeki Türkiye algısına bakın.

İsrail ve Yunanistan’ın Türkiye’yi ürkütmesi mümkün değil. Fransa’nın da. Ama Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan saldırı hazırlıklarına karşı Türkiye, asla savunmada kalmayacak, tehdidi büyütecektir.


TEHDİT TEHDİTLE UZAKLAŞTIRILIR…

Anadolu’nun kendi doğal sınırlarına kavuşması için, Batı Trakya ve Adalar’ın Türkiye’ye kavuşması için daha da keskin bir politika izleyecektir. Tehdit tehditle uzaklaştırılır. Artık tehditlerden savunma ile korunmak imkansızdır.

Hiçbir ülke denizin sıfır noktasında kendini koruyamaz. Hiçbir ülke, kendi kıyılarında rehin alınamaz. Öyleyse; onlar Boğazlar hesabı yaparken, yabancı güçleri sınırlarımıza toplarken, Adalar Denizi’ndeki sınır, Anadolu’nun doğal sınırında yeniden çizilmeli. Bu er ya da geç olacaktır. Fransa’nın bunu önleme gücü yoktur.

ABD’de Güney Carolina’dan Senato adayı olan Mark Lynch, seçilmesi halinde Ayasofya’yı Yunan Ortodoks Kilisesi’ne devredeceğini söylüyor. Ayasofya Hristiyanlara geri verilene kadar da Türkiye’den yapılan tüm ithalatı yasaklayan bir yasa tasarısı sunacağını söylüyor. Batı’nın bilinçaltı budur. Fransa’nın da, Macron’un da bilinçaltı budur.

COĞRAFYA ÖLÇEKLİ ORTAK NÜKLEER ŞEMSİYE KURULMALI.
BEŞ ÜLKE ACİL NÜKLEER GÜÇ OLMALI!

Vakit kaybetmeksizin Türkiye, Suudi Arabistan, İran, Mısır ve Pakistan, “ortak nükleer koruma kalkanı”na kavuşmalı. Bu ülkelerin tamamı nükleer güç olmalı. Coğrafya ölçekli nükleer şemsiye oluşturulmalı. Zira yaklaşan fırtına bunu zorunlu kılıyor.

Macron, Türkiye’yi endişelendirebilecek bir lider değil. Fransa, Türkiye’yi sınırlayabilecek bir ülke değil. Ama Batı Kapısı’nda biriken kara bulutları dikkatle izliyoruz. Macron, sadece, planlanan şeyleri daha erken açık ediyor.

Onlar bir plan yapıyorsa, biz de bir hazırlık yapıyoruz…

#İbrahim Karagül
#macron
#politika