2026’da dezenflasyon, ekonomiye etki eden ekonomi dışı faktörler ve para politikası

04:003/01/2026, Cumartesi
G: 3/01/2026, Cumartesi
Levent Yılmaz

2024 yılı Mayıs ayında yıllık enflasyon %75,45’e kadar yükselerek yakın dönemin en yüksek seviyesini görmüştü. Sonrasında ise ilk etapta baz etkisinin yoğun desteği ve ardından da uygulanan programın etkisi ile hızla düştü ve 2025 Kasım itibariyle %31,07’ye kadar indi. Öncü göstergelere ve dezenflasyon programının uygulanmaya devam edeceğine ilişkin beklentilere bakarak 2026 yılının genelinde de enflasyonun düşmeye devam edeceğini öngörüyoruz. Ancak önemli bir farkla! Tıpkı diğer tüm makroekonomik

2024 yılı Mayıs ayında yıllık enflasyon %75,45’e kadar yükselerek yakın dönemin en yüksek seviyesini görmüştü. Sonrasında ise ilk etapta baz etkisinin yoğun desteği ve ardından da uygulanan programın etkisi ile hızla düştü ve 2025 Kasım itibariyle %31,07’ye kadar indi. Öncü göstergelere ve dezenflasyon programının uygulanmaya devam edeceğine ilişkin beklentilere bakarak 2026 yılının genelinde de enflasyonun düşmeye devam edeceğini öngörüyoruz. Ancak önemli bir farkla!

Tıpkı diğer tüm makroekonomik verilerde olduğu gibi enflasyonda da bozulma hızlı olurken toparlanma yavaş gerçekleşiyor. Hatta “ipin ucunun kaçtığı” bazı durumlarda toparlanma sadece gecikmiyor belki de imkânsız hale gelebiliyor. Neyse ki Türkiye’de böyle bir durum söz konusu değil ve tesis edilen dezenflasyonun süreceğini öngörüyoruz. Fakat 2025 sonunda %31’e kadar düşen enflasyonun bu yıl sonunda %20’nin altına gitmesi için sadece programa değil bazı dış faktörlere de ihtiyacımız olduğu gerçeğini bugünden kabul etmemiz gerekiyor.

Peki bu faktörler neler olabilir? Bana göre bu yıl ekonomide en çok destek göreceğimiz konuların başında ekonomiye etki eden ekonomi dışı faktörler gelecek. Örneğin ABD ile ilişkilerin görece iyileşmesinin bir yansıması olarak Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına yönelik bir haber akışı ekonomi için algısal olarak oldukça destekleyici sonuçlar üretebilir. Buna ek olarak yine ABD’de devam eden ve her yönüyle “siyasi” olduğunu bildiğimiz Halkbank davasının da lehimize sonuçlanması veya düşmesi büyük olumlu etki oluşturacaktır. Ayrıca Türkiye’nin F35 programına geri dönmesi de pozitif gündem açısından oldukça önemli olur.

Bununla birlikte ABD Merkez Bankası Fed’in faiz indirimlerine devam etmesi ve genişlemeci söylemleri de Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için oldukça iyi haber anlamına geliyor. Dolar Endeksi’nin zayıflaması ve görece düşük dolar faizi sermaye hareketlerinin gelişmekte olan ekonomilere yönelmesi sürecini de beraberinde getirecektir.

Diğer yandan Gri Liste’den çıkan Türkiye’nin son dönemdeki kara para ve terörizmin finansmanının önlenmesine yönelik güçlü adımlarını da göz önünde bulundurursak sermaye hareketlerinin daha fazla lehimize olacağını da öngörebiliriz.

En büyük dış ticaret partnerimiz olan Avrupa’nın da toparlanmaya başladığına yönelik veri akışı ihracatçılarımız açısından iyi haber.

Tüm bu beklentiler ve veri ile haber akışının 2026 yılında Türkiye’de para politikasına destek verecek sonuçlar üreteceğini değerlendiriyorum. Bu gelişmelerle birlikte eğer aylık enflasyonun ana eğilimindeki düşüş de kalıcı hale gelirse yılın ikinci yarısından itibaren faiz indirimleri patikasında bugün düşündüğümüzden daha hızlı bir Merkez Bankası görebiliriz. Ancak o zamana kadar reel sektörü destekleyici adımları da gündemimize almalı ve finansal koşullar uygun hale gelene kadar reel sektörün kalıcı hasar almasının önüne geçmeliyiz.


#ekonomi
#faiz
#enflasyon
#Levent Yılmaz