Faydalı işsizlik hakkı yahut uzmanlar diktatörlüğü

04:0011/05/2026, Pazartesi
G: 11/05/2026, Pazartesi
İsmail Kılıçarslan

Fragmenter filozof Chul Han “enfokrasi” demişti malum. İletişim ve enformasyon delirmişliğinin dünyaya armağan ettiği kaosu “enfokrasi” ile tanımlıyordu. Hoş, Chul Han da geçenlerde ölen Habermass gibi. Kendi tanımladığı ve dünyaya armağan ettiği “enfokrasi”nin en çok İsrail tarafından ortaya konulduğunu falan söyleyemiyor bir türlü. Almanların (yahut Chul Han gibi Almanlaşmışların) böyle bir tarafı var malum. Meseleyi bir türlü Siyonizm’e, İngiliz-Yahudi Medeniyeti’ne, soykırıma getiremiyorlar.

Fragmenter filozof Chul Han “enfokrasi” demişti malum. İletişim ve enformasyon delirmişliğinin dünyaya armağan ettiği kaosu “enfokrasi” ile tanımlıyordu. Hoş, Chul Han da geçenlerde ölen Habermass gibi. Kendi tanımladığı ve dünyaya armağan ettiği “enfokrasi”nin en çok İsrail tarafından ortaya konulduğunu falan söyleyemiyor bir türlü. Almanların (yahut Chul Han gibi Almanlaşmışların) böyle bir tarafı var malum. Meseleyi bir türlü Siyonizm’e, İngiliz-Yahudi Medeniyeti’ne, soykırıma getiremiyorlar. Hem insanın durumunu mükemmele yakın şekilde tespit edip hem de bu durumun asıl müsebbiplerini gözden kaçırmaya çabalamak da, nasıl derler, “tam Almanlık.”

Enfokrasinin yani iletişim ve enformasyonun yol açtığı büyük kaosun en büyük kazananları hiç şüphe yok ki “uzman diktatörlüğü”nün temsilcileri. Bu kavramsallaştırmayı da büyük oranda İvan İllich’e borçluyuz.

Uzman diktatörlüğü kabaca “kendilerinin izni olmadan herhangi bir şeyin gerçekleşmesine rıza göstermeyen uzmanların oluşturduğu baskıcı, tek tipleştirici, hizaya sokucu bir diktatörlük inşası” demek.

Doktorlar, ekonomistler, finansçılar, mühendisler ve birkaç grup uzman daha bu diktatörlüğün başat aktörleri.

İllich, birkaç şahane örnek veriyor bu diktatörlük düzeni için. İlki kadınların doktor gözetimi olmaksızın doğuramayacakları bir düzlemin sağlıkçılar tarafından inşa edilmesi gerçeği. İkincisi, dünyada kendi evini inşa edebilme kabiliyetinin mimarlar, mühendisler ve şehir planlamacıları eliyle sadece toplumun binde birlik kesimi olan zenginlere devredilmiş olması. “Boş vaktinde kendi barınağını inşa edemez artık insan” diyor İllich ve ekliyor: “Çünkü boş vakit verimsizliktir ve uzmanların desteğiyle nefes alıp veren kapitalizm boş vakitten, faydalı işsizlik hakkından nefret eder. Sistemin devamı uzmanlara ve aksaksız üretime bağlıdır.”

“Yahu nereden çıktı bu yazı?” diye sorarsanız size “hantavirüsten” diye cevap vereceğim.

Tam bir enfokrasi numarası. Bir kere çok fazla, ama gereğinden çok daha fazla enformasyon söz konusu olduğu için biz uzman olmayan ölümlüler bu virüsün ne olduğunu, neye yol açtığını, nasıl mücadele edeceğimizi bilmiyoruz. Sağlıkçılar finansçılarla ve mühendislerle bir araya gelerek karar verecekler hantavirüsün ne olduğuna. Ve doğaldır ki sağlıkçılar bu virüsü “sistemin izin verdiği” şekilde tanımladıktan hemen sonra o devasa sistem işine gelirse “kapanma” diyecek, işine gelirse “aşı” diyecek, işine gelirse “tehlike yok” diyecek falan. Bu esnada hantavirüsün “kendisiyle ilgili gerçek” değişmiş olmayacak. Sadece hantavirüsün enformasyon süreci uzmanlar eliyle şekil değiştirecek durmadan.

Biz “kapanma”, “yarı açılma”, “normalleşme” falan duyacağız belki bir süre. O esnada da uzmanlar dünyayı “enfokratik” olarak yeniden formatlayacaklar belki de.

Hayır hayır. Komplo teorisi falan değil yaptığım. O iş Dilipak’ta. Ben şükür kafam ayık geziyorum. Sadece bir önceki virüs, aşı, kapanma, açılma falan zıkkımlarında dünya formatlanırken oradaydım.

Hantavirüs de tıpkı korona gibi işlevlendirilebilir. Uzmanlar diktatörlüğü, kapitalizmin yoluna devam edebilmesini sağlamak üzere hantavirüsü dünyaya “çöken” bir epidemi olarak tanımlayabilir. Kapitalizm istediği nefesi aldıktan hemen sonra da “açıldık” durumu olabilir.

Bekleyelim, görelim ve en önemlisi ölmek için doktorların, ev yapmak için uzmanların, birikim yapmak için ekonomistlerin onayının şart olduğu bir dünyada yaşıyoruz, bir düşünelim.

#Toplum
#hayat
#İsmail Kılıçarslan