
Vaktiyle ayıla bayıla oyununu da oynadığım Fallout’un dizisini izliyorum şu aralar. Hortlaklar, mutantlar, saftirik sığınak sakinleri, radyasyonlu bir dünyada hayatta kalmaya çalışan vahşi insan tiplemeleri, yamyamlar. Bütün bu korkunç tiplemelere rağmen dizide bir “korkunçluk” değil de “fantastik lunapark” atmosferi hâkim.
Fallout’u izlerken “Türkiye lan burası” diyor insan. Zaten diziyi izlemeye başladığım günden itibaren Türkiye ile “fantastik lunapark” tamlamasını eşitledim zihnimde. Evet ve maalesef Türkiye artık fantastik bir lunapark görünümü arz ediyor. Olgulara inanan zaten yok da algılara inanan da kalmadı pek. Varsa yoksa lunaparkın göz boyayan sanallığı.
Fakat yine de lunapark dediğin bir eğlence de vadeder insana. Türkiye’de de öyle oluyor. Aslında içinde yaşamasak daha doğrusu lunaparkın hem sahibi, hem sakini, hem oyunbazı olmasak aşırı eğlenceli bir ülke burası.
“Dün olanlar sıralı liste” bile yeteri kadar eğlenceli. Deniz Göktaş’ın Tayyip Erdoğan’a diktatör deyip bunu Youtube’dan özgürce yayınlaması mı desek, Cübbeli Ahmet’in sitesini hackleyip “İbn Teymiye’den özür diliyorum” mesajı yayınlayan Selefi meşrep arkadaşların bunu yine kendi haber kanallarında ciddi haber olarak paylaşması mı desek, Rasim Arı-Nimet Özdemir-Mesut Özarslan üçlüsünün AK Parti’ye transfer olması mı desek, “eleştirilerin seviyesi düşük olduğu için çok üzgünler” haberi yapan güya spor muhabirine Arda Güler’in canlı yayında şahane şekilde haddini bildirmesi mi desek, CHP’lilerin “Ali Mahir Başarır Kemal Kılıçdaroğlu’nun elini sıktı mı sıkmadı mı” meselesinde VAR’a gitmesi mi desek, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Halil Ergün’e dava açması mı desek, süresiz nafakanın iptaline yönelik PR’ı da yapılan yasanın torbadan çıkarılması mı desek, Munzur Üniversitesi’nin “Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle” falan yazarak göreve gelen rektörünün Barış Atay’ın Recep Tayyip Erdoğan’a ağız dolusu hakaret ettiği Sabotaj oyununa salon tahsis etmesi mi desek… Unuttuklarım da vardır listede, görmediklerim de.
Bu toplamın tamamı çok çeşitli bakımlardan zihnimdeki “fantastik lunapark” resmini tamamlıyor.
Bu, burada bir dursun.
Görmüşsünüzdür belki. Putin “Almanya’yı niçin işgal etmeyiz?” konulu bir bildiri yayınladı. Bildirinin bence en çarpıcı kısmı “Almanya’yı işgal etmeyiz çünkü nüfusunuzun önemli bir kısmı o kadar çılgın ki bisiklete binerek ve böcek yiyerek iklimi etkileyebileceğine inanıyor. Belki bu muazzam beyin hasarı giderilebilir ama bu da bize çok pahalıya mal olur” cümleleriydi.
Almanya bize nazaran daha gelişmiş bir fantastik lunapark elbette. Ki bu da Türkiye açısından aşırı korkutucu bir haber. Demek ki biz de gelişip güçlendikçe, “muasır medeniyet” seviyesine ilerledikçe fantastik lunaparkımız da gelişip güçlenecek.
Bu tuhaf rüyadan uyanmanın bir yolu da yokmuş gibi duruyor üstelik. Hayatımızın geri kalanını “eğlenmeye bakarak” geçireceğiz belli ki.
Ciddiyetten pek umudum kalmadı. Aslında dünya genelinde artık “ciddiyet” insanların peşine düştüğü bir şey değil. Pek aranan bir özellik değil. Zaten bir anlığına ciddileşsek Nimet, Rasim, Mesut üçgenini de pek sindiremeyiz, iki cibilliyetsize devletin rektörünün salon tahsis etmesini de pek sindiremeyiz… Dolayısıyla sanırım Türkiye’deki politik düzlem de fantastik lunaparkın devamlılığından yana.
Öyleyse bize iki bilet. Dönme dolaba binecez de…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.