
Hiçbir sebep yokken, ABD ve İsrail bütün dünyayı “İran’a saldıracağız” teyakkuzuna sürükledi. İran içindeki toplumsal tepkileri “İran çöküyor” gibi algıladı.
İran muhalefetinin ve Şah rejimi taraftarlarının gazına geldi. Olaya bir de İsrail provokasyonu, Trump’ın gelişigüzel açıklamaları da eklenince, bütün bölge savaş teyakkuzuna girdi.
Ama ortada bir hazırlık yoktu. Irak işgalinde bir yıl hazırlık ve yığınak yapan, onlarca ülkeyi yanına çeken ve ancak saldırıya başlayabilen ABD, bölgedeki askeri hazırlıklarını artırma yerine, Katar’daki El Ubeyd Hava Üssü gibi, askeri üslerinden tahliyeler yapıyordu.
“Savaş” sözlerine rağmen, Trump yönetimi İran’ı hiç bilmiyor, tanımıyor, Maduro’nun kaçırılmasının verdiği özgüvenle atıp tutuyordu.
Bu kafa, İran’a saldırabilirdi de. Bu elbette muhtemel. Ama bir adım sonrasını düşünmedikleri belli. Sonrasını hesap etmedikleri belli. Netanyahu bu açığı iyi biliyor ve ABD’yi bir tuzağa çekiyordu.
Her şey, hazirandaki 12 günlük “İran’a saldırı” ezberine dayanıyor. İran’ı bütün bölgeden uzaklaştırıp içeride savunmaya iten bu güçler, “Rejim içeriden çöktü, küçük bir fiske vurursak tamamen bitecek” kolaycılığı ile pervasızlaşıyordu.
Ama İran aslında öyle değildi. Direnci yüksekti, dışarıdan bir saldırı rejimi düşürmeye yetmezdi. Bir işgal ise İran’da mümkün değildi. ABD’nin de İsrail’in de böyle bir gücü ve imkânı yoktu. Küresel konjonktür onlara bu kapıyı açmıyordu.
Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve -BAE hariç-, bütün bölge ülkeleri, böyle bir saldırının intihar olacağına dair ABD’ye baskı yapmaya başladı. Ne kadar sonuç alındı, bilgiler henüz eksik ama etkili olduğu önceki akşam Turmp’ın açıklamaları ile kendini belli etti.
Trump, “İran’da ölümler bitti, idamlar da yapılmayacak” dedi. Bu açıklamanın İsrail’i endişeye sevk ettiğini söylemeliyiz.
Çünkü İsrail, Netanyahu’nun uçağını Girit’e göndermek, sığınakları takviye etmek, hava savunma sistemlerini daha geniş alanlara yaymak gibi, bu saldırıya hazırlık yapıyor, İran’ın karşı saldırısına önlemler almaya çalışıyordu.
Bugüne kadar tanık olmadığımız olay şuydu: ABD, sanki İran’a saldırıya değil de, İran’ın saldırısına karşı hazırlık yapıyordu. İsrail sanki İran’a saldırıya değil de, İran’ın İsrail’e saldırısına hazırlık yapıyordu.
Bugüne kadar, ABD ve İsrail’in saldırı hazırlığının dışında başka örnekler yaşanıyor ve bu kafa karıştırıyordu.
Kim bilir, İran’a karşı, belki de bugüne kadar tanık olmadığımız başka tür bir saldırı planlıyorlardı. Bunun ne ve nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz.
Ama İran’ın onlar için kolay lokma olmayacağı konusunda bütün dünya hemfikir. İçerideki olaylar şu an itibariyle etkisini kaybetmeye başladı bile.
Sadece Kürtler ve Beluciler üzerinden İran içeriden çökertilemez. Sadece bu güçlerin desteği ABD ve İsrail’e başarı sağlayamaz. İşgal gücü ve imkânı da olmadığına göre, sadece belli nokta hedeflere saldırı ile de İran çökertilemez.
Ayrıca, 1973’ten bu yana ilk kez, 12 gün savaşında İsrail ağır bir saldırıya maruz kaldı. İran’ın hipersonik füzeleri Tel Aviv’i fena vurdu ve İsrail’in “korunma dokunulmazlığı”nı bitirdi. Bence İsrail güvenlik doktrini bu saldırı ile çöktü.
Artık her bölge ülkesi, “İsrail’e saldırmanın kolaylığı”nı keşfetti. İsrail’in zayıf, savunmasız olduğunu, kimse bir şey demediği için bu kadar pervasız hareket ettiğini, aslında büyük korku yaşadığını gördü.
Dün sabah, bir anda İran hava sahası kapatıldı. Çin’den gelen uçaklar İran’a ulaşırken, yardımın ve desteğin içeriği bilinmezken, Tahran’ın bir şeylere hazırlık yaptığı daha da açık hale geldi. Uçaklar indikten sonra hava sahası tekrar açıldı. Peki o uçaklarda ne vardı?
Bölge ülkeleri, İsrail’in bölgesel hareketliliğini tamamen sınırlayacak adımlar atıyordu. Hep söylediğim “Coğrafya silahtır” sözü işte bu tür coğrafya silahının kullanılmasını içeriyor.
ABD ve İsrail, İran’a saldırabilir. Dünyanın ezberini bozacak adımlar atan, kaosa ve belirsizliğe yatırım yapan, soykırım düşüncesine sahip olan, yeryüzünün kaynaklarını talan etmek için her yolu normal gören Netanyahu ve Turmp, aniden bunu yapabilir.
Ama sonrası, belki de İsrail’in coğrafya haritasından çıkarılmasına yol açacaktır.
İran füzeleri yağmur gibi İsrail’e yönelecek, bunu ABD bile engelleyemeyecektir. Bölge ülkeleri, İran’a çok açık destek vermese de, İsrail’in alanını kapatacak, onu zora sokacak her adımı atacaktır.
Unutmayalım İsrail, 20. yüzyılda, Batı’nın bu coğrafyayı kontrol altında tutması için bir “Garnizon” olarak kuruldu.
ABD-Avrupa ilişkilerinin bile sallantıda olduğu bir dönemde kimsenin artık bu Garnizona ihtiyacı kalmadı. Öyleyle Yahudi Kabilesini dünyanın başka yerlerine dağıtmaya, İsrail’in coğrafya haritasından çıkarmaya yönelik kapılar açıldı.
Netanyahu ne yaparsa yapsın, Batı için İsrail’e yeni stratejik değer katmada hayal kırıklığı yaşayacak.
Günlerdir İran içindeki protestolar, doğrudan İsrail’in dahil olduğu, yönettiği, yönlendirdiği bir saldırı türüydü.
İsrail, hazirandaki saldırıdan sonra İran’a ikinci kez, içeriden saldırıyordu. Tahran bunu bir İsrail saldırısı olarak görmeli ve zaten de öyle. Peki İran, buna misilleme yapar mı? Elbette böyle bir hakkı var.
ABD ve İsrail’in son hazırlıkları, İran’ın bu yüzden, İsrail’e saldıracağı ihtimali üzerine mi yapılıyordu? ABD askeri üsleri bu yüzden mi boşaltılıyordu?
İsrail halkı bu yüzden mi sığınaklara taşınıyordu? Ezber bozucu saldırı bu sefer İran’dan gelebilir miydi? Bunlar da muhtemel senaryolar.
İsrail’in bütün coğrafyayı terörize eden saldırganlığı tahammül sınırlarını çoktan aştı. Soykırım yapan bir ülkenin, bu coğrafyada asla huzur bulamayacağı bir gerçek.
İran, Türkiye, S. Arabistan ya da herhangi bir bölge ülkesi, artık bu tür taşkınlıkları tolere etmeyecek, edemez.
Öyleyse İsrail için çok zor günler başlayacaktır. İsrail zayıftır, korku ile hareket etmektedir, ABD gücü dışında kendini savunacak kimse yoktur.
BAE her cephede İsrail ile hareket ediyordu. İsrail adına ülkeleri parçalama, iç savaşlar çıkarma ve kirli işleri yürütüyordu.
Bakın başına neler geldi. Yemen’den kovuldu, Sudan ve Somali’den de kovuluyor. Bir an önce kendine gelmezse, BAE’nin kendi varlığı tehlikeye girecek.
Yunanistan ve Rum Kesimi İsrail’i koruyamaz. Onlar kendilerini bile koruyamıyor. Onlar da İsrail gibi korku ile hareket ediyor aptalca ittifaklara giriyor.
Bu tam bir çaresizlik görüntüsüdür. Netanyahu her ne kadar uçağını Girit’e gönderse de burada bile güvende olamayacağını yakında görecektir.
Dolayısıyla, İsrail, Yunanistan, Rum Kesimi cephesi, Yunanistan’ın büyük kayıpları ile sona erecektir. Bu dönemde İsrail ile müttefik olan, ortak cephe kuran her ülke ciddi kayıplar yaşayacaktır.
Öyle sanıldığı gibi, Rum kesimi ve Yunanistan’ın “Avrupa koruması” beklentisi de boşa çıkarılacak.
ABD’nin Grönland’a el koyacağını açıklaması, bütün Avrupa’yı dehşete düşürdü. Bir NATO ülkesinin toprağına el koyan ABD’ye karşı Norveç, Almanya, Fransa, İngiltere Görönland’a asker göndereceğini açıkladı.
Danimarka bölgeye asker sevk etmeye başladı. Ama yapacakları hiçbir şey yok.
Avrupa çaresizliği bu haldeyken kimsenin Yunanistan’ı, Rum Kesimi’ni düşünecek hali kalmayacaktır. Bu durum daha da büyüyecek, Ukrayna savaşına yansıyacak, Rusya-Avrupa cepheleri genişleyecektir.
Böyle bir dünyada İsrail’e dokunan yanacaktır.
Suudi Arabistan’ın Yemen’den başlayarak Somali ve Sudan’da Türkiye çizgisine gelmesi sevindirici. Bu devam etmeli, Türkiye-S. Arabistan-Pakistan ortaklığı bölgesel bir eksene dönmeli, Mısır, Cezayir, Endonezya da bu eksene alınmalı.
Türkiye-S. Arabistan-Pakistan savunma ortaklığı bir nükleer ortaklığa dönüştürülmeli. Coğrafyayı korumak için bu şarttır.
Artık bıçak kemiğe dayandı ve bölgenin bütün ülkeleri gelecekleri için doğru kararları vermek zorunda. İsrail’e sessizlik, ABD’ye müsamaha hiçbir ülkeye gelecek güvencesi vermeyecek.
Sanırım artık bu idrake varıldı ve herkes buna göre adımlar atmaya başladı. Bu, coğrafyamızın yüz yıl sonra kendine gelmesi ile sonuçlanabilir.
Rusya’nın nükleer başlık takılabilen İskender füzeleri verdiği, Çin’in elektronik savaş malzemeleri, uçaklar ve hava savurma sistemleri verdiği İran, belki nükleer silaha da sahip.
Böyle olunca ABD’nin iki kez düşünmesi gerekiyor. İsrail kendini koruyacak fırsatı bile bulamayabilir. Sanırım şu an, ABD de İsrail de bu “ihtimaller”i değerlendiriyor.
ABD’nin artık bölgemizde hiçbir ülkeyi işgal etme imkânı yok. İsrail’in hiçbir ülkeyi vurma gücü yok. Vurursa, sonrası kendilerine yönelecek felaketi önleme gücü yok.
Artık her ülke, İsrail’e saldırının mümkün olduğunu gördü. ABD’nin Amerika kıtasına çekildiği, Avrupa’nın kendi gelecek kaygısına kapıldığı bir dünyada İsrail er ya da geç sahipsiz kalacaktır.
Arap blokunun (BAE dışında) İsrail’i kendinden uzaklaştırdığı, İran’ın İsrail’e saldırı ihtimalinin bulunduğu, Türkiye’nin İsrail’i öncelikli tehdit olarak tanımladığı, bir dönemde bu “Garnizon”un ömrünün dolduğunu söyleyebiliriz.
Ve bu, gerçekten olacak. İsrail bu haritadan çıkarılacak. Hele ABD, Avrupa, Rusya, Çin ölçeğinde işler biraz daha olgunlaşsın, o zaman göreceğiz.
ABD ve İsrail bütün bu hallerde bile İran’a saldırabilir. Çünkü onlar sadece saldırı ile ilgileniyor. Sonrasını yönetme ile değil. Ama yenemezler, parçalayamazlar. Ve bu istikrarsızlık Türkiye’yi fena halde öfkelendirecektir.
Bu öfkenin ne tür güç sarsıntılarına neden olabileceğini herkesin tahmin ettiğini sanıyorum.
Peki tam tersi olursa ne olacak? Çözüldü dedikleri İran, bir gece İsrail’i vurursa ne olacak. Tel Aviv alev alev yanarsa ne olacak? Bir avuç İsrail nereye sığınacak. Hangi deliğe girecek?
Bu bile olabilir. Artık böyle bir dünyadayız. Dünya düzeninin yok olduğu bir yerdeyiz. Güçlü olanlar ayakta kalacak, sendeleyenler yere serilecek.
Türkiye ve coğrafyamızın en güçlü olduğu dönemdeyiz. Herkes bütün hesapları çok ince, detaylı yapıyor, atacağı adımları yüz kez hesaplıyor ama yoluna devam ediyor.
İşte bütün bu kriz fırtınalarından Türkiye’nin bir Süper Güç olarak çıkacağına inanıyorum. Öyleyse, İsrail’den çok Türkiye’nin adımları dikkatle takip edilmeli.
Ve Türkiye güçlendikçe İsrail küçülecektir! Artık bu coğrafyada, ABD ve İsrail için hiçbir şey kolay olmayacaktır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.