Maduro’nun kaçırılmasından sonra hangi cümleler kurulur? Peki, biz nereye el koyalım? Rum Kesimi’ne mi, Adalar’a mı! Madem böyle bir dünya kurdunuz, biz de iddialarımızla sahne alıyoruz. İsrail-BAE eli bütün coğrafyada kesilmeli...

04:006/01/2026, Salı
G: 6/01/2026, Salı
İbrahim Karagül

ABD, Venezuela’ya bir gece baskını yaparak, Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırdı. Saldırı öncesi Başkent Karakaş’ın elektrikleri kesildi, Cumhurbaşkanı korumaları öldürüldü, Maduro ve eşi yatağından sürüklenerek götürüldü. Karanlık noktalar çok fazla. O sırada Venezuela ordusu ne yapıyordu, ülkedeki muhalefet ABD’ye ne kadar ve nasıl destek verdi, bazı askeri birlikler ve komutanlar ABD ile ne kadar ve ne tür iş birliği yaptı? BATI MEDENİYETİ VAHŞET, TALAN, HIRSIZLIK ÜZERİNE KURULMUŞTUR! Bunlar zamanla

ABD, Venezuela’ya bir gece baskını yaparak, Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırdı. Saldırı öncesi Başkent Karakaş’ın elektrikleri kesildi, Cumhurbaşkanı korumaları öldürüldü, Maduro ve eşi yatağından sürüklenerek götürüldü.

Karanlık noktalar çok fazla. O sırada Venezuela ordusu ne yapıyordu, ülkedeki muhalefet ABD’ye ne kadar ve nasıl destek verdi, bazı askeri birlikler ve komutanlar ABD ile ne kadar ve ne tür iş birliği yaptı?


BATI MEDENİYETİ VAHŞET, TALAN, HIRSIZLIK ÜZERİNE KURULMUŞTUR!

Bunlar zamanla açığa çıkacak. Bir ülkeye el koymak, dünyanın en zengin petrol kaynaklarına el koymak, altın ve elmas madenlerine el koymak, devasa demir yataklarına el koymak ve daha birçok zenginliğin yağmalanması, çalınması…

Beş yüz yıllık Batı sömürgeciliğine, dünya genelinde uyguladıkları vahşet tarihine bir örnek daha eklendi. Batı medeniyeti soykırım, yağma, hırsızlık, talan üzerine kuruludur.

Yüzyıllardır gücü ellerinde tuttukları için, dünya genelinde canını yakmadıkları, kanını akıtmadıkları tek bir millet kalmamıştır.


DÜPEDÜZ HAYDUTLUK, KORSANLIK…

Dübedüz bir haydutluk, korsanlık örneği izledik. Saldırıdan önce Venezuela’nın petrol tankerlerini çalıyorlardı. Şimdi Devlet Başkanı’nı kaçırdılar. Büyük bir küstahlıkla ülkeye el koyduklarını söylediler, petrolü ABD şirketlerine nasıl peşkeş çekeceklerini konuştular.

Ellerini ve ayaklarını kelepçeleyip, gözlerini bağlayıp ABD’ye götürdüler. Her adımı ABD’nin güç reklamı için önceden planlanmış şekilde fotoğraflar, görüntüler servis ettiler. New York sokaklarında gezdirip teşhir ettiler. Bir ülkeye, bir Devlet Başkanı’na hakaretler edip aşağıladılar.


ASLINDA AŞAĞILANAN BİZDİK, İNSANLIKTI…
BÜTÜN GÜNAHLAR SESSİZLİKTEN GÜÇ ALIR!

Aslında aşağılanan Maduro değildi. Venezuelaydı, bizdik, insanlıktı, dünyanın tamamıydı. Gazze’de soykırım yaparken, bebekleri sistematik biçimde öldürürken nasıl dünya ile alay ediyorlarsa yine öyle alay ettiler.

Bütün günahlar, bütün büyük suçlar, bütün insanlık felaketleri, insan ırkının sessizliğinden güç alıyordu ve yine öyle oldu.

“Yahudi Kabile Devleti”nin başkanı ABD’ye gitti, Trump’la görüştü ve saldırı planlandı. İki soykırımcı baş başa verip, İsrail aleyhine, Filistin halkının ve insan onurunun yanında saf tutan bir adama böyle “ceza” veriyordu.

Yargılanması gerekenler yargılıyor, insanlık ailesi içinde yaşamaması gerekenler hayatlar üzerine kararlar veriyordu. Bir Orta Çağ Avrupa haydutluğu 21. yüzyılda tekrarlanıyordu.


İSRAİL’İN KIYAMETİ, ABD’NİN LANETİ: BU GÜÇ GÖSTERİSİ DEĞİL, KORKUDUR!

Kıyamet öncesi zulüm artardı. İsrail’in kıyameti öncesi zulüm arşa yükseliyor, ortağı ABD, insanlığın gözünde açık biçimde lanetleniyordu.

Bu kadar kaba, barbar, görgüsüz ve devlet ciddiyetinden uzak kabadayı tavırların elbette bir bedeli olacaktı. Ama tarih uzun bir süreçti ve bir insan ömrüne her şey sığmazdı.

Aslında yapılan bir güç ispatı değildi. Bir zayıflıktı. Zayıf bir isim üzerinden çirkin bir kabadayılığa ancak özgüveni yoksun, gelecek korkusu olan ülkeler başvururdu.

ABD’nin kabalıklarının artması gelecek korkusu işaretidir. İsrail’in barbarlığının sınırları aşması, yarın korkusundandır.

İlk insandan bu yana biliyoruz ki; böyle azgınlaşan toplumların veya devletlerin tarihten silinişi hızlanıyor. İnsan ailesi er ya da geç bir bedel ödetiyor.


KABİLE DEVLETİ” İNTİKAM ALIYOR...
ŞİLİ’DEN KOLOMBİYA’YA KADAR “YAKIN ÇEVRE” TASFİYESİ BAŞARILI OLAMAZ.

Maduro’nun kaçırılması sadece petrolün ve zenginliklerin yağmalanması değildi. İşin hırsızlıktan öte hedefleri de vardı. İsrail’e, “Yahudi Kabilesi”ne tavır alan herkese had bildiriliyor, gözdağı veriliyordu. Latin Amerika’da “solcu” denilerek, İsrail’e tavır alanlar, soykırıma karşı duranlar cezalandırılıyor, İsrail’in intikamı alınıyordu.

Bu şekilde de devam edecek gibi. Bunu bütün dünyada yapmalarına imkân yok. Ama ABD’nin etki alanının yoğun olduğu “yakın çevre”de bu yönde bir hesap yürütülüyor.

Şili’den Kolombiya’ya kadar, liderlere yönelik saldırılar, siyasi yapılara yönelik tasfiyeler devam edecek gibi. Ama bu “yakın çevre” tasfiyesi başarılı olamaz. Uzun soluklu ve ABD’yi yıllarca meşgul edecek bir istikrarsızlık haritası oluşur.

Her şey, Maduro’un kaçırılması kadar “kolay” olmayacak. Bu dalga, ABD’nin “yakın çevresi’ni büyük bir istikrarsızlık alanına çevirebilir. Bu da ABD’yi “küreselleşmeden” uzaklaşıp “bölgeselleşmeye” zorlayabilir. Zaten böyle de oluyor. Tek yanlı ABD küreselleşmesi zaten bitmişti.


TÜRKİYE DE RUM KESİMİ’NE EL KOYAR!

Bu saldırganlık dünya genelinde ABD nefretini patlatır, Amerika kıtasında ABD’ye duyulan sempatiyi büyük oranda yok edebilir. Bugün bu tür eylemlere destek verenlerin yarın kendi toplumlarında lanetlenebileceğini de bir yere not etmek lazım.

Bu tür uygulamalar yayılır ve “emsal” olursa, birçok ülke benzer girişimler başlatabilir. Liderleri kaçırıyorsan, “Şu ülke benim olacak” diyorsan, Çin, Türkiye, Rusya da benzer şeyleri yapmaya hak kazanır.

Çin Tayvan’a müdahale eder, Türkiye “İsrail’le birlikte bana cephe kuruyor” diye Rum Kesimi’ne el koyar. Birçok ülke, böyle zincirleme eylemlere girişme hakkında sahip olur. Yarın biri kalkar Netanyahu’yu siler.


ARTIK HİÇBİR KURAL OLMAYACAK.
HERKES BU DÜNYAYA HAZIRLIK YAPSIN!

Uluslararası hukuk, uluslararası toplum, küresel üst kurumlar söylemini devam ettiren, onlara güvenen, onlardan bir şeyler bekleyen bütün devletler, tarihin bu dönemini ıskalayacak. Artık böyle şeyler yok. Tamamen güç eksenli bir yeni dünya var ve herkes uyanmalı.

Yıllardır bize bunu anlatan siyasiler, medya güçleri, sivil oluşumlar uluslararası mekanizmalar hep yalan söylüyordu.

Bu siyasi söylemler milletleri uyuşturmak, Batı tahakkümünü ayakta tutmak içindi. Bu saatten sonra, güce yatırım yapan, güç ortalıkları kuran, bölgesel ortak alanlar inşa eden devletlerin geleceği olacak.


TÜRKİYE VE BÖLGE ÜLKELERİ ACİLEN ORTAK GÜÇ ALANLARI İNŞA ETMELİ.

İnsan ırkı için korkutucu bir dönem ama maalesef gerçek dünya artık bu. Bu yüzden de Türkiye’nin bulunduğu dünyanın merkez coğrafyasında, acilen, teyakkuz halinde bölgesel ortaklıkların inşa edilmesi gerekiyor.

Bölge içi parçalanma senaryolarına karşı durmak, bölge için çatışma alanlarını boşa çıkarmak, Batı’dan gelen harita planlarına topyekûn direnmek esastır.

İşte tam da bu alanda son günlerde yaşananlar ibretliktir. İsrail’in Somaliland’i tanıması, hemen ardından BAE’nin bu bölgeye askeri sevkiyata başlaması, Suudi Arabistan’ın Yemen’de BAE güçlerine karşı harekata girişmesi bu bölgesel güç alanı oluşumu konulu tehditlerin nerelere uzandığının işaretidir.


BAE-İSRAİL EKSENİ BÜTÜN BÖLGEDE KIRILMALI: YEMEN, SUDAN, SOMALİ’YE MÜDAHALE ŞART...

BAE üzerinden bir İsrail senaryosu olarak kullanılan “ülke parçalama” senaryoları son derece ciddiye alınmalı, yani harita çalışmalarına acil müdahale edilmeli.

Eğer geç kalınırsa, bölge eksenli güç inşa etmenin önü tamamen kapanmış olacaktır. Şu an işleyen planlama bu alanı kapatmaya dönüktür.

Sudan’da iç savaş çıkardılar. Bu güzel ve özel ülkeyi neredeyse böldüler. BAE ve İsrail destekli Hızlı Destek Gücü üzerinden ülkeyi felakete sürüklediler.

Türkiye, S. Arabistan ve Mısır Sudan’a desteği artırmalı, BAE-İsrail silahlı gücü olan bu cephenin tasfiyesi için her şeyi yapmalı. Türkiye’nin şu an yürüttüğü bu yöndeki mücadeleye S. Arabistan ve Mısır da askeri destek vermeli.


S.ARABİSTAN VE MISIR’I KUŞATMAYA ALIYORLAR.

BAE üzerinden bir başka İsrail Planlaması, Yemen’de yürütülüyor. Kızıldeniz’in Hint Okyanusu’na açıldığı Bâbülmendep Boğazı İsrail ve BAE’nin eline geçiyor. Yemen açıklarındaki bütün adalar bu güçler tarafından işgal edildi.

İşte tam bu aşamada S. Arabistan, bir zamanlar ortağı olan BAE’ye ve bağlı güçlere askerî harekât başladı. Çok da doğru yaptı. Yoksa Sudan üzerinden Mısır, Yemen üzerinden S. Arabistan BAE-İsrail tarafından çevrelenmiş olacaktı.


TÜRKİYE’YE KARŞI DA BAE-İSRAİL EKSENİ KURULDU. HEM AKDENİZ’DE HEM EGE’DE. TÜRKİYE BU ELİ KESMELİ.

Somaliland projesi de BAE-İsrail projesidir. Kızıldeniz’i kontrol altına almaya dönüktür. Doğuda Yemen’deki bu güçler temizlendikten sonra suyun karşı tarafında, Somaliland’de de BAE-İsrail eli kesilmelidir.

İşte bütün bunlar; Türkiye, S. Arabistan, Mısır, Katar, Pakistan, Azerbaycan yakınlaşmasını, Ortadoğu’dan Orta Asya’ya bir güç kuşağı oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır.

BAE-İsrail’in Doğu Akdeniz ve Ege’de Türkiye’ye karşı oluşturduğu cephe ile diğer iki ülkenin hissettiği tehditler aynıdır.

Açıkça, dünyada hiçbir kural, teamül, üstyapı, saldırganlıkları dizginleyecek mekanizma ve uzlaşma alanı kalmamıştır. “Dünyanın çivisi çıktı” sözü ilk kez bu kadar gerçek hale geldi. Bu kuralsız dünyada, sadece güç konuşacak. Birçok ülke, tek başına ayakta kalamayacağı için acilen yeni ortaklıklar kurmak zorunda kalacak.

Türkiye, uzun yıllardır bu korkutucu dünyaya hazırlanıyordu. Bunu gördü, okudu, çok yoğun hazırlıklara girişti. Bu anlamda Türkiye için, yeni güç alanı oluşturması için “fırsatlar” da ortaya çıkıyor. Ve bu “fırsatlar” hak ettiği ölçüde kullanılacaktır.

Tanımlanmamış bir dünya savaşı aşamasına girdik. İmparatorluk geçmişi olan ülkeler ayağa kalkmalı. Geleceğin dünyasını kurmaya dönük cesur adımlar atmalı.


ÇİN VE RUSYA DA MÜDAHALELERE BAŞLAYACAK.

ABD Latin Amerika’ya müdahaleler zincirini başlattı. Rusya, Ukrayna üzerinden Avrupa’yı sıkıştırıyor. Çin’in Tayvan’a müdahalesi için “şartlar” oluştu.

Bizim coğrafyada İsrail-BAE eksenine Suudi Arabistan’ın Yemen müdahalesi kapıyı açtı. Türkiye ve Suriye’nin, YPG meselesini çözmek için harekete geçme konusunda şartlar olgunlaştı.

Artık kim güçlüyse, istediği kaynaklara, istediği liderlere, istediği ülkelere müdahale edecek. Kim, tehdidi nerede hissediyorsa orayı vuracak. Maduro örneği bu kapıları tamamen açtı.


KIBRIS RUM KESİMİ’NE, ADALARA MÜDAHALE HAKKIMIZ DOĞAR.

Öyleyse Türkiye’nin de Kıbrıs Rum Kesimi’ne müdahale, Ege’de adalara müdahale hakları doğdu. Çünkü bu iki ülke, İsrail ile beraber sınırlarımızın sıfır noktasında, kıyılarımızda silah yığınağı yapıyor ve tek hedef Türkiye.

Türkiye, S. Arabistan’ın Yemen müdahalesini desteklemeli. Türkiye, S. Arabistan ve Mısır, Katar, Azerbaycan ve Pakistan’la birlikte Sudan ve Somali gibi ülkelerde İsrail-BAE eksenine karşı birlikte harekete geçmeli. Bu ülkelerin parçalanması engellenmeli.

ABD Grönland’ı istiyorsa, biz de adaları istiyoruz. ABD Latin Amerika’ya el koyuyorsa biz de yakın çevremizdeki tarihi miras haklarımız için harekete geçebiliriz. ABD, Rusya, Çin bir yerlere el koyuyorsa biz nereye el koyalım…

Bu sorunun cevabı gayet açık.

#Venezuela
#ABD
#BAE
#israil
#İbrahim Karagül